e-günlük, VideoBlog

Bloglarda “okunurluk” “okunma oranına” feda edilmemeli

“Canlı Blog Sohbetleri”nin dördüncüsünü 17 Haziran Cumartesi akşamı Muratcan Gümüş‘le gerçekleştirdik. Kişisel bloguyla geçen aylarda Gelecek Vadeden Bloglar arasına giren Muratcan Viyana’da yaşıyor. 2012 yılında gezi blogu sirtcantaligezgin.com ile blog yazarlığına başlayan Muratcan 2016 yılından beri de kişisel blogunda Avusturya’daki deneyimlerini bizimle birinci ağızdan paylaşıyor.  

2012 – 2014 yılları arasında tuttuğu gezi blogu ile başarılı bir örnek ortaya koyan Muratcan, Türkiye’den çok değerli gezi blogları takip ettiğini söylese de çoğu gezi blogunun özenti olduğu eleştirisinde bulundu. Türkiye’de gerçekten gezip de yazan blog yazarının çok nadir olduğunu söyledi.

Kendisine Avusturya’dan Türkiye’ye baktığında Türk blog yazarlarının nasıl göründüğünü sordum. Çok iyi blog yazarlarının olduğu ancak yabancı blogların fazlaca kopyalandığı cevabını aldım. Muratcan, Türkiye’de kişisel blog denilince kişilerin günlük defteri gibi algılandığını, Avrupa’da ise blogların daha çok bilgi verme amaçlı içerik ürettiklerini anlattı. Ona göre kişisel blog bizim anladığımızın dışında biraz daha farklı olmalı; hem kişisel tecrübeler aktarılabilmeli hem de diğer insanlara farklı bilgiler sunulabilmeli.

Muratcan, “Sosyal medya benim için bir araç. En çok ziyaretçi sosyal medya üzerinden geliyor. Sosyal medya konusunda çok uzman değilim. İkisini kıyaslarsak daha iyi bir blog yazarıyım.” dedi. Blog yazarlığının kendisine sağladığı faydaları “Blog yazarlığı sayesinde daha çok araştırmaya başlıyorsun. Yazarken illa açıp okuman gerekiyor. Yeni arkadaşlar ediniyorsun.” cümleleriyle özetledi. Söylediği çarpıcı ayrıntılardan biri -ki çoğumuzun karşılaştığı bir durumdu- etrafındaki arkadaşların blog konusundaki görüşleri:

“Boşuna blogla uğraşıyorsun diyen arkadaşlar çok oldu. Yabancılar bu konuda daha ilgili. Blogum olduğunu söylediğimde Türk arkadaşlarım ilgilenmiyor ama yabancı iş arkadaşlarım daha çok ilgi gösteriyor. Onlar bloga daha değerli bir uğraş gözüyle bakıyor.”

“Blog benim işim değil hobim. Blog hayatımın merkezinde değil. İnsanlara ulaşmam için bir araç. Bildiklerimi insanlarla paylaşmaya çalışıyorum.” diyen Muracan’la bir saat süren sohbetimizden satır başları şu şekilde:

Muratcan’la sohbetimizden dipnotlar:

  • Okumayan birinin blog yazarlığında sürdürülebilirliği sağlaması mümkün değil. Hem okuduğu kitaplardan hem de diğer blogları okuyarak beslenmesi gerekiyor.
  • Gezi blogu herkes yazabilir ama hem gezen hem okuyan kişinin yazdıkları bambaşka.
  • Çok okuyan blog yazarlarının yazdıkları yazılar daha kaliteli olmakta.
  • Blog yazarlarının bir kısmı “okunma oranı” kadar “okunurluğu” önemsemiyor. Okunurluk ikinci plana atılıyor. Oysa yazdığını okutabilme çok daha önemli. Bunun için de iyi bir kitap okuru, iyi bir edebiyat bilgisi, yazma kalbiliyeti ve sağlam bir üslup gerekiyor.
  • Gezi bloglarında bu okunurluk çok daha belirleyici. Çünkü gezinin özünde tasvir edebilme var. Tasviri okumayan, araştırmayan biri asla yapamaz.
  • SEO, yazıları hedef kitleye ulaştırabilme adına çok önemli. Ancak ticari ve tıklanma kaygısıyla sadece SEO odaklı yazanların yazılarında robotik cümleler çok açık belli oluyor, bunu çok rahat anlayabiliyoruz.
  • SEO olsun ama onun yanında senin edebiyatın da olsun, bilgi birikimin de olsun, iyi cümlelerinde olsun. Sadece anahtar sözcüklerden örülü cümleler kurup internet kullancısını söz konusu yazıya boşu boşuna çekmenin kimseye bir faydası yok.
  • Blogla hiç teması olmayan kişilerin bizim bloglarımızla ilgili olumsuz eleştileri bizi hiç etkilememeli. Aslında biz bir taraftan onların da hikayelerini yazıyoruz. Söyleşi yaptığımız herkes bizim hayatımıza dahil oluyor ve onların da hikayelerinin dijital arşivini tutuyoruz.
  • Sosyal medya hesaplarımızı kapattığımızda geriye bize bloglarımız kalıyor. Müthiş bir hatıra.

