e-günlük

Blog yazarlığında 12 yıl

Bugün 27 Temmuz 2017; kişisel bloğum e-vren günlüğü, internet dünyasında 12 yılı geride bıraktı. Hep iki doğum günüm var derim; biri biyolojik doğum günüm diğeri de dijital dünyadaki doğum günüm. Bütün bir ömrüme dönüp baktığımda istikrarlı olduğum tek konunun blog olduğunu görüyorum. 12 yıllık süreçte blog yazmaktan hiç sıkılmadım; bloğu kapatmayı, blog yazmayı bırakmayı hiç düşünmedim. Herkes farklı şekillerde kendini ifade etme veya rahatlatma yolu seçerken ben, bütün bunların hepsini blog sayesinde yaşayabildiğimi keşfettim ve ona dört elle sarıldım.

Bu sayfalarda bunca yıl heyecanlarımı, sevinçlerimi, pişmanlıklarımı, üzüntülerimi satırlara gömdüm. Hatta insanları da… Blog yazarlığı sayesinde kıymetli insanlar tanıdım, yeni arkadaşlıklar edindim, çok güzel ortamlarda bulundum, faydalı bilgiler öğrendim, farklı deneyimler yaşadım. Blog beni her zaman hep diri tuttu, yarına dair daha ümitli olmamı sağladı. Benim için blog hep heyecan verici oldu. Eğer hissettiğim bir yorgunluk, bıkkınlık varsa bu tamamen kendi yaşam koşullarımdam kaynaklı bir durum. Bu da ister istemez bloğuma, yazılarımın içeriklerine ve bloğumu güncelleme sıklığıma etki ediyor. Boşuna söylemiyorum: Blog da bir insan parçası. İşsiz kaldığım dönemde de içimi yakan, beni çok üzen olaylar yaşadığımda da e-vren günlüğü, beni hep hayata sımsıkı bağlayan, başımı dik tutan ve özgüvenimi tazeleyen bir etkiye sahip oldu.

Blog yazarlığında 13. yıla girdiğim bugün itibarıyla ardımda bıraktığım son 1 yılın dolu dolu geçtiğini, hatta blog adına en verimli yılım olduğunu gördüm. Şöyle ki:

12 yıldır evrenden dünyaya mesaj gönderiyorum

Peki 12 yıllık blog yazarlığı yolculuğumda hiç mi olumsuzluklarla karşılaşmadım. Elbette moralimi bozan yorumlar aldım, sosyal ağ hesaplarımın mesaj kısmından saygısızca mesajlar yazıldı, “taciz” ya da “sanal zorbalık” olarak tanımlanabilecek durumlarla karşılaştım. İlk Türkçe Bloglar, Gelecek Vadeden Bloglar ve Blog Yazarları Çalıştayı ile ilgili iletişim kurduğum veya benimle iletişime geçen bazı blog yazarlarının benim patronummuş gibi takındıkları üsluplarına, kibir dolu, küçümser veya alaylı mesajlarına / iletilerine maruz kaldım. İlk defa yüz yüze görüşmek, söyleşi yapmak veya YouTube canlı yayını için sözleştiğim bazı blog yazarları tarafından son anda ortada bırakıldığım oldu. Bu tür nezaketsizliklere karşı haklı olarak tepki gösterdiğimde yazışmalarımın sosyal ağlarda ifşa edildiği çirkin durumlarla da karşılaştım. İlk Türkçe Bloglar listesinde adını göremeyenler, Gelecek Vadeden Bloglar listesine girmeyenler, Blog Yazarları Çalıştayı için kılını kıpırdatmayıp hazıra konayım derken onu da beceremeyenler tarafından gıyabımda taşlandım. Bütün bunlar bazen üst üste geldiğinde kimi zaman çok sinirlendim, nadiren de olsa gülüp geçtim ama hiç hırslanmadım. Sadece yoluma baktım, yapmak istedim şey için enerjimi harcamaya devam ettim, “Benim bloğum bana; benim blog yazarlığım kendime” dedim.

Ben dijital bir evren inşa ederken istesem bütün tuğlaları kendim imal eder duvarlarımı kendim örerdim. Oysa amatör bir ruhla da olsa eksik gedik de olsa iyi – kötü, bir şekilde dokunabildiğim kadar blog yazarının hayatına dokunup ortak bir enerji oluşturmaya çalışıyorum. Kendini gerçek hayatta da dijital dünyada da çok “yalnız” hisseden biriyim ama blog yazarlığında “tek başıma” olmadığımı biliyorum. Sizinle yorumlaşırken de yüz yüze veya YouTube’da söyleşirken de yazılarınıza internet günlüklerinde yer verirken de ortak bir kültürü yeşertmeye çabalıyorum. İtiraf etmeliyim ki kabuğunda yaşamayı seven ve kalabalıklardan çekinen ben, blog ile daha da derin bir yalnızlığa gömülüyorum. Blog, benim insanlarla, aynı uğraştaki arkadaşlarımla etkileşimimi artırsa da yukarıda sıraladığım olumsuzluklar beni garip bir yalnızlığa, daha arındırılmış ve çemberi daraltılan bir yaşama itiyor. Her şeyi yazıp bunları yazmasam olmazdı. Şüphesiz ki buraya kadar ki bütün yazdıklarım 12 yılın bir iç dökmesinin yanında sadece özelimde beni bağlayan çok kişisel bir durum.

