e-günlük

Sosyal ağlara dair öğrendiğim 6 yeni bilgi

Sosyal medyada var olmanın “küçük işletmeler” için de bir gereklilik olduğu inancıyla Funda Güleç Yalçın‘ın kaleme aldığı “Küçük İşletmeler için Sosyal Medya” kitabını okurken sosyal ağlara dair bazı ayrıntıları bilmediğimi fark ettim. Herkes dijital medyaya dair ahkam keserken ve bu konuda iyi olduğunu zannederken Funda’nın görülmeyeni görüp ihmal edilen tarafa (küçük işletmeleri kastediyorum) odaklanması takdir edilesi bir durum. Öyle ki dijital medya sektöründe herkes yıllardır “körler sağırlar birbirini ağırlar” tarzında birbirinin tekrarı “sosyal medya” makaleleri (!) düzerken blog yazarlığına ömrünü vermiş Funda, küçük işletmelerin sosyal medya ihtiyacına yardım eli uzatmayı tercih ediyor.

Açık konuşayım; sosyal ağlarla veya akıllı cep telefonunlarının bazı özellikleriyle ilgili “bana çok basit gelen bir konu”ya dair sorularla karşılaştığımda şaşırırım. Soran kişinin yüzüne söylemiyorum ama içimden “bunu nasıl bilmez?” dediğim oluyor. Bu dürüst açıklamayı yapmamın sebebiyse Funda’nın kitapta Twitter‘dan WhatsApp‘a kadar elimizden düşürmediğimiz bütün sosyal medya zımbırtılarını aşama aşama, sabırla ve en basit şekilde anlatıyor olması. Onu okurken bu özeleştiriyi yapma gereği duydum. Yoksa ben de herkesin her şeyi bilmesi gerekmediğinin farkındayım. Mesela herkese çok kolay geldiği halde benim de bilmediğim çok basit şeyler var: Yemek yapmak gibi ;)

Blog Yazarları Çalıştayı 1 ve 2‘de bana varlığıyla büyük güç veren ve çalıştaya büyük değer katan Funda ile müsait olduğu ilk fırsatta Blog Yazarları Söyleşilerinin beşincisini gerçekleştireceğim. Söyleşi öncesi -belki içinden birkaç soru çıkarırım diyerek- yeni kitabını (ki Ekim 2016’da okuyucuyla buluştu) okumaya başladım. Tanıyanlar bilir ama ismini ilk kez duyanlar için Funda’nın Bilişim Teknolojileri Öğretmeni kökenli olduğu ayrıntısını paylaşayım. Bu bilgiyi verdim çünkü Küçük İşletmeler için Sosyal Medya kitabının sayfaları buram buram öğretmen kokuyor. Funda her konuyu “Bak, burası böyle böyle. Şurada da şunu şöyle yapacaksın” edasıyla (öyle demiyor ama insanın gözünde öyle diyormuş gibi canlandırıyor; en azından benim gözümde) anlatıyor. “Gerçekten sabır işi” diye düşündüm aktarılan bilgileri okurken; ben olsam “Yahu bunu zaten herkes biliyordur” deyip bazı ayrıntıları kesin atlardım ;) İşte belki de bu yüzden bir kitap yazmaya hiç yeltenmiyorum ;)

Funda’nın 248 sayfalık kitabında bilmediğim birçok şey öğrendim. (Neyse ki sosyal medya uzmanı değilim, bu sayede bilmediklerimi gönül rahatlığıyla paylaşabiliyorum.) Kitaptan bu yazıya aktarmayı çok istediğim birçok önemli nokta var ama kitabı edinmeniz daha faydalı olacak. Twitter ve Instagram’a dair bilmediğimi fark ettiğim 6 şey şunlar:

  • Twitter’da 24 saatte en fazla 1.000 tivit atabiliyormuşuz. (Bu sınırı zorlayanlar var mıdır acaba?)
  • Insatgram ise kullanıcı başına paylaşım sayısını saatte 350 adetle sınırlamış.
  • Twitter’dan bir kişiye günde 250 direkt mesajdan fazlasını gönderemiyormuşuz. (İyi ki WhatsApp’ın böyle bir sınırı yok yoksa annem çok üzülürdü.)
  • Tivit atarken @kullanıcıadı’nı en başa koyarsak sadece o kişi ve onu takip edenler görüyormuş. (Bu ayrıntıyı gerçekten bilmiyorum ve şu an bütün cehaletim ortaya çıktı; teşekkürler @fundalina)
  • Tivitlerde tek etiket (hashtag) kullanmak daha etkiliymiş. (İlginç geldi; niye 2-3 değil de tek etiket?)
  • Instagram’ı blog gibi kullanan arkadaşlar var; fotoğrafın altına kocaman bir seyahatname döşüyorlar hani. Sıkıysa 2.201 adetlik karakterde yazılar yazsınlar da göreyim. Yazamazlar çünkü Instagram, görsellerin altına en fazla 2.200 karaktere kadar yazı yazılmasına müsade ediyormuş. (Blogda ise sınır yok n’aber?)

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter

Bir önceki Sen mi sanal zorbasın ben mi sanal mağdurum? başlıklı yazımda Alaattin Ciminli, e-communication bullying ve electronic bullying hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

4 Yorumlar

  • Yanıtla Safiye Yaşar Erdiger 14 Nisan 2017 at 22:23

    Ben de “Küçük İşletmeler İçin Sosyal Medya ” kitabını ben de okudum. Bakalım yorumu hangi blogger arkadaşa vereceğim?!
    Bu arada twitter da listelerin anlamını öğrendim. Bu arada bloga ben de beklerim. :)

  • Yanıtla Gökhan TEKİN 01 Nisan 2017 at 23:21

    Sosyal ağlar ile ilgili bu bilgileri bende bilmiyordum Evren ağabey sayende öğrenmiş oldum. Ama en iyisi de yine blog yazmak :) çünkü blog sadece bizim sayfamız, bize ait olan bir yer, sosyal ağ sitelerinin yarın bir gün ne olacağı hiç belli değil. :)

  • Yanıtla semi 01 Nisan 2017 at 18:34

    Ben de bilmiyordum gerçekten. İlginç. Herkes kullanımına ihtiyacı kadarını biliyor. Instagram`da uzun yazı hiç yazmıyorum ya da çok sayıda tivit atmıyorum. Bu nedenle sanırım.

  • Bir yorum yazın