e-günlük

Yüz Kumbarası Fotoğraf Sergisi ve İlginç Detaylar

Yüz Kumbarası Sergisi'nden...

Yüz Kumbarası Sergisi’nden…

Muammer Yanmaz‘ın liderliğinde 2011 yılında başlatılan Yüz Kumbarası fotoğraf projesinde 40 fotoğrafçı 2 yıl boyunca belirledikleri 40 önemli ismin portre fotoğraflarını çekerek önemli bir görsel belleğe imza attılar. 1.600 kişinin portrelerinden oluşan sergi, proje başladıktan tam dört sene sonra nihayet görücüye çıktı. Ben de Fransız Kültür Merkezi sergi salonundaki Yüz Kumbarası sergisini dolaştım; projede yer alan bazı fotoğrafçılarla konuşarak projeye dair önemli bilgileri not ettim.

Yüz Kumbarası Niçin 4 Yıl Sürdü?

Merak ettiğim ilk konu projenin tamamlanmasının 4 yıl gibi uzun bir süreyi bulmasının sebebiydi. Proje fotoğrafçılardan Filiz Dibi, 1.600 kişinin fotoğraflanmasının aslında 2 yılda tamamlandığını söyledi. Daha önce başka bir sergi salonuyla anlaşıldığını, sergi açılışının yapılacağı sırada Gezi Parkı olaylarının başlamasından dolayı açılışı ertelemek zorunda kaldıklarını anlattı. Yüz Kumbarası’nın bu kadar uzun bir süre sonra sanatseverlerle buluşmasının tek sebebi elbetteki Gezi olayları değil. 40 fotoğrafçı, fotoğraflarını çekecekleri 40’ar isme kendi imkanlarıyla ulaşmış. Ya bir tanıdık vasıtasıyla ya da internet aracılığıyla söz konusu kişilere ulaşmaya çalışmışlar; onlara projeyi anlatıp fotoğraflarını çekebilmek için onları ikna etmeye uğraşmışlar. Bu randevu alma – ikna etme süreci bazen 2-3 ayı bulmuş ve randevu almakta en zorlandıkları kesim de sanatçılarla iş dünyasından isimler olmuş.

Zaten bu konuda Filiz Dibi de çok güzel bir şey söyledi:

Biz hem fotoğrafçı, hem ışıkçı hem de dost olduk. Biz de bu konuda acemiyiz, kimseyi tanımıyoruz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Belki bir ajansla çalışsak çok kolay olurdu ama o zaman da o maneviyatı yakalayamazdık.

Yüz Kumbarası sergisinden...

Yüz Kumbarası sergisinden…

Yüz Kumbarası’nda Yer Alan 1.600 İsim Neye göre Belirlendi?

Filiz Dibi, listelerin birbiriyle çakışmaması şartıyla isimleri kendilerinin belirlediğini söylerken projenin diğer fotoğrafçılarından Gonca Soysal da teklifi kabul etmeme durumuna göre her bir ismin yedeğinin de belirlendiğinden bahsetti. 

Bir Tarafta Sanatçı Egosu Diğer Tarafta Fotoğrafçı Egosu

Fotoğrafçı egosu diye bir şey vardır, sanatçı egosunu ise zaten hepimiz biliyoruz. Peki böylesi bir projede ego çatışmalarının yaşanıp yaşanmadığını merak ediyorum; sorumun yanıtını Gonca Soysal’dan alıyorum:

40 kişinin entegre olması, bir arada çalışması çok kolay bir şey değil. Çünkü 40 fotoğrafçı 40 ego demek. Her ay iki kere toplantı yapıldı; isimler konusunda da sıkıntı oldu. O diyor ki ben çekeceğim, diğeri diyor ki ben çekeceğim. Orada orta noktayı bulmaya çalıştık. 40 kişi demek 40 ego demek, özellikle fotoğrafçı egosu çok kolay bir şey değil. Ortak iş yapmak çok zordur ki 40 ortak düşünün.

‘Bu kişiyi niye bu listeye koydun?’ deyip sorun çıkaran sanatçılar da olmuş. Bazı isimler, başka isimlerin listeden çıkarılmasını istemiş; ‘O varsa beni çıkart, ben varsam onu çıkart’ demiş. ‘İstemediğim yazarlarla aynı havayı bile solumam’ deyip projeye katılmayanlar olmuş. Hatta modaya yön verenler listesinde yer alan ve fotoğrafları çekilen bir isim, Hülya Avşar’ın da 1.600 kişilik listede yer almasından dolayı projede yer almak istemediğini belirtmiş. Tam da bu noktada Filiz Dibi, ‘Şimdi anladınız mı projenin niçin 4 yılda tamamlandığını?’ diyor.

Projenin çıkış amacının Down sendromlu çocuklar yararına güzel bir çalışmaya imza atmak olmasına rağmen bazı sanatçıların listedeki isimlere bakarak kararını vermesi, kendi egolarından dolayı bazı isimlerin projeden çıkarılmasını talep etmesi veya sırf bu yüzden projeye katılmaması üzerinde düşünülmesi gereken bir durum. Açıkçası bunları duyduğumda şaşırdım ve üzüldüm.   

