Browsing Tag

ayşen ö

e-günlük

Kütüphane Havası Solumayan Adam, Adam Değildir!

Gündüz, Aydın Ses gazetesine gitmiştim. Duvarda gazetenin ilk sayısı asılıydı.
Hilmi Tükel ve Yalçın Ata’yı rahmetle yâd etmek gerek.
Aydın İl Halk Kütüphanesi; benim kıymetlim.
Ayşen Ablam; Aydın İl Halk Kütüphanesinin kraliçesi. Beni ‘şuncâcıkken’ tanır ;) ‘Aydın, büyükşehir oldu ya artık bir ilçe kütüphanesi açmak zorunlu’ diyor. Bir de ‘müze kütüphane’ için kafasında projeler var. Benim ablam bu ikisini de başarır; bende de kütüphaneye bağışlanacak onlarca kitap hazırda bekliyor ;)
Evren’in en büyük gezegeni!

e-günlük

Gönüllü Kütüphaneci

Haftalardır konuşuluyordu. KPSS geçsin, Çankırı’ya AB Projesi’ne gidip geleyim derken nihayet bugün sabah İlknur‘la soluğu Aydın İl Halk Kütüphanesi‘nde aldık. İl Halk Kütüphanesi, bir süredir otomasyon sistemine geçiş için uğraşıyor. Yarım asırlık kitap kayıt defterleri tek tek internet ortamına aktarılıyor. Eleman sıkıntısı çeken kütüphaneye bu iş için Kültür Müdürlüğü birkaç personel görevlendirmiş. Ama elbetteki yeterli değil. Gönüllü desteğine de ihtiyaçları vardı. Ayşen ablam benden rica etti, ben de İlknur’un desteğini istedim. Bugün öğlen vaktine kadar sisteme veri girişinin nasıl yapıldığını öğrendik ve öğleden sonra defterdeki kayıtları online ortama aktarmaya başladık. Hal böyle olunca ilk gün sadece 4 kitap kaydı gerçekleştirebildim :)

Gündüz kütüphanede öyle yorulmuşuz ki -aslında yalan, Fatih ve İlknur’un eve gidesi yoktu, benim de aklıma girdiler- Semih‘i de alıp gözümüzü Pınarbaşı‘nda açtık. Armut minderlere bayılmıştık, o baygınlığı -kıskanç- ilknur da yaşamak istedi. Pınarbaşı yeni haliyle, bugün Aydın’daki en güzel, en ferah mekan durumunda. Üstelik yıllardır bahsi geçen ama bir türlü eyleme dökülemeyen Aytepe’yi Pınarbaşı’na bağlayacak teleferik inşaatına da nihayet başlanmış. Gece vaktine kadar yine bol kahkalhalı, bol fal’lı bir sohbet gerçekleştirdik. Hepimiz Eylül’de Türkiye’nin dört bir yanına dağılma hayalleri kurduk :)

e-günlük

ÖSS Beni Gersene!

Sabaha karşı 05.30’da yatıp öğlen 12’de gözümü zor açtım. Uyku düzenim yerle yeksan. İçiyorum demli demli çayları, kendimi veriyorum kitaplarıma… Sabahı ediyorum sonra da :)

Öğleden sonra kütüphanedeyim. İki KPSS sorusu çözüyor, uzman kütüphaneci Ayşen ablamla 10 soruluk muhabbet ediyorum. 5 dakika ders, 55 dakika ara :) Bilmeyen de öğretmen olacağım sanır! Bugün Harun‘un kardeşleri İrfan ve Ümran‘a vakit ayırdım. ÖSS öncesi onlarla bir araya gelmek fena fikir değildi. Tabi bize Ayşen ablam da eşlik etti. Saat 6’ya kadar kütüphanede kalıp, memularla beraber kütüphaneyi kapatınca kendimi devlet memuru gibi hissettim. {Öyle ki Ayşen ablam KPSS’den sonra Çankırı‘ya AB projesine katılmam için bana 6 gün izin veriyor sonra kütüphane projesi için iş başı yapacağım. İlknur da yanıbaşımda :)} Neyse, sonra kendimizi attık yeme içmeye :) Ümran beyimiz sandviç ekmeklerini soğuk buldu, ortam kendisine gürültülü geldi, başı ağrıdı, gözleri acıdı, “su bardakları kirli, çaylar soğuk” dedi. “Haydi hesabı ödeyelim, gidelim” havaları… Oy oy oy! “İrfanım” dedim, “kardeşim” dedim, “bir dahaki sefere arkadaşı bir cami avlusunda bırak da öyle gel” dedim :)

Hayat boş, doldur doldur boşalt ne gezer! Yedik bitirdik seni ÖSS :)