Browsing Category

e-vreniyyat

e-vreniyyat, Sesli Yazılar

Yirmi Beşinci Kat Yalnızlığı

Küçücük bir evreni koca bir dünyaya sığdırmaya çalışmanın yol açtığı ızdırapla yazıyorum bu satırları.

Önce çok sevdiğim insanlarımı aldılar ellerimden; doğup büyüdüğüm toprakları ve sonra geleceğimi… Olmak isteyip de olamadığım mesleği; aşık olduğum işi… Çok değil, birkaç yüz çocuğum vardı; önce beni aldılar onların ellerinden sonra onları dağıttılar dört bir yana. Devamını Okuyun

e-vreniyyat

Bedel

Bazen kirlilerden kurtulmak için temizleri de elden geçirmek gerekiyor. En azından ben öyle yapıyorum. Ne kadar az kalabalık o kadar çok huzur; ne kadar az insan o kadar çok ‘kendin’

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

e-vreniyyat

21. Yüzyılda Orhan Veli Olabilmek!

Orhan Veli'nin vesikalık fotoğrafı

Orhan Veli’nin vesikalık fotoğrafı

Satışa çıkaracağı nasır ilaçlarının ambalajına Orhan Veli Kanık‘ın

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allahın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi’ye.

mısralarını koymak isteyen İstanbul’daki bir ecza laboratuvarı şairin kapısını çalacaktır ancak kendisine teklif edilen yüksek fiyata rağmen Orhan Veli bu isteği geri çevirecektir. Yaşanan bu olayla ilgili usta şairin yorumu, “O şiir, nasır ilaçlarının kutularına değil, bir gün Batı edebiyatı antolojilerine girecek.” sözleri olacaktır. Kendisinden iki yaş küçük kardeşi Adnan Veli‘nin anlattığı bu olaydaki muhteşem ruhu bugün hangi ünlü (!) edebiyatçıya, usta (!) şaire, romanları çok satan (!) yazara anlatabilirsin ki?

Yaprak dergisi

Yaprak dergisi

Kışın ortasında paltosunu satıp Yaprak dergisinin yeni sayısını çıkarmak uğruna üşütüp hasta olmayı göze alan Orhan Veli, derginin diğer sayılarını bastırabilmek için Abidin Dino‘nun kendisine hediye ettiği tabloları da utana sıkıla satışa çıkaracaktır. Bunu Abidin Dino’ya söylemek çok utanç verici olsa da gerçeği kendisiyle paylaşır. Ancak ünlü ressam, darılmak veya ayıplamak yerine Orhan Veli’ye ne kadar ihtiyacı varsa satması için yeni resimler vermeyi teklif eder.

Bütün bu fedakarlık Türk edebiyatının yapı taşlarından Yaprak dergisinin kapanışına mani olamayacaktır. Dergi, 28. sayısının çıktığı 1 Haziran 1950 yılında edebiyat dünyasına veda eder. Dört buçuk ay sonra da Orhan Veli edebiyat sahnesinden ayrılacaktır. Yaprak dergisi, Sabahattin Eyüpoğlu‘nun fikriyle 1 Şubat 1951’de Son Yaprak ismiyle Orhan Veli özel sayısı olarak son bir kez daha yayımlanacaktır.

Türk edebiyatı için Yaprak dergisinin önemi çok büyük. Üstteki kıyafet, birkaç parça eşya satılarak 28 sayı çıkartılmaya çalışılan dergi, edebiyat dünyası adına önemli işlevleri yerine getirdi. Günümüz dünya anlayışında Orhan Veli’nin fedakarlığı ne yazık ki bazıları için acınılası boş bir uğraş olarak görülecektir. Bugün yazar olmayıp roman yazan ve çok satanlar listesine girip sahiden (!) yazar olduğunu sananlara; şair olmadığı halde şiir kitabı yayımlayıp üstüne bir de banka reklamlarında oynayanlara; yazma kabiliyetini önemsemeyip internetin SEO kurallarını emeğin ve içeriğin üstünde tutanlara ne Orhan Veli’yi ne de bir dergi için yaptığı onca fedakarlığı idrak ettirmek mümkün değil.

O yüzden öyle insanlardan bir adım geride yürüyüp on adım ileride düşünübilmenin hazzı ve gururu paha biçilemez!

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

e-vreniyyat

Kapı!

29 yıldır o kapıdan çok düğünler çok doğumlar çok ölümler geçti. Taşınıp yerleşenler taşınıp gidenler oldu. Kimi zaman çocukluğumuz geçti o kapıdan kimi zaman delikanlılık çağlarımız. Kapı, 1985’ten bu yana hayatlarımıza tanıklık etmeye devam ediyor.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

e-günlük, e-vreniyyat

Her Savaş Kendi Meydanına göre Büyüktür!

Büyüdükçe dertleri de büyüyen canım Aydın ; kendi de dertleri de daha büyük İstanbul beni bekler. Her savaş kendi meydanına göre büyüktür.

Bazı kitapları okumaya ‘hediye edilmedikçe’ sıra gelmiyor. Bu yolculuktaki son dakika arkadaşım ‘Ustam ve Ben’ ;) Bizim Turunculara (Ziya ve Deniz’e)  teşekkür ederim.

Bu, uzun yolculuğumun en korktuğum kısmını atlattığımın resmidir; çok şükür ;)

e-günlük, e-vreniyyat

Hırs, Maddiyatla Alakalıdır!

Tamamı yarın evrengunlugu.net’te yayımlanacak söyleşide Aylin Mersinlioğlu “Aydın için bir marka olmuşum ama ben öyle düşünmüyorum. Benim için markalaşmış olmak çok önemli değil. Kendim mutlu olayım, bu benim için yeterli. “Aman Aydın’ın bir numaralı markası olayım; diğer şehirlerde de tanınmaya başlayayım!” gibi hırslarım, heveslerim olmadı.” diyor.

Bakıldığında bugün birçok başarılı insanın ‘en iyi olma hırsıyla’ yola çıkmadığı görülür. ‘Başarılı olma’ sürecinde atılan ilk adımlar ‘kendini mutlu etme, sevdiği işi yapma’ gayesidir. Kazanılan para veya kazanılamayan para teferruattır. İşiyle gücüyle meşgul olan, belli bir entelektüel birikime sahip insanlara bakıldığında genel insan profilinin günlük meşguliyetleriyle alakadar değildir. (Televizyon gibi) Onlar, Ayşe teyzenin dedikodularından Birol amcanın çakır keyif sohbetlerinden de bihaberdir. Üreten insan, genel insan grubu içinde ‘aptal’ gibi dursa da dünyayı yine kurtaran onlardır. Maneviyatın hırsı olmaz; hırs, maddiyatla alakalıdır.