Volkan YILMAZ – Wolkanca

Daha önce yapılan canlı blog sohbetlerinin listesine buradan ulaşabilirsiniz. Ramazan Bayramından hemen sonra 30 Haziran Cuma akşamı da Wolkanca ile Türkçe bloglarda bir döneme damgasını vurmuş Volkan Yılmaz’la YouTube canlı yayınında sohbet edeceğiz. Yayını kaçırmamak için şimdiden alarm oluşturabilirsiniz. (Güncelleme: Volkan’la söyleşiyi yaptık.)

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter

Bir önceki Blog, sosyal medya hayatıma da düzen getirdi başlıklı yazımda Ali Yatarkalkmaz, Hasibe Gül ve Taner Kandemir hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

9 Yorumlar

  • Yanıtla Semi 19 Haziran 2017 at 18:21

    Az önce bitirdim. Blogunu zaten okuyordum, anlattıkları da ilginçti. Çok kopya blog olduğu kesin. Ancak bir şekilde bunun da geçici bir dönem olduğunu düşünüyorum. Herkes bir şekilde kendini bulacak ya da bulamayanlar da uzun vadede başarılı olamayacaklar. Herkesin blog yazma amacı elbette farklı. Burda sorulması gereken insanlar blogumu neden okusun sorusu belki de. Kimi zaman bir şey öğrenmek için, kimi zamansa sadece ortak noktalarımız olduğu için blog okuyoruz.
    Seyahat blogları çok okunuyor kısmına da katılıyorum. Son yıllarda gezgin çok. Benim arkadaşlarımdan biri de bir yıldır geziyor. Gerçekten sırt çantasıyla gezmek mümkün. Tecrübelerini okudukça özenmiyor değilim:)

    • Yanıtla e-vren günlüğü 19 Haziran 2017 at 18:25

      Kopya içeriklerden oluşan bloglar 2005 – 2010 aralığında sanki daha fazlaydı Semi. Günümüzde ya akıllandılar ya da bana pek denk gelmiyor. O yüzden geçici bir dönem dediğin durum benim gözlemlerime göre çoktan geçti. Yenisi de eskisi de herkes oyunu kurallarına göre oynamaya özen gösteriyor veya daha az özen gösteriyor ;)

  • Yanıtla Özlem Kutlu 19 Haziran 2017 at 16:43

    Wolkanca’yı hatırladım :) 2009larda takip ederdim yazılarını.
    İzlemeye çalışacağım ;)

  • Yanıtla Begonvil Sokağı 19 Haziran 2017 at 12:56

    Güzel bir söyleşi olmuş, bloglarla ilgili tüm fikirlere katılıyorum. Yurt dışında bu işin algısı nedir diye düşünüyorum bazen, yazıda geçenlerden de anladım ki bizde biraz uydum kalabalığa durumu oluyor, kendin olmaktan çok başkası gibi olmaya çalışmak bloglarda da var. Ama sonuçta bloglar da toplumsal bir ayna ve bu yönüyle de faydası olacak. Konuğunuza ve size teşekkürler..

    • Yanıtla e-vren günlüğü 19 Haziran 2017 at 12:59

      Çok haklısın, bloglar da toplumun aynası. Ülke insanın ait olduğu kültür, gelenekleri, eğitim seviyesi de bloglarına yansıyor şüphesiz.

  • Yanıtla Semi 19 Haziran 2017 at 12:02

    Ben izleyememiştim, bugün izlerim. Merak ettim.

  • Yanıtla Ali 19 Haziran 2017 at 10:50

    Muhteşem bir canlı yayındı yine :)

    • Yanıtla e-vren günlüğü 19 Haziran 2017 at 10:52

      Özellikle deprem anına denk gelmesinden dolayı böyle demiyorsun değil mi Ali ;) Teşekkürler

    Bir yorum yazın