avrasyalı olmak « …bir e-lektronik yaşam projesi

Türkiye’deki STK’ların işleyişini yakından takip edenler ve Soros’un bazı Türk STK’lar üzerindeki etkisinden az çok haberdar olanlarda, Banu Avar’ın aşağıdaki yazısı “ora’yla bura” arasında bir benzerlik duygusu uyandıracaktır:

Yugoslavya’da demokrasi projesinin uygulanmasında OTPOR yani “direniş” adlı sivil toplum örgütü başı çekti.

Amerikalı işadamı George Soros tarafından finanse ediliyordu ve Yugoslavya’nın dağılarak “demokrasiye geçişi”nde aktif rol oynadı. [s.14]

Türkiye’de seyredilme rekorları kıran dizilerin, milyonlar dağıtan, ucuza şöhret sunan yarışmaların ve hatta magazin programlarının günahını da almak istemiyorum aşağıdaki satırları okurken:

Demokrasi projesinin en fazla önem verdiği kurum medya. 1999′da Amerikan Kongresi, Sırbistan’ın “demokratikleşmesi” için 25 milyon dolar tahsis etti. Miloseviç seçime giderken buna 10 milyon dolar daha ekledi. Bu para belli başlı sivil toplum örgütlerine ve medyaya dağıtıldı.

Özel ellerdeki medya en çok da televizyonlar, ülkenin politik olarak hassas olduğu zamanlarda, en alakasız yarışma programlarını ya da halkın büyük bir çoğunluğunu ekrana kilitleyecek sürükleyici bir diziyi şapkadan çıkarıveriyorlar. [s.15]

Banu Avar da demokrasi projelerinin en fazla önem verdiği sektörde, “medya”da çalışan, bu sektörden ekmeğini kazanan çok değerli bir isim. Orhan Pamuk‘un Nobel Edebiyat Ödülünü almasının ardından Nobel Ödüllerinin perde arkasını bütün çıplaklığıyla ekrana taşıdığı programın tekrarı, İsviçre’nin “ricası” üzerine yayından kaldırılmıştı. Ama programın tamamına internetten ulaşılmasına kimse engel olamadı. Öyleki yüksek lisans dersinde oturup bütün sınıf o pragramı seyredebildik.

Ekrana taşıdığı araştırmalarıyla Türkiye’yi aydınlatan AVAR’ın programının tekrarının yayından çekilmesi bazı şeylerin işaretiydi şüphesiz. Akdeniz Üniversitesi’ndeki söyleşisinde de bu işaretleri sezdiğini öğrencilere söylediklerinden anlamak mümkündü. Söyleşiye katılan arkadaşım Orhan aktarmıştı: Banu Avar, TRT’nin programını tamamen yayından kaldırmasının an meselesi olduğunu düşünüyor ve gençlerden TRT’ye sahip çıkmasını istiyordu.

Tarih 6 mayıs 2008. Banu Avar, Elazığ’a bir söyleşi için geliyordu. Kitaplarını okuyup, programlarını severek seyrettiğim bu isimle aynı şehrin sınırları içinde olacaktım. İlk defa bu kadar yakındım belki de ona. Öğleden sonra yapılacak olan söyleşiye katılmayı çok istedim ancak komutanlardan izin alamayacağımı düşünerek hiçbir girişimde bulunmadım. Banu Avar, Elazığ’dan ayrıldı, birkaç hafta sonra ben de askerlik görevimi tamamlayıp Aydın’a döndüm. Beklenen ve gümbür gümbür geliyorum diyen kötü haber açıklandı: TRT, Banu Avar’ın işine son vermişti. Demokrasi projelerinin en fazla önem verdiği sektör medya, devletin resmi kanalı TRT, Avar’ın Soros karşıtı, Avrupa ruhu aleyhindeki görüşlerine daha fazla tahammül edememişti.

Kıymetli bir ismin işine son verilmesi okurları ve seyircilerinin dışında kimse tarafından tepkiyle karşılanmadı nedense. Birkaç köşe yazarı dışında olayı kaleme alan bile olmadı. Banu Avar Akdeniz Üniversitesi’nde gördüğü rüyayı aynen yaşadı.

İnternetteki program videolarının seyredilmesini; Sınırlar Arasında, Avrasyalı Olmak, Hangi Avrupa ve kendisiyle yapılan söyleşiden oluşan Demokrasi Projeleri kitaplarının okunmasını önemle tavsiye ediyorum. Basının kapattığı üçüncü gözümüzün açılması adına…

Kitabın Künyesi: Sınırlar Arasında, Banu Avar, Truva Yay., 397 S.


