e-günlük

Kitap okuma önceliklerim ve yöntemlerim

2016’nın ilk yazısında yeni yıla dair hedeflerimden biri ‘En az 10 bin sayfa kitap okumak‘tı. Oysa 2015 yılında 6.831 sayfa kitap okurken bu sayı 2016‘da -maalesef- 4.991 sayfaya gerilemiş. Neredeyse iki bin sayfalık bu düşüş ve on bin sayfa hedefime ulaşamamamın ne büyük sebeplerinden biri aslında dijital anlamda daha çok şey okuyor olmam. Nasıl mı? Bunun ayrıntıları -aynı zamanda ne okusam? derdinize de son verecek- kitap okuma önceliklerim ve yöntemlerimi anlattığım yazının devamında.

Bir önceki yıla göre 2016’da daha az sayıda kitap okuduğumu görünce canım biraz sıkıldı ancak ‘okuma’ konusunda kendime pek de haksızlık etmeyeceğim. Çünkü 2016, sadece kitap okuduğum değil dijital ortamda da çok fazla doküman / makale okuduğum bir yıl oldu. Örneğin, işim ve uğraşlarım gereği çok fazla blog okuyorum ve Türkiye’de benim kadar blog takip eden ve okuyan biri olduğunu sanmıyorum. Diğer yandan dijital / yeni medyaya dair makaleler ve köşe yazılarını takip ediyorum. Bunların hepsini yazının devamında tek tek ayrıntılandıracağım.

Kitap okuma ve dijital okuma yöntemim:

Ne okumalıyım? sorunuza buraya yazacaklarımın cevap olacağını ümit ediyorum çünkü ben de geçmişte ‘hangi kitabı okusam?’ kararsızlığıyla okuma eylemini ötelediğim dönemler yaşamıştım. Sonra kendime bir ‘Okunacaklar’ listesi çıkarttım ve o listeyi  sırayla takip etmeye başladım. Böylece sürekli sadece edebi romanlar veya dijital medyaya dair kitaplar okumak yerine ilgi duyduğum kitapları bir döngü şeklinde okur hale geldim.

Ne okuyorum?

  • Edebiyat ödülü alan kitapları kronolojik olarak okuyorum. Örneğin aşağıda sıraladığım roman / hikâye / öykü yarışmalarında ödül alan kitapları en eskiden başlayarak okumaya başladım. (Bu kitapları nasıl temin ettiğimi de aşağıda ayrı bir başlıkta ayrıntılarıyla anlattım.)
    • Sait Faik Hikaye Armağanı: Ödül ilk kez 1955 yılında ​Sabahattin Kudret Aksal‘ın ​Gazoz Ağacı adlı eserine verildi.
    • Yunus Nadi Ödülleri: Birçok kültür – sanat dalında verilen Yunus Nadi Ödüllerinin roman dalında ilk sahibi 1958 yılında Fakir Baykurt (Yılanların Öcü); öykü dalında ilk sahibi de 1965 yılında Öner Ünalan (Karıncayı İncitmeyen Adam) oldu.
    • Orhan Kemal Roman Ödülü:  İlk ödül 1972 yılında Yılmaz Güney‘e Boynu Bükük Öldüler romanıyla verildi.
    • Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri: 1984 yılında şiir dalında verilmeye başlanan Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödüllerinde öykü dalında ilk ödül 1987 yılında Patika adlı eseriyle Cemil Kavukçu‘ya verildi.
    • Haldun Taner Öykü Ödülü: Ödül ilk kez 1987 yılında Murathan Mungan‘ın Hedda Gabler Adlı Bir Kadın ve Nedim Gürsel‘in Saklambaç adlı kitaplarına verildi.
    • Ömer Seyfettin Hikâye Ödülü: İlk ödül 1990 yılında  Necati Güngör‘e Sinema Kuşu Sevgilim adlı eserinden dolayı verildi.
    • Cevdet Kudret Edebiyat Ödülleri: Her yıl farklı edebi türde verilen Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü ilk kez 1993 yılında şiir dalında Hüseyin Atabaş‘ın İlkyaz Töreni ile Hüseyin Yurttaş‘ın Kirli Tarih kitaplarına verildi.  Cevdet Kudret Edebiyat Ödülüne layık görülen ilk roman 1994 yılında Mehmet Yaşın‘ın Soydaşınız Balık Burcu, ilk öykü de 1995 yılında Hür Yumer‘in Ahdım Var adlı eserleri oldu.

