e-günlük, VideoBlog

Oğuz Gülay: Yorumsuz blog, alkışsız tiyatro oyunu gibidir

sakarpiyon.com adresinde 2009 yılından bu yana blog yazarlığı yapan Oğuz Gülay’la 8 Ağustos Salı akşamı YouTube canlı yayınındaydık. Oğuz ağabeyin kurucusu olduğu kitaplaryolda.com bloğu da aynı zamanda Gelecek Vadeden Bloglar listesinde yer alıyor. Yıllardır kişisel bloğunu güncel tutmasına, kitaplaryolda.com projesi hızla büyümesine rağmen yine de kendisini tam manasıyla blog yazarı olarak görmediğini “10-15 yıldır blog yazanların yanında ‘ben blog yazarıyım’ demek biraz ayıp kaçıyor. Ben blog yazarı değilim çünkü süreli ve düzenli içerik üretmiyorum.  Keyfe keder yazıyorum.” sözleriyle dile getiriyor ve “Gerçek anlamda blog yazarı nedir?” sorusunun tartışılması gerektiğini söylüyor.

Oğuz ağabeyle gerçekleştirdiğimiz iki saate yakın sohbetten bloglar ve blog yazarlığıyla ilgili satır başlarını özetlemek gerekirse:

  • Blogda, yazmaktan ve paylaşmaktan keyif aldığım şeyleri yazıyorum. Sürekli içerik üreten ve bu işi ciddi anlamda emek harcayarak yapanların yanında benim gibi arkadaşlar için acemi demek lazım.
  • Blog yazarı olabilmek adına ciddi bir emek sarf edilmesi lazım. Lay lay lom yazanlar benim gözümde blog yazarı değiller.
  • Sosyal ağlarda üç beş cümleyi paylaşarak yaptığı işi blogda yapmaya çalışanlar var, kalıcı değiller. Blog emek isteyen bir şey. Blog içeriği de bu şekilde üretilmeli.
  • Özgün olmak için ne yapıyorsun? Bir atasözünü alıp oraya yazarak özgün olmuyorsun. Ama o atasözünün senin ruhunda, içinde, aklında uyandırdıklarını dile getirirsen özgün olabiliyorsun. Birisinden bir şey alıp kopyalayarak ya da o anda aklına gelen cümleyi yazarak “Ben blog yazdım paylaştım.” olmuyor. İnsanların emek sarf etmesi lazım. Emek yoksa o mesleğin erbabı değilsin. İstersen 120 yıldır blog yaz, en eski olmak da bir şey ifade etmiyor.
  • Okuyucuların arasında bir beklenti var. Blogda bir yazıyorsun altı ay hiçbir şey yok. O insanlar niye bir daha gelsin ki senin bloğuna. Belli bir düzene bağlamak lazım. İki ayda bir yazılmalı.  Bazı edebiyat dergileri var, iki ayda bir yayımlanır..  Blog da böyle bir düzene sahip olmalı.
  • Hangi konuda niçin yazdığın, ne yaptığın çok önemli değil ama bir emek harcayarak ürettiğin içerik ve bir düzen olması lazım.
  • Niye bilmiyorum bloğum biraz üvey evlat gibi bende, çok üzerine düşmüyorum. Ama bloğumu seviyorum, içinden geldiği gibi yazmak, bir şeyler paylaşmak güzel.
  • Bir insanın gerçek manada blog yazarı olabilmesi için çalışmalarını bir düzene oturtması lazım çalışmalarını. Düzenin sıklığı çok önemli değil ama var olması lazım. Ona abone olan insanlar da o beklentiye girebilmeli. O beklentiyi oluşturabilmek de blogda düzenli içerik üretiminden geçiyor.
  • Blogda yazıyorsunuz, belki üç bin kişi okuyor ama bir kişi beğeniyor ya da yorum yapıyor. Bloğunuz çok okunuyor olabilir ama kimse gelip de beğendim demiyor. Hiç alkışlanmayan bir tiyatrocuyu düşünün. Bir süre sonra “Ben kime oynuyorum ki? Bir sürü seyirci var ama hiç kimse alkışlamıyor.” der. Biraz keyifsiz olmaz mı? Yazılara yorum gelmeyince beğenip beğenmediklerini anlayamıyorum. O zaman kendimi nasıl geliştireceğim? Beğenmiyorlarsa demek ki bir yerde hata yapıyorum, beğeniyorlarsa demek ki iyi yoldayım daha iyisini yapayım derim.
  • Türkiye’de blog yazanlara ciddiyetsiz bakılıyor. İyi bir şey paylaşılsa bile teşekkür edilmiyor. Kimse beğenmedim demiyor. “Nasıl bir şey yaptın? Bu ne biçim içerik?” diyen de yok. Blog, aslında sosyal medyanın çok can alıcı bir yerinde olmasına rağmen üvey evlat muamelesi görüyor.
  • Blog yazmak çok keyifli bir uğraş. Bir şey üretiyorsunuz ve insanlar yıllar sonra da gelip o kayıtları okuyabiliyor, tepki verebiliyorlar.
  • Gençler soruyorlar “Ne yapalım, blog yazalım mı?” diye. Yazın, öyle ya da böyle yazın. Mutlaka yazmanız lazım.
  • Bloga yıllardır keyif aldığım için yazıyorum. Çok ciddi paralar kazanmadım. Blogdan bir yemek yiyecek kadar para kazanmışımdır ama beni motive eden şey, paylaşmak ve oraya bırakmak.
  • Blog yazmak, kitap yazmanın birinci aşaması. Çünkü blogda bir şeyleri yazıp kafanızda derleyip toplayıp ortaya koymanız gerekiyor.
  • Birkaçı hariç blog yazarlarının sosyal medyayı çok iyi kullandıklarını düşünmüyorum. Hatta kullanmıyorlar. Kerhen açmışlar hesapları. Facebook’ta yazdığını bağlamış otomatik Twitter’da paylaşıyor. Instagram’da yazdığını Facebook’ta paylaşıyor. Otomatiğe bağlamış her şeyi. Blog yazarlarının çok iyi blog yazıp da sosyal ağları çok iyi kullanamadıklarını görüyorum. Blog yazarı arkadaşlar, sosyal medyayı yanlış, daha doğrusu eksik kullanıyorlar.
  • Blogger laneti diye bir şey var. Blog yazarlarının paylaştıkları şeyler çok okunuyor olsa da tepki yok. Tepki alabilmek için ya gündemin içerisinde olan bir şeye çok saydırıp sivri olacaksınız ya da gündem dışı bir konuda magazinle ilgili bir şey yazacaksınız.

Canlı blog sohbetinden çıkarımlar:

  • Blog, her yeni şey gibi çok keyfi, gelişigüzel ortaya çıkmış ve yapılmış bir şeydi ama süreç içerisinde artık sistemleşmesi gereken bir uğraş haline dönüşmesi, bir düzene oturtulması gerekiyor.
  • Blog yazarlarında, YouTuberlardaki gibi her hafta düzenli yayın yapma alışkanlığı oturmalı.
  • Blog yazarlığı noktasında yanına en çok iliştirilebilecek sosyal ağ Twitter, sonrasında da yazılı olmadığı için YouTube gelebilir. Instagram daha şahsi kalıyor.

Sohbetini tamamını aşağıdan seyredebilir, daha önceki bütün blog sohbetlerine buradan ulaşabilirsiniz.

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter | YouTube

Bir önceki Kendi işinin patronu olmak çok uzak bir hayal mi? başlıklı yazımda Ahmet Akın, Ayn Rand ve Hayatın Kaynağı hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir yorum yazın