Monthly Archives

Ocak 2015

e-günlük

Bu, Bizim İlk İstanbul’umuz

Processed with VSCOcam with t1 preset

Pek belli etmiyor olabilirim belki ama şu günlerde canım çok sıkılıyor. Yine öyle bir anımda Harun telefonla arka arka arayınca ‘hayırdır inşallah’ dedim; sürpriz bir şekilde İstanbul’a atlayıp geldiği haberini verdi. Aynı şehrin içinde  olmamıza rağmen birimiz Avrupa diğerimiz Anadolu yakasında olunca ancak dün bir araya gelebildik. 

Devamını Okuyun

e-günlük, Röportaj / Söyleşi

Münir Erbörü’den Ahşap Yakma Sanatının İncelikleri

Münir Erbörü

Münir Erbörü, Ahşap Yakma Sanatı Ustası

“Yeniden dirilmek yine insanın kendi elindedir. ‘Yeni bir şeyi keşfedip yapmaktansa eski kazanı kalayla onunla yap yemeğini’ derler. Yeni bir şey araştırmana gerek yok. Eskiler var sende.” diyor 1942 yılında Konya’da dünyaya gelip 1968 yılında İstanbul’da adeta yeniden dirilen Münir Erbörü. O, Türkiye’de ahşap yakma -onun deyimiyle ahşap dağlama- sanatının ilk örneklerini veren ve bugüne kadar ‘eline havya (ahşap yakma kalemi) verdiği’ 300’den fazla insanı eğiterek bu sanata yeni isimler kazandıran bir isim. Devamını Okuyun

e-günlük

Türkiye’nin En İyi Blogları Şimdi Ne Durumda?

blog, bloggere-vren günlüğü, Temmuz 2015’te blog yolculuğunun 10. yılını doldurmaya hazırlanırken arkama dönüp baktığımda bu sürenin gerçekten uzun olduğunu düşündüm. Elbette zaman hızla akıp geçiyor ancak on yıllık süreçte insanın hayatında çok fazla olay yaşanıyor; değişimler gerçekleşiyor; gelişmeler oluyor.

Bu zaman zarfında web günlüklerinin eskisi kadar rağbet görmediğini fark edebiliyorum. Bir dönem bloglar büyük ilgi görüyordu; hatta en iyi blog yarışmaları gerçekleştiriliyordu ve bazıları gerçekten heyecan vericiydi. Ben de e-vren günlüğü ile 2009, 2010 ve 2011 yılındaki Blog Ödülleri yarışmasına katılmış; 2011’deki yarışmada Türkiye’nin en iyi ilk 10 kişisel blogu listesine girmiştim.

O yarışmalarda ilk 3’e giren arkadaşlardan bazılarını ben de takip ediyordum veya etmeye başlamıştım. Ancak yıllar geçtikçe birçok blog yazarı gibi onlardan bazılarının da sosyal medyanın farklı ağlarına dağıldıklarına, bloglarını terk ettiklerine şahit oldum. Hal böyle olunca geçmiş yıllardaki yarışmalarda birinci olan blogların bugün yayında olup olmadığını merak edip sayfalarını tekrar ziyaret ettim. Devamını Okuyun

e-günlük, Sesli Yazılar

Google’a Sorulan Tuhaf Sorular

google

Yazının başlığını ‘Google’a sordular, beni böyle buldular’ şeklinde güncelleyebilirim ama hemen konuya girmek istiyorum.

e-vren günlüğü’ne 2014 yılı boyunca Google’da hangi aramalar yapılarak gelindiğine baktım. Anahtar kelimelerin yanında her zamanki gibi Google amcaya doğrudan soru soranlar vardı ki bunlardan dikkatimi çeken 10 tanesine bu yazımda yer vermek istedim.

İşte, 2014’te bazılarınızın yolunu bu bloga düşüren o tuhaf sorular: Devamını Okuyun

e-günlük, Sesli Yazılar

Hani İnternet, Gazeteleri Öldürecekti?

gazete, newspaper

Her yeni teknoloji eskisini ortadan kaldırır diye yaygın bir kanı vardır. Cep telefonları, gittikçe ‘akıllı’ bir hal almasına rağmen kol saatleri var olmaya devam ediyor. Televizyon, ilgiyi kendisine çekmesine rağmen ne tiyatroyu ne de sinemayı tamamen tarih sahnesinden silebildi. Öye ki bilgisayar, internetle birleşince bile televizyonu tahtından edemedi. Hatta bükemediği eli öpüp ‘smart televizyon’ şekline büründü. Dizüstü bilgisayarlar masaüstü bilgisayarların, tabletler dizsütü bilgisayarların, akıllı telefonlar tabletlerin korkulu rüyası haline geldi. Bisiklet de motosiklet ve arabalara inat üretilmeye, kullanılmaya ve sevilmeye devam ediyor. Devamını Okuyun

e-günlük, Sesli Yazılar

‘Edep’ten Yoksun Gazeteler ve 150 Kelimelik Dergiler

Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

“Geçmiş sadece heykelleri ortaya çıkartmak değildir, yazıyı ortaya çıkartmaktır.” diyor Yavuz Bahadıroğlu, Dergi Bâb-ı Âli‘nin koleksiyon nüshasında. Kendisiyle yapılan söyleşide yazılı materyalin çok önemli olduğunu; onun sayesinde geçmişin tanınabileceğini ve geleceğe yürünebileceğini dile getiriyor.

Bahadıroğlu, 1980’li yıllarda gazetelerde edebiyat köşelerinin olduğunu hatırlatarak bugün gelinen noktanın çok da iç açıcı olmayışını şu sözlerle eleştiriyor: Devamını Okuyun