  • Yüz Yılın 100 Türk Romanı’ndaki kitapları okuyorum. Fethi Naci‘nin bu önemli eseri eşi Lale Kalpakçıoğlu tarafından hediye edilmişti. Okunacak kitaplar sırasına bu eserdeki yüz romanı da koydum. Kitaptaki sırayı takip ederek romanları okuyup sonra Naci’nin değerlendirmelerini okuyorum. Buna listenin başında yer alan Hüseyin Rahmi Gürpınar‘ın Utanmaz Adam romanıyla başladım. Kitabı Taksim’deki Atatürk Kitaplığından ödünç alıp okumuştum.
  • Şiir kitapları okuyorum. Elimde mutlaka bir şiir kitabı olur ve her gün birer sayfa da olsa (çünkü mısraların hissiyatını yaşayabilmek için) şiir okurum. Şu an elimde tane tane okumaya devam ettiğim Hüsrev Hatemi‘nin n’etti bu Yunus n’etti adlı eseri var.
  • Dijital medya / yeni medya üzerine kitaplar okuyorum. İşim gereği bu alandaki kitaplara daha çok ilgi duyuyorum ve internetteki kaynaklar kadar bu alanda yazılmış kitapları okuyarak da beslenmeye çalışıyorum. Özellikle MediaCat yayınlarından çıkan kitaplar ilk tercihim oluyor. Katıldığım dijital medya içerikli etkinliklerde konuşmacıların önerdikleri kitapları da temin edip okunmak üzere sıraya koyuyorum. Nesnelerin interneti, sosyal medya konularını içeren; Steve Jobs, Google gibi başarılı isim ve markaların felsefeleri üzerine kitaplar da okuma listemde yer alıyor.
  • Dergi aboneliği: Populer Science dergisine yeni abone oldum, aklımda Digital Age dergisine abone olmak da var. Bir de edebiyat dergisi aboneliği düşünüyorum ama hangisine abone olacağım konusunda kesin bir karara varamadım. Üniversiteden beri Varlık dergisine abone olmayı istemişimdir ama önümüzdeki birkaç ay içinde Hece Öykü‘ye abone olmayı tercih edebilirim. Dergi aboneliği aslında ihmal ettiğimiz bir konu. Bir insan ilgi duyduğu bir alana ait kaliteli bir dergiye abone olmalı. Şahsım adına bu konuda kendimi geç kalmış olarak görüyorum.
  • Dijital okumalar: Bu bölümden sonrasını dijital okumalarım üzerine ayırdım. Tablet, bilgisayar veya cep telefonumun ekranından okuduğum makale, köşe yazısı vb yayınlar için ‘dijital okumalar’ tanımını tercih ediyorum. Dijital okumaları nasıl yaptığımın ayrıntılarını da yazının devamında anlatıyorum. Peki hangi dijital okumaları yapıyorum?
    • Google Akademik Makaleler: Google Akademik makale arama motorunda ‘sosyal medya, yeni medya, dijital medya, nesnelerin interneti’ gibi konularda alarmlar belirledim ve bu konularda yeni yayımlanan Türkçe içerikli makaleleri Google, haftalık olarak e-posta adresime gönderiyor.
    • Academia Makaleleri: Academia bünyesinde ilgi duyduğum alanlardaki makaleleri okuyorum. Örneğin şu an didik didik ettiğim yer bilgi.academia.edu sayfasındaki makaleler. Erkan Saka‘nın Yeni Medya üzerine üç kitabını buradan bitirdim.
    • Marketing Türkiye Yazarları: Özellikle Atıf Ünaldı‘nın ve Ali Saydam‘ın bütün yazılarını; diğer yazarların da o ayki konuları ilgimi çekerse yazılarını okuyorum.
    • Mediacat Yazarları: Mediacat Online‘da bugüne kadar yayımlanmış köşe yazılarını bitirmeye çalışıyorum.
    • DigitalAge Yazarları: DigitalAge‘de bugüne kadar yayımlanmış köşe yazılarını da bitirmeye çalışıyorum.
  • Peki ya gazetede? Bunca okumanın arasında uzun bir süredir gazetede okumadığımı itiraf etmeliyim. Önceden en azından hafta sonları gazete alırdım, son birkaç yıldır o alışkanlığımı da bıraktım. Dijitalleşen dünyada 24 saatte eskimiş haberi bana sunan, köşe yazılarını da zaten internetten okuyabildiğim gazeteler farkında olmadan okuma listemden çıkalı yıllar olmuş. Beni bu konuda kınayabilirsiniz ama gazete okumanın artık bir kültür göstergesi ya da kültürlenme şekli olmadığı bir çağda yaşıyoruz.
  • Peki ya e-kitap? Makaleleri tabletten okurken gözlerimin çok fazla yorulduğunu fark ettim (gerçi daha sonra Night Shift özelliğiyle bu sorun da ortadan kalktı) ve e-kitap okuyucularının e-ink özelliği sayesinde daha kaliteli bir okuma deneyimi yaşayabileceğimi düşündüm. Bu konuda epey bir inceleme yaptım ve e-kitap okuyucularının pdf dokümanları desteklemediğini öğrenince tabletten okumaya devam ettim. Ayrıca okumak istediğim veya okuyacağım kitapların neredeyse hiçbirinin e-kitabının olmaması e-kitap teknolojisine geçmememin en büyük sebebidir. 
  • Son bir not: Dünya klasiklerinin pek çoğunu lise ve üniversite yıllarımda okuduğum için öncelikli olarak yukarıdaki okuma listeme sadık kalmayı tercih ediyorum. ‘Çok satılan kitaplar’ listesine giren kitaplardan uzak duruyorum. Türk edebiyatının -yukarıda listelediğim- örneklerini okumadan günümüzün popüler (!) kitaplarına geçmeyi düşünmüyorum.

