Browsing Tag

bbg

e-günlük, Sesli Yazılar

Google’a Sorulan Tuhaf Sorular

google

Yazının başlığını ‘Google’a sordular, beni böyle buldular’ şeklinde güncelleyebilirim ama hemen konuya girmek istiyorum.

e-vren günlüğü’ne 2014 yılı boyunca Google’da hangi aramalar yapılarak gelindiğine baktım. Anahtar kelimelerin yanında her zamanki gibi Google amcaya doğrudan soru soranlar vardı ki bunlardan dikkatimi çeken 10 tanesine bu yazımda yer vermek istedim.

İşte, 2014’te bazılarınızın yolunu bu bloga düşüren o tuhaf sorular: Devamını Okuyun

e-günlük

Pelin Akat’ın BBG Çocukları

Dizi denilince Bizimkiler, Süper Baba, İkinci Bahar; reality show denilince Sıcağı Sıcağına, çocuk programı denilince Susam Sokağı, şarkı yarışması denilince Popstar serisi nasıl ki hemen akla geliyorsa 50 yıl sonra da Biri Bizi Gözetliyor hala daha hafızalarımızda yer etmeye devam edecek. Türkiye’deki yarışma programlarının ruhunu bir anda değiştiren aykırı özelliklere sahip BBG evi, Türk aile yapısına hiç de uymayan pek çok özelliğe sahipti. Onlarca kameranın 24 saat kontrolünde kızlı-erkekli aynı mekanda yaşayacak olmak ilk bakışta Türkiye gibi bir ülkede akıl almaz bir durumdu. Ama biz her duruma alıştığımız gibi buna da alışmıştık. Öyle ki BBG, 6. serisiyle geri dönerek efsaneleştiğini gözler önüne serdi.

Pelin AKAT‘ın yurt dışından modelleyip Türk televizyonlarına armağan ettiği Türkiye’nin ilk ve en sıradışı yarışmasından bugüne kadar 100’e yakın genç gelip geçti. Dokun Bana, Ben Evleniyorum, Gelinim Olur musun gibi yarışmaların babasıydı, önderiydi ama diğerlerinin aksine bir yetenek yarışması değildi. BBG evinde ne iyi şarkı söylemek, ne çok güzel ya da yakışıklı olmak, ne de ölmüş fareleri ağızla taşıyıp, denge tahtasında başarıyla yürümek gerekiyordu. Pelin Akat’ın çocuklarının tek yapmaları gereken 100 gün boyunca hapsedildikleri evde büyük bir sabır sınavı vermekti. 100 gün bütün psikolojik savaşlara başarıyla karşı koymak da yetmiyordu aslında. Kavga etmek, ezilmeyip ezmek ve böylece her gün ekranlarda dönen BBG görüntü(vtr)lerinde en çok yeri kapmak gerekiyordu.

PEKİ ŞİMDİ ONLAR NEREDE?
01 Melih: İsminin başında numarası ya da BBG eklentisi olmadan soyadıyla da bilinen tek yarışmacı diyebiliriz. BBG’nin 6. serisinde Öykü Serter her ne kadar da “efsane Biri Bizi Gözetliyor’un efsane yarışmacıları!” diye bağırıp çağırsa da 1. dönem BBG, Türk televizyon tarihi için bir efsaneydi. Sadece yarışmada birinci olan Melih Değirmenci değil, diğer 14 kişi de neredeyse hala daha hafızalardaki yerini koruyor. BBG Melih’in yarışmada kazandığı 150 Milyara hiç dokunmayıp hasta ve yardıma muhtaç bir adama bağışladığı söylentileri dolaşamıştı ortalıkta. Banu Alkan’la aynı dizide rol aldı, bir kaset denemesinde bulundu, ancak ikinci klibi çekemeden ortalıktan kayboldu. Sonra memleketi İzmir’de bir kafe açıp işlettiği duyuldu. TRT’de yetenek yarışmalarını sorgulayan bir programa verdiği röportajda “BBG’ye katıldığına pişman olduğunu, yarışmanın hayatını alt üst ettiğini” söyledi.

05 EDİ: BBG 2’nin Fenerbahçeli 1.siydi. İlk yarışmacıların aksine bol bol vurup kıran, bağırıp çağıran bir kişilik sergilemişti. Ermeni asıllıydı ve buna rağmen Türkiye’deki bütün bölgelerden yüksek puan alarak BBG evinin yeni galibi olmuştu. Gerçek adı Edward’dı ve gazeteler günlerce Ermeni asıllı Edi’nin nasıl birinci olup da büyük para ödülünü aldığını tartıştı durdu. Röportajlarında dizi ya da kaset gibi bir projesinin olmadığını söyledi. Hayali reklam filmlerinde oynamaktı ancak özel bir televizyon kanalında spor programı sunmaya başladı. Evden çıkar çıkmaz Aktüel’e kapak olan 05 Edi, popülerliği azaldıkça da Edward Bozukluoğlu olarak hayatına kaldığı yerden devam etmeye başladı.

07 KAAN: BBG evinin 3. serisinde de gelenek bozulmamış ve yarışmayı yine bir erkek yarışmacı birincilikle bitirmişti. Kadın köşe yazarları günlerce bu konuyu tartıştı. 07 Kaan’ın birinciliği ile Türkiye’nin toplumsal yapısı masaya yatırıldı. Neden BBG’de bir bayan yarışmacı yüksek puanlar alamıyor ve birinci olarak o evden çıkamıyordu. BBG 3’ün yayınlandığı dönem Osmantan Erkır’ın mucizevi yarışması Popstar, Türk seyircisini sarmaya başlamış, bütün umutlar bu şarkı yarışmasından çıkacak kadın birinciye bağlanmıştı. 1977 İstanbul doğumlu Kaan, büyük para ödlünü aldı; birkaç programda göründü; yapım şirketinin 3 yıllık konuşma yasağı bittikten sonra bir daha medyada görünmedi.