Gonca Soysal’a göre şairler, örneğin Yeşilçam yıldızlarına veya modaya yön veren isimlere göre daha rahat bir çalışma imkanı sunmuşlar. Listede yer alan isimlerin hemen hemen hepsi, estetik kaygılardan uzak ve yüzündeki kırışıkları vesaire sorun etmeden fotoğraflarını çektirmiş. 

Yineleyeceğim ama isimlere projede yer almayı kabul ettirmek hiç de kolay olmamış; öyle ki Gonca Soysal, kendi listesinde yer alan bir ismi ikna edebilmek için kapısında yattığını anlattı. Hatta evinden pek çıkmayan bir ismi de Abdi İpekçi’nin anma töreninde yakalayıp Zincirlikuyu Mezarlığı’nda fotoğraflamak zorunda kalmış.

Yüz Kumbarası’nın 1.600 Yüz’ü Sergiye Geldi mi?

Böylesi önemli bir projenin yüzü olan o isimlerin sergiyi dolaşmaya gelip gelmediğini de merak ediyorum. Filiz Dibi, kendi listesindekilerin çoğunun gelmediğini, o kişilerden şu ana kadar 5 ismin sergiyi ziyaret ettiğini belirtiyor. Gonca Soysal da sergi açılışında yoğun ilgiden kimsenin içeri giremediğini, bazılarının soğuk havada dışarıda bekleyemeyeceklerini söyleyerek geri gittiklerini ve kendi listesindekilerin yarısının sergiyi dolaştığını ifade ediyor. 

Serginin hem sanat dünyasında hem de sosyal medya – basın ayağında büyük ilgi gördüğü aşikar. Şu an için sadece 4 haftalığına Fransız Kültür Merkezi’nde ziyarete açık olacak Yüz Kumbarası sergisinin İzmir ve Ankara’dan da talep gördüğünü öğrendim. Eğer gerekli anlaşmalar sağlanırsa serginin diğer illere de taşınması mümkün (ki kesinlikle daha çok mekanda daha çok insan tarafından görülmesi gerektiğini düşünüyorum.)

Yüz Kumbarası Projesinin Maliyeti

Her fotoğrafçı listesindeki 40’ar isme kendi imkanlarıyla ulaşmak durumunda olunca bunun son derece masraflı olduğu gerçeği de ister istemez aklıma geliyor. Gonca Soysal bu görüşümü destekler bir detay paylaşıyor ve 1.600 ismin tamamının İstanbul’da bulunmadığını, Türkiye’nin farklı noktalarında yaşadıklarını vurguladı. Hatta bir ismin fotoğrafının çekilebilmesi için Amerika’ya bile gidildiği detayını paylaştı. Filiz Dibi de, projenin tamamlanma sürecinde ciddi anlamda para harcandığını söyleyip ‘Düşünüyorum acaba bu parayı direkt vakfa mı bağışlasaydık?’ dedi. Ben de Yüz Kumbarası projesinin bütün bu harcamalardan çok daha fazlasını kazandırması temennisinde bulunuyorum. 

Didem Öğüş

Didem Öğütçü

Proje Sürecinde Hayatını Kaybedenler de Var

Proje, 4 yıllık bir süreci kapsayınca fotoğrafı çekilen isimler arasından bu zaman zarfında vefat edenler de oldu. Bir de 40 fotoğrafçının verdiği bir kayıp var: Didem Öğütçü

Didem’e kanser teşhisi proje başlangıcında koyulmuş ama o listesindeki 40 ismin fotoğraf çekimlerini tamamlamayı başarmış. Projenin sonunu göremeden de hayatını kaybetmiş. 

Yüz Kumbarası’nın Geliri Dost Yaşam Down Sendromu Vakfı‘na

Sergiye giriş ücretsiz ama serginin Down Sendromlu çocuklara kucak açan Dost Yaşam Down Sendromu Vakfı yararına da hayata geçirildiğini de yukarıda belirttim. Bu amaçla sergi salonunun girişinde Dost Yaşam Down Sendromu Vakfı’nın broşürleri bulunuyor ve dileyen herkes bu broşürlerde yer alan hesap numaralarına istediği miktarda bağış yapabiliyor. Ayrıca sergide beğendiğiniz bir fotoğrafı 300 TL’den az olmamak şartıyla yine vakfa bağışta bulunarak satın alabiliyorsunuz. Projede yer alan 1.600 ismin büyük çoğunluğu da fotoğraflarını satın alarak vakfa destek vermiş. Proje kapsamında toplanacak bağışlarla bir fotoğraf kulübü kurarak Down sendromlu çocukların daha da sosyalleşmesi ve hayata dahil olması amaçlanıyor. 

Konu buraya gelmişken Yüz Kumbarası’nın 40 fotoğrafçısının fotoğraflarının da Down Sendromlu Deniz Özkan tarafından çekildiğini belirtmeliyim. Bakın sevgili Deniz, kendisini ne de güzel ifade etmiş:

deniz özkan, yüz kumbarası

Sergi mekan tasarımında Coşar Kulaksız‘ın imzasını taşıyan  Yüz Kumbarası’nın ömür boyu unutulmayacak bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Özellikle benim gibi portre fotoğraflarını sevenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir sergi.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın