Cuma günü akşam üzeri Haktan ve İbrahim’le önce ESKO’nun çatısında sonra da Cihanoğlu Külliyesi’ndeydik. TOFD‘un Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası‘na e-vren günlüğü olarak verilecek desteğin yeni adımı için bir videoblog hazırlığına giriştik. İftar sonrası büyük bir heyecanla makineyi bilgisayara bağlayınca tüm verilerin ortadan kaybolduğu gerçeğiyle yüzleştim. Haktan pek çok program denedi ama gideni geri getirmeyi başaramadı :( Yılmadık; yarın yine aynı yerde videoyu tekrar çekmeyi düşünüyoruz.
Video çekimlerinden sonra fotoğraf çekmeyi de ihmal etmeyip {1} {2} {3} {4} tanesini yayınladım.
Cuma akşamı Ramazan geldi. Sahura kadar balkonda sohbet ettik. Gündüz uyandığımda saat 13.30′du :) Birkaç saat sonra İzmir’den ablamlar geldi. Bir numaralı yeğenim Büşü‘yle fotoğraf, picasa ve photoshop üzerine hoş bir paylaşım gerçekleştirdik :)
İftara 10 dakika kaldı. İftardan sonra içelim diye nane aromalı limonata ve bir sürü çikolata aldım. Bir de bunun üstüne 4. kata 6 kavun taşıdım :)
—
evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereğiTürkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘ninkampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’adestek olmaya davet etmektedir. TOFD’aulaşın; gönüllü olun;3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.
Bu yazı e-günlük kategorisine 5 Eylül 2009, Cumartesi günü eklenmiştir.
e-vren günlüğü’nün 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘ne 365 gün boyunca destek verme kararından sonra yazılan her yazının altına ve ziyaretçilere gönderilen her epostanın sonuna TOFD’a destek yazısı eklemeye başladım. Bunu, Aydınlı MisAfiR KaLeMlerle çekildiğimiz blogun en üstündeki değişken header ve sağ taraftaki TOFD logosu takip etti. Yakın bir zamanda da destek kampanyasında yeni bir adım atacağız. Bunun için çekilmiş birer fotoğraf ve videoblogla desteklenecek yeni kampanya Ramazan Bayramı’ndan hemen sonra e-vren günlüğü’ndeki yerini alacak.
Gün içinde kullandığımız ama tam anlamıyla sözlük anlamını bilmediğimiz pek çok sözcük var. Zaman zaman farkına varıp not ettiğim ve sonrasında sözlüklerden anlamlarını bulduğum birkaç sözcüğü paylaşmak istedim. Üçer beşer yayınlayacağım bu sözcüklerle de bir e-vren sözlüğü oluşturmaya karar verdim :)
…….
e-vren sözlüğü (1)
Teveccüh: Bir iltifat karşısında “teveccühünüz efendim” diyoruz ama neyin teveccühü :) Arapça’dan dilimize geçen teveccüh sözcüğü “güler yüz gösterme, yakınlık duyma, hoşlanma ve sevgi” anlamlarını taşıyor.
Avaz:“Avazım çıktığı kadar bağırdım” diyene “neyin çıktığı kadar; o çıkan avaz da ne yahu?” diye sorsak verilecek cevap şu olmalı: Farsça bir sözcük olan avaz, “yüksek ses (nara)” anlamına gelmektedir :)
Müstahak: “Allah müstahakını versin” ya da “Ona bu müstahaktır” deriz de aslında ne demek isteriz? Arapça kökenli olan müstahak sözcüğünün sözlük anlamı “hak etmiş, layık, bir insanın layık olduğu ödül veya ceza” olarak geçiyor. Burada “hak etmiş” ve “ödül” anlamlarını es geçmemek gerek. Türkçemizde anlam kötüleşmesi denen olay var ki “müstahak” sözcüğünün de başına gelmiştir. Bugün “Allah müstahakını versin”i ödül gibi iyi anlamda kullanan pek yok gibidir.
evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereğiTürkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘ninkampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’adestek olmaya davet etmektedir. TOFD’aulaşın; gönüllü olun;3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.
Bu yazı e-vren sözlüğü kategorisine 3 Eylül 2009, Perşembe günü eklenmiştir.
