Browsing Tag

alperen

e-günlük

2011 Ramazanı Şikayetlerim

Bu benim 30 yıllık ömrümün ilk Yaz Ramazanı. Bu yüzden her yıldan daha çok merak ediyordum 11 Ayın Sultanı’nın gelişini.

İlk haftasını geride bırakalı bir iki gün oluyor. Sahura kadar oturuyorum, bilgisayar başında çalışıyorum, sahuru hazırlayıp bizimkileri uyandırıyorum. Bu Ramazan sahur Evren’den, iftar sizden şeklinde bir program yürütüyoruz ;) Hiç acıkmıyoruz desem yeridir, iftar sofrasında tek aradığımız su. Çorba dışında diğer yemekleri yiyemiyoruz bile. Şu an zorunlu tatilde olduğum için Ağustos sıcaklarında oruç tutuyor olmayı objektif olarak değerlendiremeyeceğim ancak tahminimden daha rahat geçiyor. Ortaokula giderken kışın oruç tutardık ve o zamanlar iftar saati bir türlü gelmek bilmezdi, susuzluktan kıvranırdım ;)

Bu Ramazan’ın ilklerinden biri de hatimli Teravih namazı tecrübesi ;) İlkokuldayken dedem, Alperen‘le beni Ramazan Paşa Camii‘ne götürmüştü. Meğer hatimli kıldırılıyormuş, o zaman ilk 4 rekat bir ömür gibi gelmişti bana. Yaşlı amcalar nasıl dayanıyorlar böyle diye çok şaşırmıştım ki zaten yarısında dedeme çaktırmadan camiden kaçmıştık ;)

Her Ramazan olduğu gibi bu yıl da fütursuzca ulu orta yiyip içenlerden şikayetçiyim. Onlar kıyamete kadar her zaman var olacaklar, bunu da biliyorum ;) Bir de camilerdeki klimalardan şikayetçiyim, bir treavihte üç defa yer değiştirdiğimi hatırlıyorum. Her cepheden demir gibi keskin esen klimalar bizim 60 yaşı görmemize mani olacak gibime geliyor ;)

Ah bir de Cami Muhtarları var ki daha dün bir yenisine daha denk geldim. Bu can sıkıcı cemaat üyeleri, her camide mutlaka olur ve hedeflerinde hep birkaç çocuk vardır. Namazı o yaşlarda eğlence olarak gören ama aslında bu şekilde pişen çocukları gözlerine kestiren bu Cami Muhtarları onlara bir an olsun rahat nefes aldırmazlar. Hatta işi çocukları ya camiden kovmaya ya da en arka safın da en arkasına tek başlarına namaz kılmaya göndermeye kadar ilerletirler. Bunların derdi ben namazımı huşu içerisinde kılayım bencilliğinin ötesinde veya berisinde bir şey değildir.

Aydın il sınırları içerisinde Ramazan her zamanki gibi pek yaşatılamıyor. Henüz Atatürk Meydanı’na çıkmadım ancak Aydın Belediyesi’nin Ramazan etkinlikleri ile ilgili reklamlarını gördüm. Koskoca Belediye bugün başlayan ve sadece 3 gün sürecek bir dizi Ramazan etkinlikleri hazırlayabilmiş. Çok uzağa değil Denizli’ye gidip bu konuda bir modelleme yapsınlar ;)

Bu yıl, en önemli Ramazan davetlerinden birine iştirak etmek üzere dünden beri heyecanlı bir bekleyiş içerisindeyim. e-vren öğrencilerinin organizasyonundaki o Ramazan iftarı gerçekleşir gerçekleşmez detayları e-vren günlüğü’nde büyük bir mutlulukla  paylaşacağım.

facebook sayfası: http://tr-tr.facebook.com/evrensoyucokphotoblogger

facebook’evreni: http://www.facebook.com/evrengunlugu

twitter’evreni: https://twitter.com/#!/evrengunlugu

e-vren’i reader’dan anlık takip et: http://www.evrengunlugu.net/feed/

e-günlük

e-vren günlüğü PCnet Dergisi’nde

Perşembe gecesi e-vren günlüğü’nün teklif usulü belirlenmiş 40. ve son MisAfiR KaLeMi ile tanıştı e-vren dünyası. Sevgili Melis, hem yazısının içeriğiyle hem de insanı kendine hayran bırakan yorumuyla bu sanal yolculuktaki yerini aldı. Sadece yazısıyla değil sesiyle de e-vren günlüğü’ne merhaba diyen Melis, böylece MisAfiR KaLeM geleneğinde de bir ilki gerçekleştirmiş oldu.

e-vren günlüğü, PCnet Eylül 2009 sayısında

Aynı gece PCnet dergisinin Eylül sayısında blogların tanıtıldığı sayfalarda e-vren günlüğü’ne de yer verildiği haberini aldım Kayhan‘dan. Gecenin bir vakti PCnet bulamayacak olmanın acizliği ile Kayhan’dan ilgili sayfanın fotoğrafını rica ettim ;) Söz konusu yazıyı kaleme alan sevgili Kıvanç Tanrıkulu‘na çok teşekkür ediyorum, ellerine sağlık. Oradaki bir cümleyi düzeltmek istiyorum: Benden fotoğraf sanatçısı olarak bahsedilmiş; ben henüz yeni yeni pişen amatör bir fotoğraf meraklısıyım ;)