Türkiye’nin en iyi blog yazarlarından değilim, blog yazarlığını profesyonel olarak yap(a)mıyorum, mükemmel içerikler üretmiyor ve uzmanlık, ustalık iddiasında bulunmuyorum. Öğrenmeye, yanlışlarımı görmeye, eksiklerimi tamamlamaya çabalıyorum. Bloğumda üretmekten, paylaşmaktan; yeni blog yazarları tanımaktan ve başka blog yazarlarından yeni şeyler öğrenmekten mutluyum. Seninle konuşmaktan, seni dinlemekten büyük keyif alıyorum. Ve bu keyfi, bu verimli uğraşı hiç kimsenin, hiçbir şeyin olumsuz etkilemesini istemiyorum. Blog yazarlığında 13. yıla adım attığım bu ilk günün devamında her şeyin çok daha iyi ve hayırlı olmasını diliyorum. Sizden de e-vren günlüğü hakkında kısa bir not bırakmanızı rica ediyorum. Öyle ki 13. yıla hep beraber “Merhaba” diyelim ;)

Beni henüz yeni keşfettiyseniz hakkımda biraz daha bilgi alabilir, e-vren günlüğü bloğunun 12 yıllık geçmişine de hızlıca göz atabilirsiniz.

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter | YouTube

Bir önceki YouTube'u daha etkin kullanmak için birkaç ayrıntı başlıklı yazımda Digitalzone Meetups, seozeo ve Youtube Video Optimizasyonu hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

44 Yorumlar

  • Yanıtla Çağrı Mustafa Alkan 06 Eylül 2017 at 17:59

    Türkiye’de blog yazarı titrini en çok hakedenlerden biri olduğuna can-ı gönülden inanıyorum Evren. 12 yıl demek dile kolay ama bu istikrarı sağlayabilen nadir blog yazarı var. Dolayısıyla hiçbir şey olmasa bile sırf bu sebepten dolayı son paragrafındaki “Türkiye’nin en iyi blog yazarlarından biri değilim” cümlesine katılmıyorum. Hatta şiddetle reddediyorum :)

  • Yanıtla Safiye Yaşar Erdiger 31 Ağustos 2017 at 00:37

    Blog da küçük bir çocuk gibi. Aslında, sana özel bir çiçek. Bakmazsan, geliştirmezsen küsüyor sonra da ölüyor… O yüzden çok başka uğraşlar edinmeye gelmiyor..
    Bu arada nice 12 yıllar…
    Benim 5 senem bitiyor. Benim uzun aralarım oluyor. Hem iş hem okul hem kızlar hem fotoğrafçılık derken arada kaynıyor.
    Bloga bakınca sanki hayat amacının ya da yeteneklerinin ne olduğunu sana soruyor.
    Yani: Blog insanı büyütüyor.:) Selamlar. İyi bayramlar…

  • Yanıtla Gözde 30 Ağustos 2017 at 23:33

    Nice 12 senelere :)

  • Yanıtla Handan 24 Ağustos 2017 at 13:42

    Sevgili Evren on iki yıldır boşuna kürek sallıyorum modunda olduğum bu sıralar yazın içimi aydınlattı. Yazı ve keyif dolu nice senelere.

    • Yanıtla e-vren günlüğü 24 Ağustos 2017 at 13:49

      Hayatımızın belli dönemleri sadece blog konusunda değil birçok konuda boşa kürek salladığımız duygusuna kapılıyoruz. Önemli olan o duygunun kalıcı olmaması ve yolumuza emin adımlarla devam etmek Handan ;) Hem hep beraberken bu yolculukta boşa kürek sallamak ne mümkün ;)

  • Yanıtla alvina 14 Ağustos 2017 at 18:38

    12 yıl mı abi hiç üşenmedin demekki sen bu işi severek yapıyorsun daha nice 12 senelere o zaman Allah uzun ömür versin

  • Yanıtla TEMBEL PRENSES BLOG 08 Ağustos 2017 at 20:15

    Ne güzel nice yıllarınız olsun

  • 1 2 3 4 5

    Bir yorum yazın