“Hayır gibi görünende şer; şer görünende de hayır gizli olabilir“lik bir haberle güne başladığımda Harun‘un henüz birkaç saat önce dünyaya gelen kızı Eylül‘ün haberi tam manasıyla müjdeydi. Hayat, yaşayan faniler için her an yeni bir başlangıç, yeniden bir soluktu…
Rabb’in “Ol“sunundan kullarının “olmalı“sının daha kuvvetli olmadığı aşikardı; bu bana, başkalarına -sanırım yerinde- bir ders oldu. Bu dünyada hiçbir şeyin yüzde yüz garanti olmadığını hep söylerdim; {Devamını oku}
Bu yazı e-günlük kategorisine 1 Eylül 2009, Salı günü eklenmiştir.
Eylül 2007′de kaleme almış; {şurada} paylaşmıştım “Yıkılır Dağlarım“ başlıklı yazımı.
Temmuz 2009′da Nur‘la Ankara’da çalıştığı radyonun stüdyosuna girip seslerimizle hayat verdiğimiz dört yazımdan biri de oydu. Ses kaydını Haktan‘ın yardımıyla düzenleyip videoblog haline getirmek bu geceye kısmetmiş.
Sahibinin kaleminden yazıları yine sahibinin sesinden dinlemeyi seven e-vren günlüğü ziyaretçilerine iyi dinletiler:
—
evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereğiTürkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘ninkampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’adestek olmaya davet etmektedir. TOFD’aulaşın; gönüllü olun;3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.
Bu yazı VideoBlog kategorisine 1 Eylül 2009, Salı günü eklenmiştir.
Yeğenim Haktan‘ın 2010 MSP (Microsoft Student Partners) adaylığı için istenilen video çekimlerinden iki gündür kısaca bahsetmiştim. Nihayet Haktan, montajı tamamladı ve videoyu yayına soktu. Şimdi sıra MSP adaylarının mülakat yerine geçecek bu videolarını seyredip sonuçları açıklayacak MSP jürisinde. Her konuda olduğu gibi bu çalışmada da yardımını esirgemeyen sevgili Nur‘a teşekkür ediyor; Haktan’a adaylık sürecinde başarılar diliyorum.
Aydın’da Yıllardır Niçin İftar Çadırı Yok?
Bu yazıyı yazmamın amacı aslında Türk Kadınlar Birliği‘nin Aydın şubesini tebrik etmek. Yıllardır her Ramazan büyük bir azimle iftar çadırı kuruyorlar. Oysa Türk Kadınlar Birliği, yoksullukla mücadele eden, yoksullara hizmet götürdüğünü iddia eden bir sivil toplum kuruluşu da değil. İftar çadırı kurma konusunda aklımıza gelecek ilk vakıf-dernekler bellidir. Ama onlar ne hikmetse ortada yoklar. Aydın Belediyesi ise başkanı değişmesine rağmen “Ramazan’da kılını kıpırdatmama geleneğini“ bu yıl da bozmadı; çok tuhaf. Sanırım Türkiye’de Ramazan’ın en az etkisini gösterdiği şehirdir Aydın.
30 Ağustos Zafer Bayramı Vesilesiyle:Din Özgürlüğü, Dil Özerkliği, Demokratik Açılım söylemleriyle köşeye sıkıştırılan Türkiyem’in Türk insanı! Bütün bunları bizim hayrımıza istemeyen Batı’nın iki yüzlülüğünü anlayabilmek adına Banu AVAR’dan birkaç düşündürücü alıntı…
Banu AVAR kitaplarını okumayı, programlarını seyretmeyi seven biri olarak bir süre önce bitirdiğim Hangi Avrupa? adlı kitabından çarpıcı notları paylaşmak istedim. Köklerini unutmayıp özüne sahip çıkan, Türklüğünden asla gocunmayan Banu Avar, Asya’yı da Avrupa’yı da bilmediğimiz yönleriyle programlarına, kitaplarına konu eden muhteşem bir kalem.
Özellikle Avrupalı bürokrat, yazar ve basın mensuplarıyla görüşmeleri sırasında kaba tavırlara, birden öfkelenip ayaklanan tuhaf kişikliklere ve zehir gibi sorulara katlanamayıp röportajı yarıda bırakıp giden kompleks sahibi “üst kimliklere“ şahit olur yazar.
Medeniyetinden, teknolojik gelişmişliğinden, modern şehirlerinden gıptayla dem vurduğumuz, kapısından içeri girebilmek için kırk takla attığımız Avrupa’nın bize bakış açısı, Türklere uyguladığı çifte standartlardan kitaba düşen notlar: {Devamını oku}
Bu yazı e-günlük kategorisine 30 Ağustos 2009, Pazar günü eklenmiştir.