e-günlük, Röportaj / Söyleşi

Bir Gezi Parkı Eylemcisinin Portresi: Anne Merak Etme!

Gezi Parkı Eylemleri ikinci ayına girmek üzere. Sokaklardaki gösteriler devam ederken televizyon ekranlarında tartışma programları, gazetelerdeki köşe yazıları hâlâ Gezi Parkı eylemleri merkezli. Söz konusu eylemlerin Türkiye’nin bugününü ve yarınını şekillendirdiği / şekillendireceği gayet açık.

Başbakan Erdoğan ve diğer siyasilerin Gezi Parkı Eylemleriyle ilgili sözlerini yazılı ve görsel basında fazlasıyla görmek mümkün. Öyle ki televizyondaki tartışma programlarında hep aynı amcalar – teyzeler; peki niçin hiçbirinde Gezi eylemcilerinden birileri yok? Onları çoğunlukla objektiflere yansıyan duvar yazılarında, pankartlarda, sokaklardaki toplu gösterilerde ve sosyal medyada görebiliyoruz.

Dicle Naz Naki. Gezi Parkı eylemlerinde 17 gece yer almış 22 yaşında bir psikoloji öğrencisi. “Objektifimden Gezi Parkı Eylemleri” başlığıyla yayımladığım fotoğraflardan birinde kendisini görerek “resimdeki bayan benim” dediği gün onlarca soruyla muhatap olmak durumunda kaldı. Kendisine yönelttiğim soruları yanıtlamaktan çekinmedi; son derece samimi cevaplar verdi.

Taksim Gezi Parkı #1

Dicle Naz Naki; Taksim Gezi Parkı; Evren Soyuçok © 2013

Dicle Naz, lütfen önce kısaca kendini tanıtır ve Gezi Parkı eylemlerine nasıl dahil olduğunu anlatır mısın?

Ben 21 yaşında Psikoloji bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Gezi parkı eylemlerine katılma durumum, internetten polis şiddetine dair resimleri gördükten sonra bir anda benim de yapabileceğim bir şey olmalı düşüncesiyle evden çıkıp eczaneye gidip bir çanta dolusu ilaç alıp, taksime geçişimle başladı. Orada ben de yaralandım ama birçok insana yardım ettim. Ve o günden sonra eve dönmedim. Direnişin ilk gününden beri oradaydım.

‘Paranın geçmediği bir özgürlük ülkesiydi Gezi Parkı!’

Gezi Parkı ve gezi parkı eylemleri senin için ne ifade ediyor?

Şu an Gezi Parkı, adını bile duyduğumda gülümsüyorum. Orada olan eylem ve forumlar, yaşanılan onca şey benim çocuklarıma miras anılarım olarak kalacak. Hayatımda iyi ki de yapmışım dediğim olgular arasında. Aklıma gelen ilk cümle ise sokak çocuklarının, evsizlerin, zenginlerin, yaşlıların, çocukların hep beraber yaşadığı, paranın geçmediği bir özgürlük ülkesiydi gezi parkı! 

İlk günden beri Gezi Parkında mıydın; eyleme dahil olman nasıl gerçekleşti?

Polislerin sabah 5’te ilk müdahalesinden sonra hemen oradaydım. İnsanlara yardım etmek için gittim, çünkü medyada gördüğüm resimler kanımı dondurdu. Orada birçok insanın yanan gözlerine ilaç oldum. Ve bir şekilde artık bende bu eylemin parçasıydım.

Oradaki herhangi bir görüşün, partinin veya örgütün bünyesinde miydin?

Annem siyasetle uğraşır ve kendimce de oturmuş bir siyasi görüşüm var.Buna rağmen biz orada şunu söyledik, bu bir siyasi partilerin eylemi değil halkın eylemidir. Bu yüzden sadece kendi kimliğimle oradaydım.

Gezi Parkında kaç gün kaldın ve o zaman zarfında ne tür tecrübeler yaşadın?

17 gecemi Gezi Parkı’nda geçirdim. İlk başlarda kalan insan sayısı 5-10 arasındaydı ama her geçen gün dahada arttı. Ki son gece sanırım binlerce çadır vardı. Bazı geceler uyumuyordum. Çünkü çok fazla yapılması gereken vardı. Sürekli yardımlar geliyor, o gelenler ayrıştırılıyordu. Ben orada sivilinsiyatif revirinde gönüllü çalışandım. Bir gün, yağan yağmura aldırış etmeden çimenlerde uyudum. Çünkü uyumak zorundaydım, uykusuzluğum artık 52 saati geçmişti. Yağmur üzerime yağarken biri benim fotoğrafımı çekip sosyal medyada paylaşınca bir arkadaşım beni bulup bana çadır getirdi. Daha sonra gelen yardımların hepsi çadır oldu. Ve yerde suntada yatmaktan, battaniyelerle çadırda uyuma dönemine geçtim. Geceleri çadırları ve battaniyeleri dağıttıktan sonra artan battaniyeleri alıp parkta üzeri açık uyuyan insanların üzerlerini örttüm. “Sen melek misin?”duyduğum en güzel cümleydi.

