Monthly Archives

Ağustos 2015

e-günlük

Cihangir Göker: İyi bir diksiyon için her gün sesli okuyun

cihangir göker

Diksiyon eğitiminin son dersini TRT’nin 1968’deki ilk programı “Atatürk ve Devrimleri”ni sunan iki isminden biri olan Cihangir Göker’den aldık. Konuşması ve ses rengi büyüleyiciydi ve tam anlamıyla bir İstanbul beyefendisiydi. Cihangir Hoca, derste hata yaptığı için özür dileyen herkese büyük bir nezaketle ‘rica ederim’ karşılığını veriyordu ve dersin sonunda (her zaman bunu yaptığını söyledi) kapıda durarak hepimizin elini tek tek sıkıp bizleri uğurladı. Hatta sadece dille ilgili konularda sorularımızı kendisine iletmemiz için cep telefonu numarasını verdi. Devamını Okuyun

e-günlük

STK’lar için Google Programı Kapsamında Yazılım Bağışından Faydalanın

STK'lar için Google

Google Türkiye’nin Sivil Toplum Kuruluşları için Google Programının tanıtım toplantısı için İnternet Derneği‘ni (isoc-tr) temsilen Salı günü Wyndham Grand Istanbul’daydım. Ev sahibi olarak Google Türkiye Kamu İlişkileri Müdürü Pelin Kuzey açılış konuşmasını yaptı. Kuzey, Google’ı sivil toplum kuruluşları için Türkiye’ye getirmekten duydukları sevinci dile getirdi. STK’lar için Google Programının Türkiye’de de nihayet başlayacak olması STK’lar tarafından da heyecanla karşılanmış olacak ki salonda boş yer kalmamıştı. Techsoup Türkiye’den Arzu Baykara‘nın da kısa konuşmasından sonra sunum sırası STK’lar için Google projesinden sorumlu Erin Hattersley’deydi. Devamını Okuyun

e-günlük

Fulin Arıkan: Konuşma kişisel bir şovdur

fulin arıkan

Sahneye kendimi tanıtmak için çıktığımda ‘Yüzün bana tanıdık geldi’ deyince ‘Sizin de yüzünüz bana tanıdık geliyor’ dedim gülerek ;) Ben heyecanımı yatıştırmak adına latifeyle karışık bir karşılık vermeye çalışmıştım çünkü karşımdaki TRT’nin ünlü spikerlerinden Fulin Arıkan‘dı. Televizyonla az çok ilgisi olan hemen herkesin mutlaka görüp bildiği bir ekran yüzüydü kendisi. Devamını Okuyun

e-günlük, e-vreniyyat

Alçakdam Yokuşundaki ‘Duvar’ın Bana Fark Ettirdikleri

cihangir alçakdam yokuşu

Öğle yemeklerinden sonra çoğunlukla Cihangir’in ara sokaklarında kısa bir yürüyüşe çıkarım. Yine o yürüyüşlerden birinde önünden geçtiğim kafenin yan duvarındaki bu çalışma dikkatimi çekti. ‘Boş bir duvar’ deyip öylece bırakılmamıştı. Her kim ise hayal gücünü, sanatını ya da kişisel zevkini o boş duvara yansıtmıştı. Sonra fotoğrafını çekip Devamını Okuyun

e-günlük

Türkçede söyleyiş birliği yok çünkü Türkçe fonetik sözlüğümüz yok

aydoğan temel

Petrol mühendisliğini son sınıfta terk edip çok istediği tiyatro bölümüne gider. Eş dost ‘ikinci üniversiteyi okuduğuna göre paran çok galiba” der ancak o ders dışı zamanlarında müzikle uğraşarak okul masraflarını karşılamaya çalışır. Üniversite sonrası çalışma hayatına atılır ve işinde öylesine profesyoneldir ki yıllar önce yüzündeki kistin alınması için üst dişlerinin tamamı sökülüp damağı kesilip büyük bir operasyon geçirmesine rağmen ertesi gün mikrofon başına geçerek saatlerce seslendirme yapacaktır. O ise bu durumu ‘dil, çok ama çok akıllı bir organdır’ diyerek açıklayacaktır. Hayallerinin peşinden giden Aydoğan Temel, bugün Türkiye’nin en güçlü seslendirme sanatçılarından biridir. Devamını Okuyun

e-günlük

Ne bildiğimizden çok nasıl anlatabildiğimiz önemli

Kaan Yakuphan ile Diksiyon dersi hatırası

İFOD’da 2012 yılında almaya başladığım dijital fotoğraf eğitiminin ilk dersinde Nilay İşlek hocamız, ‘bu eğitimler sırasında fotoğraf çekememeye başlayacaksınız; merak etmeyin bir süre sonra geçer’ demişti. Neyin, nasıl olması gerektiğine dair herhangi bir konuda eğitim almaya başlayınca insan bildiğini (alışageldiğini) de unutmaya (karıştırmaya) başlıyor. Örneğin bugünlerde konuşurken çok fazla hata yapmaya (hatta konuşamamaya) başladığımı hisseder oldum.

Diksiyon dersleri için 3 gün boyunca haber spikeri Kaan Yakuphan ile birlikteydik. Televizyonda seyrettiğim biriyle aynı sınıfta saatlerce çalışmak ilk defa yaşadığım bir deneyim. Ses tonuyla, beden diliyle, Türkçe bilgisiyle, nezaketiyle, giyimiyle tam bir İzmir beyefendisi Kaan Yakuphan ;) Her ne söylerse söylesin sanki ana haber bülteni tadındaydı; adımı soyadımı söylediğinde de TV 8 Ana Haber Bülteninde adım anons ediliyor gibi hissettim. Gerçekten heyecanlı ve değişik bir durum ;) Devamını Okuyun

e-günlük

Yazmak Yaşamaktır*

yazmak

Melih Cevdet Anday‘ın günlüklerinin bir araya toplandığı ‘Bir Defterden’ kitabında “Yazmak, yaşamaktır” diyordu Anday. Oktay Akbal’ın kendisine yönelttiği “Sence yazmak yaşamak mıdır?” sorusuna bu cevabı vermişti. 3 Temmuz 1978 tarihli günlüğüne de bu konu hakkında şu cümleleri not düşmüştü:

“…Defterimi buldum. Gene yazmak istiyorum. Üstelik yalnız olduğum için bu deftere yazmak beni canlandıracaktır. (…) Yazmak konuşmaktan daha iyidir bence. Eskiden çok konuşurdum, çünkü az yazardım. (…) Evet, yazmak yaşamaktır. Ben de bu deftere, yaşamamı sürdürmek için yazacağım.” Devamını Okuyun