e-günlük

Sen mi sanal zorbasın ben mi sanal mağdurum?

Facebook’taki bir paylaşımınıza hiç hakaret dolu bir yorum, Twitter üzerinden şahsınıza yönelik alaycı bir tivit aldınız mı? Kimliği belirsiz birinden tehdit dolu bir e-postayla karşılaşmış veya bilmediğiniz bir numaranın WhatsApp’tan tacizkâr mesajlarına maruz kalmış olabilirsiniz. Sanal zorbalık” ve “sanal mağdur” kavramlarını daha önce duymadıysanız bile bu ikisinden biri olma ihtimaliniz çok yüksek; benim için de öyle. Birkaç yıldır bu iki kavrama aşinayım ve internet kullanan hemen herkesin farklı şekillerde sanal zorbalığa maruz kaldığını biliyorum. Diğer yandan kabul etmesi zor olsa da farkında olarak ya da olmadan “sanal zorbalık” davranışları sergileyebiliyoruz. En çok dikkat edilmesi gereken konu ise çocukların dijital dünyanın zorbalığına karşı açık hedef ve savunmasız olması.

İnternet bağımlılığının göstergelerinden olan “internet kullanma süresi ve sıklığı”nın artışı ile sanal zorbalık örneği davranışlar da artıyor. 2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre internette sık vakit geçiren öğrenciler daha az vakit geçiren öğrencilere oranla daha çok sanal  zorbalık davranışlarında bulunuyor. Özellikle çocukların ve ergenlerin ebeveynlerinden habersiz sosyal ağ hesabına sahip olmaları, sanal  zorbalık yapma ya da mağdur olma gibi riskli çevrim içi (online) davranışları artırmakta. Araştırmalar erkeklerin kadınlara; 25 yaş altı bireylerin 35 yaş üstü bireylere; lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin doktora öğrencilerine göre sanal zorbalık davranışlarını gösterme sıklığı daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca az arkadaşa sahip olanlar ile arkadaş ilişkilerinden memnun olmayanlar daha fazla sanal zorbalığa maruz kalıyor.

İlginç bir bilgi ise mobil internet kullananların diğer internet kullanıcılarına oranla sanal zorbalık gösterme eğilimlerinin daha yüksek olduğu yönünde. Daha da ilginciyse sanal mağdur olanların bir kısmının daha sonra sanal zorba ya da sanal zorbaların bir kısmının sanal mağdur olabildiği gerçeği. Çünkü sanal zorbalığa maruz kalan kişi öç almak, mağduriyetini ödünlemek için sanal zorbalığa  başvurabiliyor.

Sanal zorbalığın belirgin özellikleri

Sanal zorbalık dolaylı ve anonim bir şiddet türü. “Güç dengesizliği“ni içeriyor; fiziksel  güçten çok teknolojik araçlar kullanılarak güç kullanma söz konusu. İleri teknoloji kullanım bilgisine sahip olmayı gerektirmekte. Karşıdaki kişiye kasıtlı olarak zarar verme amacı güdülüyor. Zorba,  sanal  dünyada  her  an mağdura  ulaşabilir durumda. Zorbalık dijital ortamda yapıldığından dolayı zorba kişi yol açtığı mağduriyetleri göremediği gibi mağdurla empati de kuramaz. Buna bağlı olarak zorba, siber ortamdaki davranışının sadece o ortamda kaldığını zannederek zorbalık davranışını bitirme eğiliminde olmuyor. Yapılan araştırmalara göre sanal zorbalık boyutunda yüksek puan alanların daha az empatik eğilimleri var. Bu sebeple sanal zorbalık arttıkça empati düzeyi de düşer.

Sanal zorbalık neden tehlikelidir?

  • Her zaman gerçekleşmesi mümkün olan sanal zorbalık yer ve zamandan bağımsız olduğu için mağdur, ortam değiştirse bile sanal mağduriyetten kolay kolay kurtulamaz.
  • Tespit edilmesi ve kontrolü zor olduğundan dolayı geleneksel zorbalığa oranla görülme sıklığı daha fazla.
  • Sanal zorbalık, maruz kalan kişiyi intihara sürükleyebilmekte.