Kitapları nasıl temin ediyorum?

  • Eğer ‘Bu kitap kitaplığımda elimin altında mutlaka olmalı’ demiyorsam önceliğim kitapları kütüphaneden ödünç almak. Bunun için okumak istediğim kitabı öncelikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphaneleri Katalog Sorgulama sayfasında aratıyorum. Aradığım kitap Taksim’deki Atatürk Kitaplığında varsa ilk tercihim oradan almak oluyor. Kitap ödünç almaya gittiğinizde otomatik olarak üye kaydınız da yapılıyor.
  • İBB Kütüphanelerinde bulamadığım kitaplar için üye olduğum Sefaköy İlçe Halk Kütüphanesi ile Avcılar İlçe Halk Kütüphanesini telefonla arayıp soruyorum. Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünün de internetten katalog tarama hizmeti var ancak bu yazıyı yazarken kontrol ettiğimde aktif olmadığını gördüm.
  • Kitap takas sitelerine bakıyorum. Birkaç kitap takas sitesi var ancak ben ukitap.com‘u tercih ediyorum. Tabi bunun öncesinde takas edebileceğiniz kitaplarınızı bir kenara ayırmış olmanız gerekir.
  • Yukarıdaki seçenekler aradığım kitaba ulaşmamı sağlamadıysa internet kitap sitelerinde çözüm arıyorum. Kitaplarımı yıllardır internetten sipariş ediyorum; hem daha ucuz oluyor hem de zamandan tasarruf ediyorum. Bu konuda sıklıkla kullandığım kitapyurdu, ideefix ve babil‘i tavsiye edebilirim.
  • Sahibinden.com, gittigidiyor.com ve Facebook’taki bazı sayfalar üzerinden aradığınız kitabın ikinci elini daha uygun fiyata alma şansınızı da var. Bazı kitapları bu şekilde aldığım da oldu. İkinci el ve çok eski – zor bulunan kitaplar konusunda Nadir Kitap‘ın imdadıma yetiştiği olmuştur.

