İstanbul’da İlk Ramazan

İstanbul'da Ramazan

‘Erken yazılmış geç teslim edilmiş yazılar var. Oysa ne çok, geç yazılan erken söylenen yazılar…’

İstanbul’da Ramazan… Bu kutsal şehirde on bir ayın Sultan’ını karşılıyor olmak büyük bir mutluluk, ne kadar şükretsem az.

Her yıl bitişiyle hüzünlendiğim Ramazan tüm ihtişamıyla yine yer yüzünde. İftardan teravih namazına her ayrıntısı kıymetli ve güzel elbet ama ben niyeyse çocukluğumdan beri en çok sahurları severim.

Aydın’dayken genelde sahura kadar oturur, sofrayı hazırlar bizimkileri uyandırır ‘sahur benden iftar sizden’ derdim. Sahurda uyku sersemliğini, bir bardak su içip hemen yatağa gömülmeyi sevmiyorum. Çok ayrı bir sıcaklığı, manevi havası var sahurun ve hep canlı, kalabalık olsun istiyorum.

Şu an 2013 Ramazan’ın ilk sahuru, ilk günü. İstanbul’da Ramazan’ın bir kısmını yaşamayı hep arzu ederdim. Bir gün bu şehr’İstanbul’da yaşayacağım aklıma gelmezdi. Tıpkı Ramazan’ı İstanbul’da karşılayacağımı hayal etmediğim gibi.

Bir sonrakine kadar herkese Hayırlı Ramazanlar diliyorum.

 facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

Anlatamamak Kadar Anlatabilmenin Sıkıntısı

mserdark.com yazarı; internet ekipler amiri M. Serdar Kuzuloğlu

Serdar Kuzuloğlu, kişisel blogundaki 4 Temmuz tarihli Kendini Anlatabilme Sıkıntısı başlıklı yazısında kişisel blogunda en az bahsettiği şeyin kendisi olduğunu fark ettiğini yazıyor.

Kuzuloğlu, sosyal ağların neredeyse hemen hepsinde var ve paylaşımlarda bulunuyor. Ancak, bunların içinde 140 karaktere kısıtlı bir ortama öncelik vermek, aşırı anlam yüklemek kendisine mantıklı gelmediği için en az Twitter’ı önemsediğine de vurgu yapıyor. Oysa en kıymet verdiği ve hakkında en çok bilginin yer aldığı yerin blogu olmasına rağmen takipçilerinin Twitter paylaşımlarını temel aldığından yakınıyor. {Yakındığına dair açıkça bir ifadesi yok ama ben böyle bir anlam çıkardım.}

Çoğu insan çoğunlukla kendini anlatamama sıkıntısı çekerken bazı insanlar da Kuzuloğlu’nun yazısının başlığındaki gibi “kendini anlatabilme sıkıntısı” çekebiliyor. Bu da belki çok dolu, çok donanımlı, çok entelektüel bir üsluba sahip olmak ya da Twitter’dan Facebook’a hemen her sosyal platformda çokça paylaşımda bulunuyor olmaktan kaynaklanıyor olabilir.

Bazen ben de kendimi anlatabilmekten dolayı – aslında – anlatamama / anlaşılamama sıkıntısı yaşayabiliyorum. Tam da bu noktada itiraf etmem gerekirse blogdaki veya sosyal ağlardaki paylaşımlarımın bazen anlaşılmadığını düşünüyorum.

Kuzuloğlu, kişisel blogunda en az kendisini anlattığını söylüyor, bu durum benim blogum için tam tersi. Fakat internetteki platformlar arasında blogumun benimle ilgili konularda merkez olması konusunda Kuzuloğlu’yla hemfikirim.

Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal ağların bana ait olmadığının; kısıtlamalarının olduğunun, hesabımın tüm paylaşımlarımla birlikte sürpriz bir şekilde silinme riski olduğunun farkındayım. Sosyal ağlar karşısında bloglar popülerliğini yitirmiş hatta çoğu atıl duruma gelmiş olsa da benim için her zaman asl’olan blogum olacaktır.

Çünkü e-vren günlüğü tamamıyla bana ait ve burada kendimi daha özgür hissediyorum.

 facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

Elbet Bir Yolu Yordamı Vardır İstanbul Olabilmenin

İstanbul’daki 280. Gece

Çoğu arkadaşım banasenin yerin İstanbul derdi ama ben İzmir’den başka yere dönüp bakmazdım. İstanbul’a geldiğim ilk günler, durup durup yahu ben televizyonda seyrettiğim İstanbul’da mıyım gerçekten dediğim çok oldu.

Yürüyen bir merdiven gibi İstanbul, adımınızı attığınız gibi sizi alıp götürüyor. İstanbul alıp götürüyor ama ya “çıkarıyor” ya da “indiriyor.”

İlk zamanlar sakin bir şehir olan Aydın’dan gelmiş olmanın tedirginliği içinde Continue reading →

siz yokken evren tek bir gezegen!

26.06.2013 (87)-003

33. yılın ilk gününden ilk fotoğraf.

Beni yaratmayı bana lütf’ettiği için Yaradan’a ilk teşekkür tek şükür. Evren’de beni bir evren olarak var ettiği için hamd’olsun.

Sonra anneme babama sonsuz teşekkür… Ödenmeyen haklarıyla birlikte onlara tüm borçlarımla boynu bükük teşekkür… İsmimi Evren koydukları için, oysa daha ne çok şey için…

Kardeşlerim, canım ailem, dost bildiğim, dost edindiğim, beni dost bilen, kardeş kabul eden hayatımda var’olan herkese teşekkürler.

2 yıldır ‘otuz’ kelimesine dilim alışamamıştı; çok büyük geliyordu. Şimdi ömrümün 33. yılını yaşamaya başladım. İlk kez 26 Haziran’da Aydın’da değilim. Yeni yaşıma şehr’İstanbul’da giriyor olmanın hayrın bir işareti olmasını diliyorum.

Doğum günümü kutlamak için arayan, arayıp da ulaşamayan ve mesaj atan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Biliyorum; siz yokken Evren tek bir gezegen!

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik