e-vren günlüğü

1923’lü dedemin 2021 yılına uzanan hatırası

Resmî kayıtlara göre dedem, 1 Temmuz 1923 doğumlu. Dedemin doğum tarihi nüfus cüzdanında bu şekilde yazıyor ancak 1988 yılında aldığı ehliyetinde doğum tarihi kısmında sadece hicri 1341 yazılmış. Abimin söylediğine göreyse dedem, nüfusa 4-5 yıl geç yazdırılmış. Bu sebeple asıl yaşının 93 değil 97 olabileceği söyleniyor.

93 ya da 97; dedem 90 yılı sağlıklı bir şekilde devirmiş koca bir çınar. Bir önceki gelişimde kendisiyle sohbet ederken epey geçmişe gitmiş; anılarını anlatmaya başlayınca da ses kaydı almıştım. Bu bayram tatiline gittiğimde dedemi videoya da kaydetmek istedim.

Aydın’a geldiğim günün sabahında Raziye teyzemle birlikte dedemin yanına gittik; her zaman olduğu gibi odasındaki yatağında uzanıyordu. Gözleri ve kulakları artık eskisi gibi iyi olmadığı için kim olduğumuzu dedeme anlatabilmek birkaç saniyemizi aldı. Dedem bizi tanıdıktan sonra ise çok neşelendi, yatağından kalkmadan uzun bir sohbete girişti. Teyzem, bir taraftan onun çamaşırlarını yerleştirip mutfağını düzenlerken dedemin her zamanki konusu ‘benim ne zaman evleneceğim’di. Önceki gidişlerimde bana sürekli önerdiği bir kız vardı; bu sefer o kız aklına hiç gelmedi. Benim birileriyle tanışıp tanışmadığımı, annemin bana kız arayıp aramadığını sordu. Yaşımın 35 olduğunu öğrenince de beni evlendirme fikrinin onu daha bir telaşlandırdığını hissettim. Çünkü “Yaşın gelmiş geçiyor artık” dedi. Dedem bu konuda konuşmayı ısrarla sürdürürken ben bambaşka hayallere daldım. Canım dedem, 90 yılı geride bırakıp eskisi gibi güçlü ve zinde değildi ama torununun evliliği mevzusuna nasıl da enerji harcıyordu. Yaşımız kaç olursa olsun hayat gerçekten yeni umutlarla yaşanır bir hal alıyor.

Uzayan sakallarımı okşayan ve ‘güzel olmuş, yakışmış’ diyen dedemi yanaklarından öpüp yanından ayrılırken tekrar gelip kendisini kameraya çekeceğimi söyledim. Çok sevindi, ‘sen sor ben anlatırım’ dedi. Video ve ses kaydı için gerekli cihazlar ve İbrahim’den istediğim tripodu alıp birkaç gün sonra dedemin yanına gittim.

11 Eylül 2016 pazar günüydü; dedemle bir önceki görüşmemizin üzerinden 3 gün geçmişti. Kurban Bayramı arifesi olduğu için dedem oruçluydu. Hatta yemem için ısrarla bana ikram ettiği salatalıkları mutfakta kendisi yemek üzereyken oruçlu olduğunu hatırlattım. Çok şaşırdı ve ‘sen olmasaydın orucu yiyecektim bak’ dedi. Dedem, üç gün öncekine göre daha durgun ve keyifsizdi; oruçlu olmasına bağladım. Ama bayramın ikinci günü de durumu aynıydı; yüzü gülmüyordu, dalgındı. Perşembe günkü neşeli ve enerji dolu dedemden eser yoktu.

Yaka mikrafonunu ses kaydı için eski telefonuma bağladım, dedeme mikrafonu takarken de daha önce televizyona çıkıp çıkmadığını sordum. “Hiç nasip olmadı oğlum” dedi. Sonra diğer telefonu video kaydı için kurup kayda başlamadan önce dedemden yorulduğu zaman söylemesini istedim. “Tamam söylerim” dedi; “sen nasıl iyi çıkacaksa, senin işini nasıl iyi görecekse öyle yap” dedi. Dedemin bu sözü hem çok hoşuma gitti hem de beni şaşırttı ama daha çok şaşırdığım konu dedemin geçmişe dair çoğu şeyi hatırlayamaması oldu. Önceki sohbetlerimizde geçmişe dair birçok ayrıntıyı capcanlı bir şekilde anlatan koca çınar, bu defa sorduğum çoğu soruyu ‘bunu hatırlayamacağım oğlum’ diye cevapladı. Hatırlaması için yardımcı olmam da pek bir sonuç vermedi.

Dedem çoğunlukla kısa cümleler kurdu, uzun sessizlikler yaşadı. En baştan kendisinden rica ettiğim gibi ‘yorulduğunu’ söyleyince kaydı tamamladık. Sonra fotoğrafını çektim ve kendisini yorduğumu söyleyip hakkını helal etmesini istedim. Ardından Alperen, annem, teyzem, Işıl ve dedemle birlikte anneannemin mezarına gittik.

Çoğu şeyi hatırlamakta güçlük çeken dedem, mezarlığın içine girince Alperen’e anneannemin mezarının yolunu tarif etti. İlk başta araçtan inmek istemedi, ‘duamı buradan okurum’ dedi. Dedemin neden anneannemin mezarının başına gitmek istemediğini anlamadım, zaten çok diretmedi, ‘ah Fatmacık, ah Fatmacık’ diyerek 80 yıllık eşinin mezar taşını okşadı. Sonra hemen yanındaki boş mezarlığı gösterip ‘burası benim’ dedi; üzerinde yazan yazıyı sesli olarak okumamı istedi. Orada da video çektim, Alperen Yasin suresini okudu.

Dedemin evindeki ortalama 40 dakikalık çekimde dedem neler anlattı, neleri hatırlayamadı bunları bu yazıya aktarmıyorum. Bu çalışmanın asıl gayesi dedemden görüntülü ve sesli bir hatırayı sabitleyebilmek. Neyi ne kadar hatırlayıp iyi anlattığı hiç önemli değil. Ses kaydını soundcloud‘daki hesabıma ‘gizli’ olarak yükledim. 40 dakikalık videoyu da YouTube kanalıma gizli olarak yüklüyorum. Ömrümüz yeterse 5 yıl sonra Eylül 2021’de dedemin bu görüntülerini ve ses kaydını önce ailemle sonra buradan paylaşacağım. O güne dair şimdilik sadece aşağıdaki videoyu paylaştım.

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter

Bir önceki Okul kaydı için velilerden hala posta pulu isteniyor başlıklı yazımda okul kaydında gerekli belgeler ve okul kayıt ücreti hakkında bilgiler bulabilirsiniz.