Sanal zorbalık çeşitleri:

  • Sanal zorbalık elektronik zorbalık (electronic  bullying) ve elektronik  iletişim  zorbalığı  (e-communication  bullying) olmak üzere ikiye ayrılıyor.
  • Elektronik  zorbalık, internet sitelerinin veya e-postaların şifreleri  kırılarak ele geçirilmesi (hacking) şeklinde  teknik  olayları  kapsıyor.
  • Elektronik  iletişim  zorbalığı ise “Online kavga, sanal taciz, iftira, taklit, sanal ortamda izinsiz olarak bilgi ve görüntü paylaşımı, dışlama, sanal  tehdit” gibi insan ilişkilerine yönelik saldırıları içeriyor.

Sanal zorbalığın ve mağduriyetin önüne nasıl geçebiliriz?

Özellikle ergenler siber ortam kaynaklı tehditleri gerçek yaşamdaki tehditler kadar önemsemediği gibi gerçek arkadaşlar edinirken gösterdiği özeni sanal arkadaşlar edinirken de göstermiyor. Bu durum çeşitli  sanal zorba davranışlara maruz kalma risklerini artırıyor. Çocukların ve öğrencilerin yeni medya alanındaki okuryazarlığının, sosyal medya kullanım bilinicinin artırılması gerekmekte. İnternette çok fazla zaman geçirmek sanal zorbalık ve sanal mağduriyet riskini artırdığı için bu konuda da bilinçli olmak çok önemli.

Empati kurma yeteneği artırılmalı çünkü empatik  eğilimi  yüksek  olanların kişiler  arası  iletişim  kurmada gösterdikleri çaba sanal zorbalığa dahil  olmalarının da önüne geçmekte.

Bu yazıyı yazarken “Bilgi Okuryazarlığı, İnternet Bağımlılığı, Sanal Aylaklık ve Çeşitli Diğer Değişkenlerin Sanal Zorbalık ile İlişkisinin İncelenmesi” (Prof. Dr. Süleyman Sadi Seferoğlu, Arş. Gör. Ömer Demir); “Lise Öğrencilerinde Sanal Zorbalık ve Problemli İnternet Kullanımı İlişkisi” (Yunus Altundağ); “Ergenlerde Sanal Zorbalık ve Mağduriyetin Empati ile İlişkisinin İncelenmesi” (Doç. Dr. Mücahit Kağan, Rehber öğretmen Alaattin Ciminli) makalelerinden yararlandım.

Bir önceki Değiştiremiyorsan bazen vazgeçmeli başlıklı yazımda Eylem Caner, Google Adwords ve ilk türkçe bloglar hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

2 Yorumlar

  • Yanıtla Begonvil Sokağı 08 Nisan 2017 at 13:09

    Sanal zorbalık, bu platformlarda yaşanan risklerin başlangıç noktası bana göre. Çünkü daha gizli ve sinsi niyetlerin öncesinde yer alıyor. Küçük kızım stardoll, msp isimli model giydirme oyununu öğrenmiş arkadaşlarından, gerçi görür görmez içime yatmadı ama gözlemleyince içinde geçen argo konuşmalar, hiç de küçük kız çocuğu konuşmasına benzemeyen cümlelerle iyice anladım ve kaldırdık oyunları. Oyun gibi görünen bu sanal uygulamalarda bile böyle riskli taraflar olduğuna biraz zor ikna ettim. Yazınız çok güncel ve muzdarip olunan bir konu ama çocukların mağduriyeti en önemlisi, çünkü onlar ayırt etme noktasında henüz yeterli değiller ve her anlarını takip etmek de giderek zorlaşıyor. Virüs programı, aile koruma programı da olsa bireysel taciz, sanal mağduriyet ihtimali her zaman var. Bilinçli olmak ve kayda değer yaptırımların olması gerekli. Selamlar..

    • Yanıtla e-vren günlüğü 11 Nisan 2017 at 10:58

      Verdiğin örnek de gösteriyor ki anne babaların çocuklarının ellerine oyalansınlar diye tutuşturdukları (seni tenzi ediyorum) tablet veya akıllı telefonlar konusunda bilinçli olmaları gerekiyor. Sokakta tanımadığımız birine çocuğu emanet etmezken aynı riskin geçerli olduğu internet dünyasında çocukları başı boş bırakmak bana hiç mantıklı gelmiyor.

    Bir yorum yazın