Tabletimin Acrobat Reader’daki Google Makaleler dosyasının ekran görüntüsü

Nasıl okuyorum?

  • Kitap okurken elimdeki tek materyal okuduğum kitap değil, ya bir kurşun kalem ya da bir fosforlu kalemdir. Çünkü önemli yerleri işaretleyerek, üzerine notlar alarak okumayı tercih ediyorum.
  • Bir kitabı bitirdikten sonra tekrar başa dönüp daha önce işaretlediğim, not aldığım sayfaları tekrar okuyarak ‘genel bir okuma’ daha yapıyorum. Bu ikinci okuma sırasında kitapla ilgili blogda yazacağım yazının da taslağı çıkmış oluyor.
  • Günde ortalama 4 saatim yolda, bunun da ortalama 3 saati metrobüste geçiyor. Bu süreyi ‘ölü zaman’ olarak tanımlıyorum ve bu ölü zamanı okuyarak verimli bir şekilde değerlendirmeye çalışıyorum. Başlarda yolda kitap okuyordum fakat hem ayakta düşmemek için bir yere tutunmak diğer yandan kitabı tutmak zor oluyor; ayrıca kitap okurken sürekli not aldığım, işaretlemeler yaptığım için iki elimin de serbest olması gerekiyor. Bu sıkıntılardan dolayı bir süre sonra yolculukta en ideal okumanın ‘dijital okuma’ olduğuna karar verdim. Özellikle kitap boyutunda aldığım tabletimdeki makaleleri metrobüs yolculuklarında okumayı tercih ediyorum. Böylece hem tek elle okuma ve işaretleme de yapabiliyorum.
  • Tabletime Adobe Acrobat Reader‘in PDF okuyucusunu indirdim. Okuyacağım makaleleri Acrobat Reader’in bulutuna yüklüyorum. Bu uygulamanın en sevdiğim yönü tek elle bile işaretlemek istediğim satırı fosforlu kalemle çizer gibi işaretleyebilmem veya metinlerin herhangi bir yerine yorumlar yazabilmem. Sonrasında sadece bu bölümleri tekrar okuyarak blogda paylaşabileceğim bir yazı haline dönüştürebiliyorum.
  • Derinlemesine okuma gerektiren kitapları yolda okumuyorum. Evde daha sakin ve sessiz bir ortamda dikkatimi vererek ve notlar alarak okumayı tercih ediyorum. Bir ara kitap okurken klasik müzik veya farklı müzikler de dinlediğim oldu ancak her ne çalarsa çalsın okuduklarıma dikkatimi veremediğimi fark ettim; bu sebeple kitap okurken herhangi bir tür müzik dinlemiyorum. Eğer kafamı meşgul eden başka bir şeyler var ve o an kitap okumam gerektiği halde okumaya kendimi veremiyorsam sesli okuma yoluna gidiyorum. Böylece zihnimdeki diğer sesleri ve düşünceleri de bastırmış oluyorum. (Uzmanlar konuşma, telaffuz, diksiyon güzelliği için sessiz okumayı ‘pasif okuma’ olarak tanımlarlar ve bunu asla önermezler. Aslında en doğru okuma şekli sesli okumadır.)
  • Okuduktan sonra kitapları üçe ayırıyorum: Blogda yazılacaklar, tekrar okunacaklar ve kütüphaneye bağışlanacaklar. Bir kitabı bitirdikten sonra onun genel okumasını yapıp hakkında blogda yazı yazana kadar o kitabı ayrı bir yere koyuyorum. (Örneğin daha önce okuduğum 8 kitap, blogda yazılmak üzere kitaplığımın ayrı bir köşesinde bekletiliyor.) Önceden satın alıp okuduğum hiçbir kitabı kütüphanemden ayırmaz, başkasına ödünç dahi vermezdim. Son birkaç yıldır bu alışkanlığımdan vazgeçerek kitapları ‘başucu kitabım’ ve ‘kütüphaneye bağışlanacaklar’ şeklinde ayırıyorum. Şiir kitapları hiçbir zaman kütüphanemden ayrılmıyor; aynı şey edebi değeri yüksek kitaplarım için de geçerli.
  • Yılda bir defa tekrar okunacak kitaplar listem var. Bunların sayısı çok fazla olmamakla birlikte ufkumu açtıkları için bazı kitaplara ‘başucu kitaplarım’ diyorum. Örneğin Ali Saydam‘ın ‘Algılama Yönetimi, Eş ve Müşteri, Vazgeçmek Özgürlüktür, İktidar Yalnızlıktır’; Guy Kawasaki‘nin (Guy Kawasaki kimdir?Büyüleme ve John Hegarty‘nin Yaratıcılık kitaplarını her yıl bir kez daha okumak üzere takvime hatırlatıcı olarak ekledim.
  • Google Drive’da Okuduğum Kitaplar Listesi adlı bir dokümanım var ve on yıldan fazla süredir okuduğum kitapları tarihleri ve sayfa sayılarıyla oraya mutlaka kaydediyorum. Böylece okuduğum kitapların dijital bir arşivini tutuyorum ve aynı zamanda hangi yıl kaç adet ve kaç sayfa kitap okuduğumu da hesaplayabiliyorum.

Okumak, insanların sahip olduğu en güzel eylemlerinden biri. Bazen bütün uğraşım sadece okumaktan ibaret olsun istediğim de oluyor. Herkesin okuma kültürü, okuma tercihi ve okuma alışkanlığı farklı. Ben de yukarıda kendi hayat standartlarım ve alışkanlıklarım çerçevesinde daha çok ve daha nitelikli okumalar yapabilmek için kendimce bulduğum çözüm yollarını paylaştım. Sizin de okuma tercihleriniz, yöntemleriniz ne olursa olsun okumanın mutlaka başka bir yolu olduğunu biliyoruz. İnsan yeter ki okumak istesin.

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter

Bir önceki internet günlüğü 2017/1 başlıklı yazımı da okumanızı öneririm.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

4 Yorumlar

  • Yanıtla Ahmet 16 Ocak 2017 at 11:48

    Not almadan okumak bir süre sonra hayal kırıklığına sebebiyet veriyor. “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” insani olarak unutuyoruz. İster dijital ortamda ister notdefterinde olsun okuduğumuz kitapların azda olsa özlerini muhafa etmeliyiz kanısındayım. Özellikle ‘başucu kitabım’ ve ‘kütüphaneye bağışlanacaklar’ şeklinde sınıflandırma çok güzel. Ben “Google Drive’da Okuduğum Kitaplar Listesi adlı bir dokümanı” na kayıt ediyorum demişsin ya nasıl kayıt ettiğini merak ettim. Yine çok bereketli bir yazı olmuş eline sağlık Evren.

    • Yanıtla e-vren günlüğü 16 Ocak 2017 at 13:45

      Öğrencilik yıllarımda öğretmenlerimiz kitap fişlerinden bahsederdi Ahmet, belki sen de hatırlıyorsundur; kitap okurken alınan notların fişler halinde düzenlenmesinin faydasından bahsederlerdi. O zamanlar bu kitap fişlerinin tam olarak nasıl yapıldığını çok anlamıyordum. Soruna gelince: Google Drive’da bir doküman açtım ve oraya okuduğum kitapları yazıyorum. Eskiden bilgisayarımda word dosyasında bu listeyi tutuyordum ama bir gün bilgisayar çökünce o word dosyası da kurtarılamamak üzere silindi. O yüzden yüzlerce kitaplık listem de kayboldu. O tecrübeden dolayı artık Google Drive üzerinde arşivlemeye özen gösteriyorum. Böylece telefonumdaki uygulama sayesinde de yeni bir kitap okumaya başlayınca hemen kolayca listeye o kitabı ekleyebiliyorum. Benimki böyle pratik bir çözüm. Başkaları da GoodReads’e eklemeyi tercih ediyor.

  • Yanıtla Sibel Koç 15 Ocak 2017 at 01:14

    Yine harika,bonkörce bir yazı okudum.Çok şanslıyım.Eline,yüreğine sağlık Evren!..

  • Bir yorum yazın