e-günlük

Bir e-postadan çok daha fazlası

Çarşamba akşamı Murat Erdör‘ün “E-posta pazarlamasında geri dönüş oranlarını artırmanın 10 yolu”nu anlatacağı seminere katıldım. Murat’a sosyal ağlar üzerinden aşinaydım ancak onu ilk kez canlı seyrettim. İnanılmaz bir enerjisi var. Hatta 35 – 40 yaş aralığında diye tahmin ederken yaşının 40’ın üzerinde olduğunu söyleyince şaşırdım. Şaşırdığım diğer bir ayrıntıysa dijital dönüşüm danışmanlığı yapan, e-posta pazarlaması üzerine çalışan birinin internetten alışverişe mesafeli olduğunu söylemesiydi: “Online alışveriş pek yapmam, dokunmayı seven bir adamım. O yüzden mağazalara gidip ürünleri yakından incelemeyi severim.”

Yazı her ne kadar e-posta pazarlaması merkezli gibi görünse de Murat’ın bu yönde aktardığı bilgiler bloglarımızın takipçileriyle aramızda yaşanan e-posta alışverişine -çok istenirse- uyarlanabilir.

Murat, şirketlerin sahip oldukları e-posta verilerini “kimdir, nedir?” diyerek çok sağlıklı bir şekilde tanımlamalarının önemine dikkat çekti; “Hoş geldin e-postası”nın şirketlerce ihmal edildiğini oysa fark yarattığını söyledi. Bir internet sitesine üye olunduğunda aylarca ses seda çıkmaması tüketici / müşteri tarafında olumsuz bir durum. Bu sebeple “Hoş geldin e-postaları” çok önemli. Üstelik bu e-postalarda görseller kullanılıyorsa açılıp okunma oranı daha yüksek oluyor. Ayrıca hoş geldin e-postalarına dönüş oranı normal e-postalardan 7 kat daha yüksek. Murat, hoş geldin e-postaları gibi kıymeti bilinmeyen diğer bir grubun da “hatırlatma e-postaları” olduğunun altını çizdi.

Şirketlerin herkese aynı içeriğe sahip e-posta gönderme alışkanlığının da artık eskide kaldığını söyledi Murat. Segmentasyonun, e-posta pazarlamasındaki önemine işaret etti. E-posta içeriğinin, verinin yaş, cinsiyet ve diğer özellikler dikkate alınarak özelleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Tüketicinin beklentilerinin sürekli değiştiği için A/B testinin önemini, bunu anlamanın en kolay yolunun da kendimizi müşterinin yerine koyarak düşünmek olduğunu anlattı.

Bu arada ilginç bir ayrıntıyı daha öğrendim. E-ticaret sitelerinde sepete ürün bırakıp da onları satın almadan çıkanların büyük çoğunluğu kadın kullanıcılarmış. Murat, sepette ürünü almadan alışverişi terk etmenin sebebinin “tatmin” olarak açıklandığını söyledi. (Sanırım bu süreçte alışveriş yapma hevesini alarak tatmin olma, “almış kadar oldum” doyumuna erişip rahata erme söz konusu.)

Kendisini dinlerken en etkilendiğim ifadelerinden biri otomatik olarak atılan e-postaların duygudan ve ruhdan yoksun diline yönelik eleştirileriydi: “Teknoloji var, onu kullan ama mesaj gönderdiğin insanın makine olmadığını unutma. Samimi bir dil kullanmak çok önemli.” Bazen, “yapay zeka yazsa daha içten yazar hatta yazım kurallarına bile daha çok dikkat ederdi” dedirten otomatik e-postalar alıyoruz. Bunlar, bizi ürüne veya hizmete çekmekten ziyade söz konusu göndericiyi “spam gönderici” olarak işaretlememize yol açabiliyor.

Murat’ın sunumlarının tamamını buraya aktarmak istemedim, seminere katılıp seyretmek daha faydalı olurdu. Ama Murat, YouTube kanalında E-posta pazarlamasında geri dönüş oranlarını artırmanın 10 yolunu şöyle bir videoyla ayrıntılı olarak amlatmış; meraklısına…

Facebook’ta canlı yayın yapan yaşam koçu bir kadınla geçen yıl iletişime geçtiğini de anlattı Murat. Ona, belli bir yaşa geldiği halde hâlâ çoğu şeyin aynı olduğunu, artık hayatını değiştirmek istediğini söylediğini aktardı. Koçluk hizmeti aldıktan sonra da kendisi adına birçok şey değişmiş. Seminer sırasında kısaca bahsini geçtiği bu konunun ayrıntılarını merak ettim.

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter

Bir önceki Sosyal medyanın bloğumun önüne geçmesine izin vermiyorum başlıklı yazımda Afyon Kocatepe Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik, Berfin Dağ ve gelecek vadeden bloglar hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

4 Yorumlar

  • Yanıtla Ece Evren 14 Temmuz 2017 at 12:58

    Her gün bir şeyler öğrenmek ne kadar güzel bir duygu. Bundan sonra sepette ürün bırakıp çıkmamak lazım. Bazen ben yapıyorum bunu.
    ‘Robot bile daha içten bir mesaj atardı’ şahaneydi, güldüm. Bizlerle paylaştığın için çok teşekkürler Evren :)

    • Yanıtla e-vren günlüğü 14 Temmuz 2017 at 16:48

      Sen yine çok kararsız kalırsan sepette ürün bırak Ece abla ;) Ama seminerde aklımda kalan ayrıntılardan biri, sepette bıraktığın ürünleri sana satın aldırmak için e-posta göndererek, internette gezinirken karşına reklamlar çıkararak epey bir peşinden koşmaya devam ettikleri ;)

  • Yanıtla Mehmet Özdemir 14 Temmuz 2017 at 09:59

    Çok güzel bir makale olmuş Evren bey. Samimi ve içten.

  • Bir yorum yazın