Bu kitapta, 2005 sonbaharıyla 2006 yazı arasında TRT’de yayınlanan, Sınırlar Arasında adlı programda işlediğim 14 ülkeden gözlemleri, 14 ülkenin anılarını, acılarını ve masalsı kavuşmalarını bulacaksınız…” diyerek Avrasyalı Olmak kitabının içeriğini özetliyor Banu Avar, Okura İlk Not’ta.

Dedesinin memleketi Dağıstan‘dan Fidel Castro’nun Kübası’na kadar 14 ülkeyi dolaşıyor. Ve Banu Avar, insanı içine çeken, karşısına oturtup anlatıyor hissini veren başarılı üslubuyla bize Modern Medeniyetin gerçek yüzünü gösteriyor bir bir… Her yerde karşımıza Amerika başta olmak üzere Avrupa Birliği’nin oyunları çıkıyor. Masum insanlara sahip oldukları yer altı zenginlikleri, jeopolitik konumları yüzünden uygulanan ambargolar, katliamlar, işkenceler, yaptırımlar sorgulanıyor. Demokratikleştirme adı altında parçala böl taktikleri, hoşgörü bilinci adı altında Hıristiyanlaştırma çalışmaları vs. Her yerden Soros ve Sorosvari kuruluşlar sırıtıyor. Türkiye’deki organizasyonları çağrıştıran pek çok kötü tecrübeyi yaşıyor Orta Asya ve diğerleri. Hepsinde başrolde AB ve ABD. Banu Avar’ın görüştüğü, mikrofon uzattığı ezilmiş, horlanmış pek çok insanın ağzından “Türkiye’ye hayranlık, saygı” cümleleri dökülüyor. Yaşanan afetler, darbeler, zulümler sonrası dünyada onlara ilk koşan biz olmuşuz, bunları anlatıyorlar.
Banu AVAR’ı Seyretmek, Okumak, Tanımak

TRT’deki Sınırlar Arasında programında işlediği Nobel Ödüllerinin iç yüzüyle ilgili bölümü şaşkınlık ve hayranlıkla seyretmiştim. Baştan sona seyrettiğim ilk programıydı. Yüksek Lisans dersindeydik. Orhan Pamuk dahil, alınan ödülün ve ödüllendirilen kişilerin artık hiçbir değeri kalmamıştı gözümde. Yayınlanmış 3 kitabı var Avar’ın. Gündemdeki olaylar, Türkiye’ye karşı oynanan oyunlar hakkında bilinçlendirilmesi bakımından özellikle lise ve üniversite öğrencilerine öğretmenler tarafından mutlaka tavsiye edilmesi gereken kitaplar. Elinize aldığınız an, bir solukta okuyacağınızdan eminim. Ayrıca Banu Avar’ın üniversitelere söyleşilere katıldığını da biliyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde görüştüğü öğrencilere “TRT’ye sahip çıkın” dediğini de duymuştum. Medyanın bir ülkeyi temelden değiştirecek güce sahip olduğunun altını çiziyordu. Zaten buna da kitabında sık sık değiniyor.

Avrupa Birliği, bizden istedikleri konusunda her zaman iki yüzlü davranıyor. Öyle ki kitabın daha ilk başında Banu Avar, tek dişi kalmış canavarın çifte standardına şu cümlelerle gönderme yapıyor:

Demokrasi projesini uygulayan sivil toplum örgütlerinin, Amerika’da veya Batı Avrupa’da faaliyet göstermeleri yasak. Amerika, dünyaya demokrasi ihraç ederken, ihraç malının Amerika’da kurulamayacağını sözleşmelere koyuyor. Demokrasi hareketleri sadece öteki ülkeler için var. Batıda böylesi faaliyetlere girmenin cezai müyyidesi var.

Hedefteki ülkelerde, önce ekonomi felç ediliyor. Bu iş demokrasi projeleriyle paralel yürütülüyor.

Para piyasaları dışarıdan gelen uluslararası vur-kaç tefecilerine açılıyor; özellştirme adı altında fabrikalar kapatılıyor; ulusal sanayi ve enerji kaynakları ele geçiriliyor.

Kaynak: s.12, Avrasyalı Olmak, Banu Avar, Truva Yay.