All Posts By

e-vren günlüğü

İnternet Günlükleri, VideoBlog

internet günlükleri 2017/20

internet günlükleri serisinin yeni bölümünü uzun bir aradan sonra yayımlayabildim. Bloglarda 15 – 21 Mayıs haftasında yayımlanmış içerikler arasından okunası bulduğum 9 yazıyı aşağıda paylaştım. Bu defa daha az yazı ve daha çok seslendirmeye dayalı bir internet günlüğü içeriği oluşturmaya çalıştım. İnternet günlüklerinin budan sonra bir anlamda “internet okumaları” şekline evrileceğini söyleyebilirim. Bir süredir bu kategoride yazı yayımlamamın sebebi de buydu. İnternet günlükleri serisinde yola nasıl devam etmem gerektiğini kafamda netleştirmem gerekiyordu. Daha önceki örneklerdeki gibi bu yeni hali de epey vakit alıcı ve yorucu. Videoda ve seslendirmelerde bazı hatalarım da var. Zamanla daha iyi olacağına ve bu yeni tarzın oturacağına inanıyorum. İnternet günlüklerinin bu yeni haline dair eleştiri veya önerilerinize de ihtiyacım var. Paylaşırsanız sevinirim. İyi okumalar ve iyi dinlemeler. Devamını Okuyun

e-günlük

Bloglar adına asıl şimdi endişelenmeye başlayabiliriz

2010 ve daha önceki yıllarda açılan Türkçe içerikli “hâlâ güncellenen” kişisel blogların sıralandığı “İlk Türkçe Bloglar” listesinin altıncı güncellemesini dün gece tamamladım. İlk kez yayımlandığında 102 blogdan oluşan liste sonraki güncellemelerde 132 blogluk bir sayıya ulaştı ancak Türkiye’nin popüler ve eski bloglarının bile 6 aydır güncellenmemesi sonucu yeni güncellemede listedeki sayı 110’a geriledi. Üstelik, şu an listede yer aldığı halde 6 aydır güncellenmeme sınırında olan bloglar, güncellenmemeye devam ederse bu sayının bir sonraki listede 100’ün altına düşebileceğini tahmin ediyorum. Devamını Okuyun

e-günlük

Çocuğunuzu internette korumak sokakta korumaktan daha zor

Türkiye Hukuk‘un üniversitelerin hukuk kulüplerinin 2016 yılında düzenledikleri projeleri desteklemek amacıyla ilk kez düzenlediği “Yılın Hukuk Projesi” ödülü Türk Alman Üniversitesi (TAU) Pro Bono Hukuk Kulübünün “Çocuk Üniversitesi” projesine verildi. Kulüp üyelerine ödüllerini takdim etmek için 15 Mayıs Pazartesi günü Türk Alman Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulundaki konferans salonundaydık.  Devamını Okuyun

Tanıtım

Şık Mutfaklar İçin Ankastre Renkli Buzdolabı

Siz de ankastre renginin mutfaklara çok yakıştığını düşünenlerden misiniz? Bu yıl ankastre renklere ilgi çok fazla: Gümüş grisi bu renk, mutfaklarda hakikaten güzel duruyor ve bulunduğu her ortama değer katıyor. En çok da buzdolabı modellerine yakıştığını düşünüyorum, ankastre renkli buzdolapları mutfakların gerçekten de havasını değiştiriyor. Bu nedenle Uğur Soğutma’nın UES 585 D2K NFI A++ isimli buzdolabı modelini görür görmez sipariş etmeye karar verdim: Ankastre renginin en şık tonunu kullanıyor. Devamını Okuyun

e-günlük

“Röportaj” zannettiğiniz şey aslında “Söyleşi” olabilir mi?

Ayşe Arman‘ınkiler başta olmak üzere sağda solda okuduğunuz “röportajlar” var ya, aslında hemen hemen hepsi “söyleşi”. “10 soru sor, hemen altına cevapları yerleştir, sonra yayımla” pratikliğindeki söyleşiyi, röportaja dönüştürebilmek edebi yetkinliği, bol kültürü, bol okumayı ve aslında bir anlamda Yaşar Kemal olmayı gerektiriyor. O yüzden “istediğimi istediğim gibi adlandırırım” keyfiliğinden vazgeçip şu “röportaj” yaptığınızı zannettiğiniz görüşmelerinizi “söyleşi”ye dönüştürün. Ya da “röportajın” aslında tam olarak ne olduğunu öğrenin ve yok olmak üzere olan bu hem gazetecilik tekniğini hem de edebiyat türünü hep birlikte canlandıralım. O halde ben bildiğim kadarını aktarmakla kamuoyuna yardımcı olmaya çalışayım. Devamını Okuyun

e-günlük

İnternet belki de o kadar iyi bir icat değildir

Giovanni Sartori‘nin Görmenin İktidarı kitabı, son dönemde okuduğum ve en beğendiğim kitaplardan biri. Sartori, daha çok televizyon teknolojisi üzerine odaklansa da internet üzerine söyledikleri de ezber bozan türden. Bu sebeple özellikle kitabın internetle ilgili bölümündeki notları paylaşmak istedim. Sartori de yaşadığımız yeni dönemin “internet ve sanal alemlerin egemenliğinde” olduğunu kabul ediyor ve yine bildiğimiz bir şeyi söylüyor: Bu yeni dönemin parolası “dijital olmak”tır. Peki ya internetle ilgili söylediği ilginç görüşleri neler? Devamını Okuyun