Yıllar önce {şurada} nişan {burada} da düğün yazılarını yazdığım Devamını Okuyun

e-günlük

Sessiz Sedasız Birgün

Şu sıralar sessiz sedasız ortalıkta dolaşmakla meşgulüm :) Bugün resmen “ses var, görüntü yok” modundaydım. Dersi ben mi işledim, ders mi beni işledi anlamadım :) Boğaz pastilleri, vitamin hapları, ıhlamur çayları vs derken bu günü de son derece sıkıntılı bir şekilde sonlandırdım.

Bir öğretmen “ses”ten ve “görüntü”den (tabi bilgi’yi de unutmamak gerek) ibaret olduğu için 6 saat boyunca gençlerle “sessiz-sedasız” ne yapacağımı bilemedim. Aslında bildim. Atatürk ile ilgili seyrettiğimiz videonun haricinde yaptıklarımızı yazmayayım buraya :)

Hafta içi her gün 08.45’te başlayan derslerim 15.10’da bitiyor. İlk defa bugün minibüsle eve gelirken uyuyup kaldım araçta :) Sanırım yorgunlukla beraber içtiğim ilaçların etkisi beni böyle perişan etti :)

Dersteyken İstanbul’dan aranmışım. Duysam da konuşamazdım. Akşam yemek yerken Alperen aradı, sesim olmayınca abime açtırdım :) Birkaç saat sonra Kasım aramış, sonradan gördüm. Görsem de yapabileceğim bir şey yoktu; çünkü evde tektim :) Kasım’a mesaj atmakla yetindim. Hoppalaaa :x

e-günlük

Fotoğraflarla 2006

Ocak 2006‘da Kurban Bayramı’nı kutlamışız. Henüz lisans son sınıf öğrencisiymişim ve sınıf arkadaşlarım Selda ARSAK ve Dilek SAĞIR, bize bayramlaşmaya gelmişler. 

Şubat 2006‘da Hüss‘le, o çok konuşulan elma rendesi’ni yapıp, e-vren günlüğü’nde paylaşmışız. Tarihinin en yüksek ziyaretçi sayısına o gün ulaşmışız :)

Mutlu‘nun yanına İzmir’e gitmişim. İzmir kazan biz kepçe gezmişiz.

Çılgın yeğenlerim Şaziye ve Arif‘le bizim evde sabahlayıp, zıvanadan çıkmışız. Abuk sabuk ama çok eğlenceli fotoğraflar çekilmişiz. Gül gül, ölmüşüz.

Mart 2006‘da eski adıyla ADÜ ToG, şimdiki adıyla ADÜ Genç Gönüllüler‘le sosyal sorumluluk projeleri için atölye çalışması yapmışız. Bir kaynaşmış bir kaynaşmışız ki hem çalışmışız hem bol bol fotoğraf çekilmişiz. Apayrı bir arşiv çıkmış ortaya. Sağlam bir proje de cabası…

Nisan 2006‘da üç kardeş merkez kafeteryada öğle yemeği yemişiz. Aynı kampüste okuyor olmamıza rağmen birlikte yemek yememiz 2006’da ilk ve son defa objektiflere yansımız :) Hangi üç kardeş aynı üniversitede okuyup da, aynı yemekhaneden yemek yiyebiliyor ki :)

Mayıs 2006‘da mezuniyet hazırlıklarına girişmişiz. Bizim sınıfta her şeyin “toplu”su başlamış. Mezuniyet andacı için toplu fotoğraflar çekilmişiz. Dağınıklığı epey bir toparlamışız :)

Mezuniyet gecesine katılmışım. Bunun için abimin düğününden sonra ilk defa bir takım elbise almışım. Ama bütün gece boyunca kendimi dünyanın en tipsiz erkeği hissetmişim :) Buna rağmen istemediğim kadar oynayıp zıplamışım.

Bütün sınıf, Paşayaylası’na mezuniyet pikniğine gitmişiz. Üç arkadaş semaveri yakmayı ve onda çay demlemeyi bütün piknik boyunca becerememişiz. Bol bol ip atlamış, yakar top oynamışız. Ekmeğimiz bitmiş, aç kalmışız.

Haziran 2006‘da o çok beklenen an gelmiş, mezun olmuşum. Ailem başta olmak üzere en yakınlarım o gün beni yalnız bırakmamış. Hayatımda en çok o gece dur duraksız oynamışım. Resmen zıvanadan çıkmışız :)

Harun‘un mezuniyet gecesine katılmışım. Eski sınıfımdan arkadaşlarımla aynı masada yemek yemişim. Eski hocalarımı görmüşüm ama tanımazlıktan gelmişim. sadece biriyle sohbet etmişim.

