Monthly Archives

Mart 2015

e-günlük, e-vreniyyat

Röportaj mı Söyleşi mi? En Güzel Cevap: Yaşar Kemal

Yaşar Kemal’in aziz hatırasına…

Hemen bültenlere ve sosyal medyaya baktığımızda Attila İlhan’ın ardından oluşan “an gelir Attila İlhan ölür” korosunun bir benzerinin oluştuğunu gördük, maalesef. Okuyan okumayan hemen herkes başta “Demirciler Çarşısı Cinayeti” romanının giriş cümlesi”o iyi insanlar o güzel alara binip çekip gittiler…” olmak üzere yazarın belli başlı bazı cümlelerini sloganlaştırıp paylaşmaktaydı. Sloganlarla düşünmek, sloganlaştırmak düşüncelerimizi, sloganların gölgesinde boğmak fikri… En az, ölenin arkasından övgü dolu ağıtlar yakmak gibi hepimizin hastalığı.

Böyle söylüyor Ömer Faruk K. Siyah Sanat dergisindeki Yaşar Kemal’le Eşkıyalık Üstüne başlıklı yazısının girişinde.*

Toplumsal olaylara ve ölümlere sosyal ağlar üzerinden pek değinmediğim gibi 28 Şubat 2015 tarihinde aramızdan ayrılan Yaşar Kemal için de dijital taziyeciliğe soyunmadım. Onun romanlarından birini bile okumamış insanların internetteki paylaşımlarını buruk bir tebessümle okudum. Oysa edebiyatın yaşayan çınarlarından Yaşar Kemal’i son yolculuğuna uğurlarken yapılacak en güzel şey ardından ‘okumak’ ve ‘onu okumak’tı.

Ben de öyle yaptım; kaleminin kuvvet bulmaya başladığı röportajlarını okumakla işe başladım: Yaşar Kemal; Röportaj Yazarlığında 60 Yıl.

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ve Ara Güler’in objektifinden yansıyan Yaşar Kemal fotoğraflarıyla zenginleştirilmiş kitapta usta kalemin 1951 – 1973 yılları arasında gerçekleştirdiği 12 röportajı yer alıyor. Kitabın ilk bölümünde ise Milliyet Sanat dergisinin Ağustos 1975’te çıkan sayısındaki röportaj soruşturmasına verdiği yanıtlar bulunuyor. Yaşar Kemal’in sadece bu kısımdaki ifadeleri bile röportajın gerçekten ne olduğu konusundaki bütün kafa karışıklıklarını gidermeye yeter de artar.

‘Röportaj’ ile ‘Söyleşi’yi birbirine karıştıran, röportaj yaptığını zanneden ama aslında söyleşi’den öteye geçemeyenlerin kulağına Yaşar Kemal’in şu cümleleri küpe olsun: Devamını Okuyun

e-günlük, e-vreniyyat, Röportaj / Söyleşi

Oğuz Atay’la Yapılan İlk Blog Söyleşisi

Oğuz ATAY

Oğuz ATAY

Ölümünün üzerinden 38 yıl geçti. Daha ilk romanı Tutunamayanlar ile 1970 yılı TRT Roman Ödülü’nü kazanan Oğuz Atay, sonraki romanlarında da kaleminin ustalığını konuşturdu. Postmodernist romanın Türk edebiyatındaki ilk örneklerini veren Atay’ın İletişim Yayınlarından çıkan Günlük’leri de oldukça ses getirdi. Söz konusu ‘günlük’ olunca bir e-günlük yazarı olarak edebiyatın dev ismi Oğuz Atay’la bir söyleşi gerçekleştirmeye karar verdim. İyi okumalar

Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu olduğumdan dolayı Oğuz Atay ismi benim için her zaman önemli oldu; öyle ki eserlerinizin her birinin bendeki kıymeti büyüktür. Bir de ses getiren günlükleriniz var. Blog yazarı olunca onları ayrıca bir ilgiyle okudum. Günlük defterinize yazmaya başladığınız Nisan 1970’e dönecek olursak günlüklerinizle ilgili o günkü duygularınızı  bize hangi cümlelerle ifade edersiniz?
Devamını Okuyun

e-günlük

Sahi, FrenchPress Ne Demek?

Fotoğraf: Sodanie Chea

Fotoğraf: Sodanie Chea

Röportaja merakım her zaman vardı; son zamanlarda ise merakım daha arttı. Yaşar Kemal’e röportajlarından başlamak bence en doğru yoldu. Şimdilerde onu okuyorum; Yaşar Kemal, Röportaj Yazarlığında 60 Yıl.

Okuduğum kitapları blogumda paylaşmaya çalışıyorum, bunu da mutlaka paylaşmalıyım zaten. Ama kitabın sadece girişini okusanız röportaj ile söyleşi arasındaki farkı net bir şekilde anlar, bir daha da ikisini birbirine karıştırmazsınız. Kitabı bitirince bahsettiğim kısımdan notlarımı paylaşırım. Devamını Okuyun

e-günlük

Sosyal Medya mı Sosyal Ağ mı?

sosyal medya

Takip ettiğim blog yazarları listesine bir süre önce eklediğim iki genç arkadaş var; Burak ve Ufuk. Etkileşimleri de oldukça iyi. Ayrıca onların blog yazmaya uzun yıllar devam etmelerini de çok istiyorum.

Konu buraya gelmişken, bir sonraki yazımda Türkiye’de blog dünyasına yön veren isimleri ve onların bloglarını listeleyeceğim. e-vren günlüğü var olduğu sürece sürekli güncellenecek olan o listeyle ilgili detayları söz konusu yazımda detaylandırırım.

Devamını Okuyun

e-günlük

Kafka’nın Kadınları ve Mektuplarının Sırrı

Janset Karavin, Derya Alabora, Nur Yazgan

Janset Karavin, Derya Alabora, Nur Yazgan

2015 Uluslararası Kafka Konferansı‘nın 8 Mart’a denk gelen ilk günü onun hayatına giren kadınları anlattı Derya Alabora ve Nur Yazgan.

Yazgan’a göre Kafka, hayatındaki kadınlara yazdığı bütün mektuplarında kendisinin kahraman olduğu bir mekan yaratmıştı. Yaza yaza aşık olmuş hatta kadınları kendisine zorla aşık etmişti. Kafka için “aşk’a aşık olma ve yazıya aşık olma” her şeyin ötesindeydi. 

Alabora ise Kafka’nın hayatına giren dört önemli kadınla yaşadığı aşkın annesiyle arasındaki duygusal mesafeden kaynaklandığı yorumunda bulunuyor. Kadınlar konusunda her zaman ikilemde kalan, onlarla ilişkileri hep çelişkilerle dolu olan Kafka, kendisini asla bir aile reisi olarak da görememiştir: Devamını Okuyun

e-günlük

Kafka’nın Eserleri Harika ama Kendisi Daha da Harika

franz kafka

“Kafka’yı keşfetmek için hep birlikte bir maceraya çıkacağız. Bir kişi Franz Kafka’yı açıklayamaz; aksine hepimiz bir araya gelerek onun kim olduğu konusunda bir fikir sahibi olabiliriz.”

Sözlerine böyle başladı Kafka’s Last Love: The Mystery of Dora Diamant kitabının yazarı Kathi Diamant; Düşülke Kitap tarafından “Kafka İstanbul’da” sloganıyla organize edilen 2015 Uluslararası Kafka Konferansı’ndaki konuşmasına.

Beylikdüzü Belediyesi’nin de 1. Uluslararası Edebiyat Konferansları kapsamında destek verdiği ve ev sahipliği yaptığı konferans, 8-9 Mart tarihlerinde Beylikdüzü Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Benim için de unutulmaz bir deneyim olan konferansta yer alan oturumlarda önemli isimler Kafka’nın eserlerini, edebiyatçılığını ve kayıp metinlerini çözümlemeye çalıştı.

Her bir konuşmacının Kafka’ya dair söylediklerini ayrı yazılar şeklinde blogumda paylaşacağım. Bu paylaşımlardan ilki Kafka’nın kayıp metinlerinin peşinde olan Kathi Diamant. Kendisini Kafka’nın ölürken yanında olan ve büyük aşk yaşadığı son sevgilisi Dora’yla ilgili araştırmalar yapmaya adayan Diamant, Kafka’nın kayıp metinlerinin izini Dora üzerinden sürüyor. 

Kafka’ya dair önemli bilgiler paylaşan Diamant’ın konuşmalarına dair notlarımı şu şekilde sıralayabilirim:

Devamını Okuyun