Browsing Category

e-günlük

e-günlük

İstanbul’da beş yılı geride bıraktım*

Tam beş yıl önce bugün, çalışmak ve yaşamak için İstanbul’a geldim. Sabah saatlerinde Aydın’ın eski otogarından otobüs geri geri çıkarken en ön koltuktan anneme, kardeşlerime ve beni uğurlamaya gelenlere el sallıyor, çıktığım bu yeni yolculuğun yeni bir hayat mı yoksa kısa süreli bir deneyimden mi ibaret olacağını kestiremiyordum. Esenler Otogarına üç bavulla ayak bastığımda gün neredeyse sonlanmak üzereydi, beni yeğenim Ali Rıza ve arkadaşım Ahmet karşıladı. İlk durağım birkaç ay yaşayacağım Güngören Haznedar’daki evdi.  Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

Atıf Ünaldı’yla blogları konuştuk

Atıf Ünaldı‘nın Medyascope.tv’de bugün başlayan Netizen adlı programının ilk konuğuydum. Cumartesi günü beni arayıp “Salı napıyorsun?” diye sordu. Blog Yazarları Çalıştayı için beklenen toplantıyı yapacağımızı söyleyecek zannettiğim için “Olur tabii Atıf ağabey” demiş bulundum. Hemen ardından yeni bir programa başladığını ve beni konuk olarak almak istediğini söyleyince o an kalakaldım. Aylardır 16 blog yazarıyla yirmi saate yakın YouTube canlı yayını yapmışım, internet üzerinden yayımlanacak bir canlı yayın programı için niye bu kadar heyecanlandıysam? Mesele aslında Atıf Ünaldı’nın kendisiydi. Çünkü Atıf ağabeyin içinde bulunduğu her durum beni inanılmaz heyecanladırıyor. 14 Temmuz 2016 tarihinde onunla Şişli’deki otelin lobisinde söyleşi için ilk defa bir araya gelme sürecimizi de yazmıştım, hâlâ unutamam o gün yaşadığım heyecanı. Sonrasında 2. Blog Yazarları Çalıştayına katıldı ve beraber çok keyifli bir gün geçirdik. Buna rağmen cumartesi gününden beri uyuyamadım, epey sancılı geçti üç gün. Bir an evvel salı gününün gelip yayının gerçekleşip bitmesini istedim. Yayın saati 13.00’tü ve ben tam 1 saat önceden oradaydım. Sanırım geç kalacağım telaşıyla gün boyu attığım bütün adımlar programın yapılacağı yerde bir saat erken olmamı sağladı. Atıf ağabey henüz gelmemişti, bir taraftan çayımı içerken diğer yandan bloglarla ilgili notlarımı düzenledim, yeni birkaç şey yazdım. Ve Atıf ağabeyin gelmesiyle kendimi stüdyoda buldum. Onun, yayına hazırlanma sürecindeki o kısacık zaman diliminde benimle sohbeti ve yayın esnasındaki ses tonu, rahatlatıcı tavrı zamanın nasıl geçtiğini anlamamamı sağladı. Rahat mıydım, kesinlikle değildim ve bu, tamamen benimle ilgili bir sorun. Yayını seyredince “Allah Allah, sakin sakin amma konuşmuşum.” dedim ama gelin bir de onu bana sorun, resmen içim yıkılıyordu. Hem yayının tamamını aşağıdan seyredebilir hem de yazılı hafıza kalması adına aşağıda paylaştığım yayından notlarımı okuyabilirsiniz.  Devamını Okuyun

e-günlük

Blog Yazarları Çalıştayı 3, Kadir Has Üniversitesinde

2015 yılından beri düzenlenen Blog Yazarları Çalıştayının bu yıl Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü ev sahipliğinde 17 Kasım 2017 tarihinde gerçekleştirileceği haberini paylaşmaktan dolayı çok mutluyum. Üstelik bu defa tam gün sürecek çalıştayın, ilk ikisine kıyasla en kapsamlı ve geniş katılımlı blog yazarları çalıştayı olması planlanıyor. Çalıştaya dair ayrıntılara geçmeden önce teşekkür etmem gereken çok önemli isimler var. Devamını Okuyun

e-günlük

Editörlük atölyesinde ne işim var?

Yayına hazırlanması gereken bir kitap için iki haftadır – bayram tatilini de sayarsak üç haftadır- evden çalışıyorum. 2017 yılının başında da sekiz yüz sayfalık bir kitabın düzeltmelerini (redaksiyon) yapmıştım. Aslında bir edebiyat mezunu olunca ister istemez düzeltmenliğe bulaşıyorsunuz, editörlüğün kıyısında yürüyorsunuz. Bu ikinci kitap çalışması da gündeme gelince, bu işin tekniğini öğreten, eğitimini veren bir yer arayışına girdim ve Notos Kitap’ın bünyesindeki “edebiyat, yayıncılık, felsefe okulu” biçiminde tanımlanan Notos Atölyenin “Editörlük ve Yayıncılık Atölyesi” karşıma çıktı. (İşin ilginç yanı editörlük üzerine eğitim veren başka hiçbir yer yok. Ama yaratıcı yazarlık kursu isterseniz istemediğiniz kadar çok.) 10 haftadan oluşan ve istenirse 10 hafta da “İleri Editörlük Çalışmaları” ile devam eden atölyeye kaydımı yaptırıp 14 Eylül Perşembe akşamı Semih Gümüş’ün ilk dersiyle yeni bir yolculuğa başladım. Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

Mustafa Alnıak: Blog dünyasının yarısı yarış halinde

YouTube canlı yayınında blog yazarlarıyla sohbetlerin on ikincisini 4 Eylül Pazartesi akşamı sevgili Mustafa Alnıak ile gerçekleştirdik. 2012 yılının sonunda blogspot.com’da ilk bloğunu açan Mustafa, çoğunlukla evde ve bilgisayar başında vakit geçiren, benim gibi futbolla hiç alakası olmayan biri. Vaktinin çoğunu kendi bloğunda ve diğer bloglarda geçirdiğini “Boş kaldığım zamanlarda kendi bloğumda çok geziyorum, eski yazılara gidiyorum.” sözlerinden anlamak mümkün.  Hatta bununla ilgili “Boş zamanlarında başka şeyler yapanlar için blog, güzel bir uğraş önerisi olabilir. Haftada bir yazı yazmak için yarım saat ayırmak çok zor değil.” ifadesi çok hoşuma gitti. Mustafa’nın blogla yaşadığını söylediğimde de “Öyle oldu evet. Başka bir amacım yokmuş gibi. Aslında bu, doğru bir şey değil ama dünyam küçük; kitaplardan, filmlerden ibaret.” cevabı beni çok etkiledi. Mustafa kendi halinde ve dünyasında, yazılarını daha çok doğaçlama yazan ve kişisel blog konusunda kendi doğruları olup ne yaptığının farkında olan bir blog yazarı.  10 yıl sonra da blog yazmaya devam edip etmeyeceğini sorduğumda kesinlikle devam etmeyi düşündüğünü söyleyen Mustafa’nın bloglar adına söyleyecek daha çok sözü var: Devamını Okuyun

e-günlük

97’den beri değişmeyen tek şey: Yalnızlığım

Uzun bir süredir derin bir yalnızlık içindeyim. Üstelik bu benim gizlemeyip zaman zaman dillendirdiğim bir durum. Son aylarda bu yalnızlık duygusunun ağırlığının arttığını düşünüyordum ki 1997 yılında tuttuğum günlüğün sayfalarına da kendimi çok yalnız hissettiğimi yazdığımı gördüm. 20 yılda hiç mi değişmemiş bu yalnızlık? Bu zaman zarfında benim küçük memleketim Aydın’dan ve kalabalık ailemden ayrılıp Türkiye’nin en kalabalık ama en yalnız şehri İstanbul’a gelince mi belirginleşti bazı şeyler? Biraz daha derinleştireyim mevzuyu: Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

“Blog yazarı olmayan” yeni okuyucuya nasıl ulaşabiliriz?

Fatma Erdem’le geçen hafta YouTube’da yaptığımız canlı yayın sohbetimiz sırasında konu blogları, çoğunlukla yine diğer blog yazarlarının okuduğu görüşüne gelmişti. Blogların artık daha az okunması sorunundan çok, blog okuma kültürüne sahip olmayanlara nasıl ulaşılacağının tartışılması gerektiği üzerinde durmuştuk. Sahiden de öyle. Mesele blog yazarlarının birbirini takip etmesi olmamalı, asıl mesele internet kullanıcılarının blog okuma oranının nasıl artırılacağı olmalı. Devamını Okuyun