e-günlük, Röportaj / Söyleşi

Funda Güleç Yalçın: Blog yazarları güçlerinin farkında değil

İlk Türkçe Bloglar listesindeki isimlerle söyleşilerin beşincisini kendisiyle yapmak istediğimde sevgili Funda, beni her zamanki gibi kırmadı. Ajandası hep dolu olan ve etkinlikten etkinliğe koşturan Funda, Blog Yazarları Çalıştaylarının her ikisinde de davetimi geri çevirmeyip bütün gününü boşaltarak Türkçe içerikleri blogların geleceği adına  attığımız küçük adımlara dahil oldu. Kendisiyle söyleşi için bir araya gelmemiz hem onun yoğunluğundan hem de benden kaynaklanan bazı sebeplerden dolayı hemen mümkün olmadı ama nihayet 22 Nisan Cumartesi günü Levent’te buluşmak üzere sözleştik.

Söyleşi öncesinde Funda’nın eşi Hasan Yalçın‘la da tanışma şansım oldu. Üçümüz, – hatta bir ara ikimiz – keyifli bir sohbet ettiğimizi düşünüyorum. (Hatta içimden bir ara “Hasan ağabeyle de ayırca bir YouTube’luk söyleşi mi yapsam?” diye geçirmedim değil.) YouTube videolarından takip ettiğim biriyle karşılıklı sohbet deneyimini de ilk defa yaşayınca biraz değişik geldi bana. Sohbeti de kendisi de çok tatlı biri ve zaten Funda da eşi için sürekli “Benim tatlı kocam” dedi. Sohbet sırasında Funda “Evren biz birbirimize benziyor muyuz?” diye sordu. İkisini birbirine yüz yüze karşılaşmadan önce de benzetiyordum, o gün orada da benzettim. Ama Funda, benzemediklerini çünkü kendisinin çok güzel bir kadın olduğunu esprili bir dille yineledi. Bence yüreği de kendileri de güzel bu iki insan, birbirine yakışmakla kalmamış birbirini çok da güzel tamamlamışlar.

Diğer 4 söyleşide olduğu gibi Funda’yla yapacağım söyleşi de blog / blog yazarlığı merkezliydi ve Türkiye’nin ilk blog yazarlarının blog kültürü adına düşünceleri üzerine yazılı bir arşiv oluşturma amacıyla çıktığım bu yolda temel birkaç soruyu da bu çerçevede tutmaya çalıştım. Bunun yanında özellikle Funda’nın son blog yazıları ile 2009 yılındaki ilk yazılarını ve yeni çıkan kitabı “Küçük İşletmeler için Sosyal Medya“yı okuyup notlar aldım.

Funda, benim için uzun yıllar sadece dijital ortamda iletişimimin olduğu bir blog yazarıydı. İlk yüz yüze görüşmemiz de Blog Yazarları Çalıştayı 1’in yapıldığı İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinin bekleme salonunda oldu. Açık olmam gerekirse öncesinde de profesyonel olduğunu düşündüğüm Funda’nın duruşundan, bilgi birikimden fazlasıyla etkilenip -elimde olmadan- ondan çekinir bir tavra büründüm. Bunu ona ne kadar yansıttım bilmiyorum ama o çalıştaydan sonra Funda ile iletişimimde -kem küm dönemi-ne girdiğimi hissettim. (İtiraf edeyim, benden yaşça büyük olmasına rağmen kendisine ismiyle hitap ettiğim için bana sinir olduğunu bile bir dönem düşündüm. Hatta hep merak ettiğim bu konuyu söyleşi esnasında da sormayı planlıyordum ama arada kaynadı.) Ona karşı içimde ördüğüm duvarın kırılma noktasını İndir.com Mobil Etkinlik‘te tekrar bir araya geldiğimizde yaşadım. Funda, o etkinliğin sunuculuğunu üstlenmişti ve mobil uygulama ödülü adaylarıyla kurduğu sıcak iletişim, sunumlarındaki samimi tavrı beni çok etkiledi. Zaten bu söyleşide Funda’nın kendisiyle ilgili değerlendirmelerini dinlediğimde de geçmişte yaşadığım hissiyatta çok da haksız olmadığımı anladım.

Elbette aslolan “kişinin kendisiyle ilgili sözleri”dir ancak her ne kadar aşağıdaki söyleşide kendisi kabul etmese de onun duygusal ve kucaklayıcı bir yapısı olduğuna -hâlâ- inanıyorum. Ama şunu da kabul ediyorum: Profesyonellik -zannediyorum- daha mesafeli ve güçlü durmayı / görünmeyi gerektiriyor.

Funda’nın söyleşisinde öne çıkan bir nokta var ki üzerinde durulması ve değerlendirilmesi gerekiyor: “10 kişi de olsa blog yazarlarının bir araya gelerek -gerçek manada- birlik beraberlik gösterip bazı konularda ortak adım atması.” Bu görüşe gönülden katılmakla kalıyorum, somut bir adım atmak gerektiğini de biliyorum ve kişisel menfaatlerden, kibirden uzak arkadaşlara aynı çağrıyı ben de yineliyorum. Çünkü “İnterneti bloglar, blogları da işini iyi yapan blog yazarları kurtaracak.”

Söyleşinin blog yazarlarına katkı sunmasını, yeni kapılar açmasını ve Türkçe içerikli blogların temelini oluşturan ilk yazarlarla ilgili önemli bir dijital arşiv olmasını diliyorum. Ayrıca söyleşiyi, en altta yer alan videodan Funda’nın kendisi sesiyle dinleyebilirsinizDevamını Okuyun