BBG 4‘ün birincisi 01 Hakan ile BBG 5‘in şampiyonu 17 Viken için ortalıkta pek bilgi yok. BBG’nin açtığı yoldan çok daha farklı programlarla ilerleyen diğer yapımcıların yeni nesil yarışmaları arasında onların adı sanı pek duyulmadı. Zeten ilk üç BBG’den sonra diğelerini pek seyreden de olmadı. Bugün arama motorlarında ne birinciler ne de diğer yarışmacılar için güncel bir bilgiye ulaşmak mümkün değil. Pelin Akat ve ekibi şimdilerde efsane dedikleri 6. nesil BBG eviyle meşguller. Eskiye nazaran şartların biraz daha yumuşatıldığı, Türk aile yapısına aykırı olduğu anca farkedilip kız erkek odalarının ayrı yapıldığı, bayanların daha bir kapalı kıyafetler giydiği, hır gür’ün azaldığı bir Biri Bizi Gözetliyor evi var karşımızda. Yine merak konusu, yine seyrediliyor. Güçlü denilen iddialı isimler bir anda kapı dışarı edilebiliyor ve BBG fanatikleri hiç alışık olmadıkları yeni kurallar karşısında ekrana daha çok kitleniyor. Ve yeni BBG’yi diğerlerinden ayıran en büyük fark: Artık bayan yarışmacılar her hafta en yüksek puanları toplayıp eleme hakkını ellerinde tutuyorlar. Peki ya sonra?

Pelin Akat ve yapım şirketi ya yaz versiyonlarıyla BBG’yi canlı tutmaya çalışacak ya da efsaneye yeni efsanevi bölümler eklemeye devam edecek. Televizyon dünyası ne bu tarz yarışmalara ne de şişirip şişirip öğüttüğü ve bir çırpıda hazmettiği geçici ünsüz şöhretlere doyacak. Melihler, Eraylar, Atalar, Sinemler, Tülin ve Canerler hiçbir zaman ekranlarımızı ve dost sohbetlerimizi boş bırakmayacaklar.

e-günlük

CUMHURİYET YÜRÜYÜŞÜ

 {Baştan belirteyim, bu uzun bir yazı olacak}

Eskiden ne güzelmiş, annem anlatır hep: Gaz yağı kuyruğuna girerler, saatlerce beklerlermiş. Öyle 5’er 10’ar ekmek almak yokmuş. Ellerindeki karneyle ekmeklerini alabilirlermiş. İstasyon meydanında adamlar asılır, adamlar asılırken bir başka meraklı adamlar gidip seyrederlermiş.

Eskiden ne güzeldi. Biri Bizi Gözetliyor, Benimle Evlenir misin?, Akademi Türkiye vardı. Melih, Hülya‘ya mı aşık yoksa Esra’ya mı diye merak ederken, Eray’la Melih’in birinciliği üzerine iddialara girer, kavga ederdik. Tülin’le Caner’in aşklarına salya sümük ağlarken çoğu kızımız kapıda, pek çok erkek de 30’undan sonra evlenmek zorunda kalmıştı. Semra Kaynana ile ilgili herhangi bir haber yoksa Ali KIRCA bizim için bir anlam ifade etmez olmuştu. O zamanlar küresel ısınma yoktu. Varsa yoksa Popstar, Benimle Dans Eder misin? ve Ünlüler Çiftliği vardı. Ekonomi, şehit haberleri, siyaset… bunlar sıkıcı konulardı. Eskiden ne güzeldi.

Bugünse -kimilerinin tabiriyle- Kurtuluş Savaşı dönemindeki milli ruh’a doğru bir kayış söz konusuymuş. Ankara, İstanbul derken milyonlar ellerinde Türk Bayrağı, yakalarında Atatürk rozetleriyle İzmir meydanlarında demokrasi arayacakmış. Kurtlar Vadisi, Asmalı Konak, Sıla, Binbir Gece‘nin milyon dolarlık Şehrazat’ı bile Türk Milletini uyutmaya yetmemiş. İnsanların demokrasi yürüyüşü, bayrak mitingi yapacağı tutmuş. 7’sinden 70’ine herkes tek bayrak, kırmızı beyaz renk ile tek amaç için bir araya toplanacakmış / toplanıyormuş.

Durup dururken rahatımız bozuldu, keyfimiz kaçtı. Cumhurbaşkanının eşi First Lady, Türkiye Büyük Millet Meclisi de Parlemanto olmasaydı da tek sorunumuz keşke küresel ısınma olsaydı. Elektrikler kesiliyor, sular gidiyor, barajlar kuruyor, göller haritadan siliniyor, cumhuriyet elden gidiyor, demokrasi ayaklar altına alınıyor vs vs vs

Ne işim var yarın İzmir’de Gündoğdu Meydanı’nda. Bir heyecan, bir coşku… İnsan ömründe kaç defa yaşanır ki bu olay. Faranjit oldum, sesim gitti ama yarın Cumhuriyet yürüyüşüne katılmak için hevesim gitmedi. Hazırlıklar tamam. Daha da ağırlaşmazsam yarın 2 milyon insanla beraber, arkadaşlarımızla İzmir’deyiz!