e-günlük

Yatırımcı değil işinizde sizinle birlikte yürüyecek doğru kişiyi bulun

“Tek bir işi bir yılda öğrenme gibi bir hata yaptım. Oysa her hafta 1 işi öğrenmeliydim.” sözleriyle üç arkadaş kurdukları ilk firmada edindiği tecrübeyi özetleyen isim Sabancı Üniversitesi Sucool Startup Hızlandırma Programı Yöneticisi Ali Erhat Nalbant. Bilgiyi Ticarileştirme Merkezinin (BTM) 12B Söyleşileri kapsamındaki ikinci konuğuydu Nalbant. 

Farklı sektörlerde ve farklı çatılar altında girişimcilik sergilemeye çalışan arkadaşların belki hoşuna gitmeyecek ama Ali Erhat “günümüzde girişimci olmanın çok daha kolay” olduğunu söylüyor. Özellikle önceki Türkiye şartları ile şimdiki Türkiye’nin şartlarını Ali Ferhat’ın girişimcilik alanında birçok deneyime sahip biri olarak “girişimcilik ekosistemi” dahilinde değerlendirmesi gerçekçi olabilir. Ben bu konuda yorum yapamıyorum.

Girişimini hayata geçirebilmek, daha doğrusu ayakta tutabilmek için yatırımcı peşinde koşanlara da farkındalık oluşturacak bir önerisi var: “Yatırım almakta aslolan girişiminize inanan birini bulmaktır. Bu da ancak iyi bir iletişimden geçer.”

“Girişimcinin kendisi birçok şeyi eksik yapıyor, zaten tam yapsaydı girişimci değil başka bir şey olurdu” diyor. Girişimcilerin en büyük eksikliğinin de girişimlerini kime sunduklarını bilmemeleri olduğunun altını çiziyor. Hangi pazarda oyuncu olduğunu bilmeyen, pazar dinamiklerinden habersiz girişimci doğru yatırımcıya da ulaşamaz.

Ali Erhat’ın yatırımcı arayışına çıkacak yeni girişimcilere önerisi ise öncelikle “erken davranmak”. Aslında ilk müşteriniz de bir anlamda yatırımcınızdır. Yatırımcı potansiyeli taşıyanlarla iletişime, sohbete çok erken başlayın. Onları ara sıra yoklayın. Yatırım için kapılarını çalmadan en az 6 ay önceden onlarla oturup çay için, aradaki bağı yavaş yavaş kurun. Onlara sektörle ilgili tespit ettiğiniz eksiklik ve ihtiyaçları içeren bültenler gönderin.

Her yatırımcıya aynı şeyin anlatılmasına da karşı Ali Erhat. Onlara girişiminizi beğendirmeye çalışmak, onları yatırım yapmaya ikna etmeye çabalamak ve bunlar için de girişimini kitaptan okur gibi baştan sona aynı metinle anlatmak yapılacak en büyük hatalardan biri. Tam bu noktada yine kulaklara küpe olacak bir noktanın altını çiziyor:

“Yatırım almak bir şey satmak değildir. Sizinle birlikte yürüyecek kişileri bulmaktır.”

Aklınıza bir girişimcilik fikri geldiğinde Ali Erhat ilk etapta yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

  • Fikrinizin üzerinde çalışın
  • Hemen pazar araştırması yapın.
  • Müşteri testi yapın. Müşterilerle görüşün, sorunlarını ve ihtiyaçlarını dinleyin.
  • Sektörde konu hakkında uzman kişilerle görüşün, önerilerini dinleyin.
  • Fikrinizi bir iş olarak uygulamaya karar verdiğiniz noktada yatırımcılarla görüşün.

Girişimcilik fikrinin başkalarıyla paylaşılıp paylaşılmaması konusunda Ali Erhat net bir şey söylemiyor ama söylediklerinden (daha doğrusu asıl söylemediklerinden) anladım ki fikriniz en sağlam gizlilik sözleşmesine rağmen hiçbir zaman tam anlamıyla güvende olmayacak. Bu sebeple en hızlı şekilde ilerleyebileceğiniz insanları yanınızda tutmanızı öneriyor. Ve her zaman lazım olacağı için de paraya kıyıp çok iyi bir avukatlık bürosuyla çalışılmasının güçlü bir görüntü vereceğini söylüyor. “İş konusunda ciddiyseniz iyi bir ofisle ve iyi bir avukatla yola çıkın.” diye de ekliyor.

Girişiminizi herhangi bir yatırımcıya veya herhangi birine anlatacağınız zaman kuracağınız cümlenin içinde mutlaka “Ben bunu piyasadaki diğer alternatiflerine göre şu oranda daha iyi yapıyorum.” ifadesinin gerçekçi bir şekilde geçmesi gerektiğini vurguluyor Ali Erhat. Yatırımcıya işinizi anlatırken kullanacağınız teknolojinin hiçbir öneminin olmadığı, var olan benzerlerine göre neyi ne kadar oranda iyi yaptığınızın asıl önemli olduğunu söylüyor.

Yaptığı iş ve bu işte geçirdiği yıllar itibarıyla Ali Erhat, hayal yerine daha gerçekçi bir tablo çizmeye çalıştı. Kendisini dinlediğim 1,5 saatlik zaman diliminde edindiğim izlenim net, dobra, mantıklı ve pratiklikten yana biri. Cevabın kendisi değil asıl sorunun kendisi önemli dercesine kendisine yöneltilen soruları irdeledi, “sadedi” istedi. Çünkü ancak böyle olursa doğru soruya doğru cevaplar verilebileceğini anlatmaya çalıştı. Son sözü de girişimci adaylarının kulağına ikinci bir küpe olsun:

“Bir şeyi gerekli olduğu zaman gerektiği kadar yapın. Girişimcilikte bu önemlidir.”

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter

Bir önceki Girişimcilik ile hayalperestlik arasındaki ince çizgi başlıklı yazımda 12B Söyleşileri, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve girişimcilik nedir hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

  • Yanıtla ipek bilişim 31 Mayıs 2017 at 01:11

    Dikkatle okunacak ve gerekli dersler çıkarılacak bir yazı olmuş. Teşekkürler

  • ipek bilişim için bir cevap yazın Yorumu sil