Temmuz 2006‘da Aydın Life dergisinde yazmaya başlamışım. Okuyuculara ilk Kısmetten Öteye Geçilmiyor Madem diyerek seslenmiş, derginin birinci sayısının piyasaya çıktığını bir arkadaşımın telefonuyla öğrenmişim :)

Ağustos 2006‘da göçmen hayatları konu alacağım yazı için Bulgaristan göçmeni Hatice nineyle söyleşi yapmışım. Sonra bu yazıyı Aydın Life dergisinin Ağustos sayısında yayınlamışım.

Eylül 2006‘da Çine‘ye çılgın yeğenlerimin yanına gitmişim. Meşhur Çine köftesi yemişiz, akşam film seyretmişiz, komik fotoğraflar çekilmişiz, balkonda dizüstü bilgisayarla internet bağlantısı yakalamaya çalışmışız.

Ekim 2006‘da Ramazan Bayramı‘nı kutlamışız. Dedemin kamerasıyla objektife poz vermişim. En çok o bayram ziyaretlerde bulunmuşum. Ama kimlerin geldiğini not etmeyi unutmuşum :)

En yakın arkadaşlarla kardeşim Ziya‘nın doğum gününü kutlamışız, canlı müzik yapılan bir yerde. Eğlenememiş olacağız ki alt kattaki discoya inip kurtlarımızı dökmüşüz.

Kasım 2006‘da teyze oğlumun düğününü yapmışız. Davetlilere yemek yetiştirememişiz. Kapıda misafir karşılamaktan kundura ayakkabı, ayağımı çok sıkmış :) Düğün vesilesiyle takım elbiseye biraz daha alışmışım…

e-günlük

11 Ay Sonra Evlenir{miş}im :)

Hava kararıncaya kadar sokakta oynamanın, at koşturmanın, üstü başı dağıtıp, ayakkabıların burnunu deldirip, paçaları çamura batırarak eve gelmenin zamanı geçti artık benden 11 ay büyük teyze oğlum için. Dershane günleriymiş, sözmüş, nişanmış derken şaka maka düğün günü geldi, damatlıklar giyildi, nikah kıyıldı, evlilik cüzdanı nikah memurundan teslim alındı, dünya evine girildi. Artık evli barklı adamsın. Bir eşin, bir evin ve dünya kadar sorumlulukların var. Bundan böyle senin gibi sokakta at koşturacak çocuklar dünyaya getirme sırası :) Hayat işte, roller değiş tokuş ediliyor. Sahneyi terk edenin rolünü mutlaka yeni birileri devralıyor.

Günün damatı benden 11 ay büyük; “eee sıra sende” diyenler de çok olunca “doğal şartlarda 11 ay sonra evlenmem gerekiyor” mantığı da epey dilimize pelesenk oldu bugün :) İşin şakası bir tarafa bu, hesap kitapla olmuyor. Öğrenciliğinin son aylarını -hatta zirvesini- yaşayan, hayatında henüz biri olmayan, boyu posu, endamı yerinde olsa da daha askerliğini yapmamış biri olarak 11 ay sonra evlilik hayali abesle iştigal oluyor, hatta haddi aşmak bile sayılıyor :)

e-günlük

Düğünümüz Var :)

Bundan tam 11 ay önce teyze oğlum Alperen‘in nişan haberini yazmıştım. Beklenen gün geldi, nefesler tutuldu. Saatler sonra Dedemin 9 torunundan 3.sü de bugün dünya evine giriyor. Alperen benden 11 ay büyük, normal şartlarda 11 ay sonra da benim evlenmem gerekiyor. Ama ben gönüllü olarak sıramı kardeşlerime veriyorum :) Şimdi biz “gelin” almaya gidiyoruz…

e-günlük

Evlenen evlenene

yunusevren_evrenbogaz

Yalnızlıktan da kurtulup yalnız kalmak isterim*

Fakülteye çıkmak için minibüs durağında beklerken liseden sınıf arkadaşım Ayvaz‘la karşılaştım. Askerden geleli 10 gün olmuş. Askere gitmeden önce de evlenmiş.Şu anda bir esnafın yanında çalışıyormuş. Duyduklarıma inanamadım. “Ayvaz ne kadar hızlısın” dedim :)

Dün akşamsa eski dostlarımdan Kerim‘i askere uğurladım. O da iş güç sahibi oldu. Yanlış hatırlamıyorsam 1 yıl önce evlenmişti. Dün askere uğurlarken öğrendim, küçük bir bebekleri de olmuş.

Dersahaneden sınıf arkadaşım Ali (AKTAŞ) da bu sömestride nişanlanıyor, yazın evleniyor. Pamukkale Ünv.den sınıf arkadaşım Melda da bu yaz dünya evine giriyor. Alperen Haziran’da, Ferit Eylül’de bekarlığa veda ediyorlar. Kızların çoğu daha erken evlenip çoluk çocuğa karıştı bile. Erkekler de birer birer ya askerliği ya da evliliği aradan çıkarmaya başladılar.

Normal şartlarda 2007 Haziranı’na kadar hala öğrenciyim :) Kıskandığım falan yok arkadaşlarımı, ben halimden gayet memnunum.

*Attila İLHAN/ Kaptan 1

Bu yazı, ilk blogcu.com’da yayımlandıktan sonra buraya taşındı.