Browsing Tag

diyaloglar

e-günlük

Mahalleyi Ayağa Kaldıran Olay

-Dıııt Dıııt
Efendim?
-Evren Bey merhaba, Hilton’dan arıyorum.
Aaaa buyrun?
-Otelimize kadar gelmiş, 7. kattan dönmüşsünüz. Okuyunca çok gücümüze gitti ve…
Ve beni tekrar orada görmek istiyorsunuz. Yanılıyor muyum?
-Iııı aslında biz 7. katta vakit geçirdikten sonra ayırttığınız kral dairesinde gecelemeden otelimizden ayrılmanızın sebebini öğrenmek için aramıştık. Memnuniyetsizliğinizi öğrenip, telafi etmek isteriz.
Pardon, ben kral dairesi mi ayırtmıştım?
-Beyfendi siz Evren bıla bıla değil misiniz?
Değilim! 

 

 

 

 

 

Karşı apartmanın herhangi katındaki evli çift, ocakta bebek mamasını unutup, gezmeye giderler. Bebek mamasının yanan ocakta unutulması dışında buraya kadar her şey normal. Mama yana yana, kabı erir ve bütün apartmanı pis bir koku kaplar. Öyle ki üst kattaki bayan bu koku yüzünden zehirlenmeye bile başlar. Sirenler, itfaiye araçları, polis arabaları, koşuşturan mahalle sakinleri, olayı henüz anlayamayıp balkona fırlayan apartmandaki diğer komşular… Mahallemiz birden kırmızı turuncu renklere bürünüp, kıyamet gününü andırır bir hengameye ev sahipliği yapmaya başlıyor. Emniyete edilen telefonun hemen ardından çok kısa bir sürede 4 itfaiye aracı, 5 polis arabası ve daha bir sürü sirenli, ışıklı araçlar apartmanın önüne doluşunca olayın vehametinden çok Aydın’daki asayişin neden berkemal olduğunu gözlerimle görebildiğimi düşündüm. Yangın çıkmamıştı ama geç farkedilseydi bir faciaya dönüşebilme riski de taşıyordu. Beni ilgilendiren polisin ve itfaiyecilerin 2-3 dakikada birden mahalleye doluşmasıydı. Bir ihbarı ciddiye alıp topyekün olaya müdahale eden emniyet güçlerini ve itfaiyecilerimizi tebrik ediyorum.

-Dııııt Dııııt
-Beni aradığından eminsen ben Evren!
Abi, Cengiz ben.
-Söyle Cengiz…
Öncelikle son yazın bir harika abi, yoru…
-Sadede gel Cengiz!
Pardon abi. Şey diyecektim: Hani bakkaldan, pazardan alışveriş yaparız da elimizde poşetlerle eve doğru gelirken yolda bir tanıdıkla karşılaşırız ya…
-Çok ilginç. Eeeee?
O tanıdıklar da elimizdeki poşetlere gözlerini dikerler, bizimle değil de poşette nelerin olduğuyla ilgilenirler ya, işte bu beni çok kahrediyor. Çok üzülüyorum, sinirleniyorum :(
-Cengiz, benden ne istiyorsun!
Hani diyorum abi, bu konu hakkında bir yazı kaleme alsan blogunda..
-Cengiz!
Efendim abi?
-Git, münasip bir köşede çömelip kendinden utan!
Tamam abi :(
-{ya sabır ya sabır}
Abi, son yazın gerçekten çok güz…
-Kapa kendini Cengiz!

Düğünlerde çokçadır az sonra bahsedeceğim kız tipleri. A bir de doğum günü partilerinde sıkça karşılaşabiliriz onlarla. Erkek arkadaşlarının içine düşen kızlardan bahsediyorum :) Geçenlerde görüş alanıma girdi bir tanesi. Gümbür gümbür müzik çalıyor, saç baş makyaj dört dörtlük yapılmış hanım kızımız nişanlısının koluna girmiş delikanlının gözlerinin içine baka baka şarkıyı söylüyor. Şarkıyı söylüyor ama resmen yaşayarak söylüyor. Şımarık tavırlar, yanağa kondurulan öpücükler arada bana da (!) gönderilen kaçamak bakışlar :) Dünyanın çivisi çıktı derler, çıktı da battı bir yerlerimize zaten :) Mekan kalabalık, anneler babalar var, bekar olup iç geçiren kızlar erkekler var. {Kendimi tenzi ediyorum :)} “Siz yiyemediniz, bak ben nasıl da yiyorum” der gibi, öyle sarmaş dolaş hareketler… Görmemişin sevgilisi olmuş, yalamış yutmuş hesabı, resmen çevresindekilere gösteriş yapan kızlara gıcık oluyorum!