Artık Yalvarırım Eve Git!

Gezi Parkı

Gezi Parkı içerisinde bulunduğun süre zarfında unutamadığın en önemli detaylar, yaşanmışlıklar neler?

Herkes birdi. Ve herkes inanılmaz kibardı. Ama unutmayacağım 3 olay var. Birincisi Gezi parkı girişinde yaşlı bir kadın yetim torunuyla mendil satıyor ve kazandığı parayla bize yemek alıyordu. Gün içerisinde sık sık onları görmeye gidip küçük Yağmur’a süt ve çikolata götürüyordum. Kazandıkları para en fazla 20 TL bile olsa, o yaşlı kadın bize yardım ediyordu. İkincisi sokak çocuklarıydı. Hepsini toplayıp çimenlerde muhabbet ediyor hepsine zorla süt içiriyordum. İçim rahatlıyordu onlar yemek yedikçe. Ama daha sonra gördüm ki o çocuklar sabaha kadar barikatlarda nöbet tutuyorlarmış, nedeni ise çok can acıtır: Bize kendilerini mahcup hissettikleri için. Üçüncüsü son günüme ait. Sadece korku ve donuk yüzler hatırlıyorum. Kanlı kaç tane yüz gördüm hatırlamıyorum. Torununu merak edip gelen babaanne ve dedeler. Durmadan çalan telefonum, annemin artık yalvarırım eve git sesi. Korkudan masanın altında ağlayan bir kadın. O an zamanın en yavaş geçimiydi benim için. Kafamın üzerinden biber gazları fişekleri geçiyor bense yaralı götürüyorum. Oysaki doktorda değilim orada doktorlardan öğrenip elimden ne geldiğince. kime elim dokunduysa.

Orada ne olarak gönüllülük yapıyordun?

Sivilinsiyatif revirinde daha önce ilk yardımda, içerik olarak maske dağıtıyordum, yaralara pansuman ve gaz müdahalesi, anında talcid yardımı. Daha sonra her geçen gün işler daha çok ağırlaştı.

Söz konusu fotoğrafta görünen ilaç gibi tıbbi malzemeler ne şekilde organize ediliyordu?

Tamamen halk tarafından. Twitter’da ihtiyacımız olan bir ilacı paylaşıyorduk ve o gün içerisinde yüzlerce o kutudan geliyordu. Daha önce sivilinsiyatifte 5-6 kişi varken son gün hemşiresi doktoru derken toplam 50 çalışandık. İlaç organizasyonunda doktor ve hemşireler yönlendiriyordu.

gezi parkı

Parkta doğaseverlerle birlikte farklı parti üyeleri, dernekler, eşcinsel topluluklar, Abdullah Öcalan’ı savunan taraflar gibi birbirinden alakasız birçok kesimin de olması hakkında ne düşünüyorsun?

Saygı duyuyorum. Ben hümanist bir insanım ve ayrıca insanlar bir kalemi bile savunuyorsa ona saygı duyarım. Katılmak onu desteklemek zorunda değilim, ama saygı duyuyordum. Rahatsız olduğum tek konu ise oldukça fazla olan bayraklarıydı. Çok fazla parti mitinglerine benzemeye başladı ama taksim meydanı bu şekildeydi, gezi parkı içerisinde oldukça azdı. Eşcinsel topluluklar içinde oldukça mutlu oldum. Kendileriyle boş zamanlarımda görüştüm. Bu bir birlikti,ne olursa olsun biz birdik.

Türk bayraklarıyla Abdullah Öcalan posterlerinin yan yana olmasından dolayı herhangi bir rahatsızlık duydun mu?

Aslında ben de Kürdüm. Ama böyle şeylere gerek olmadığını sade ve sadece Mustafa Kemal Atatürk olmasını kabul ederdim. Zaten oraya Abdullah Öcalan bayrağı asanlar ve olan şeyler tamamen bizi içimizde birbirimize düşürmek için yaratılan oyunlardan ibaretti. Kendi gözlerimle gördüm.

Sence, Gezi Parkındaki binlerce eylemci içerisinde Başbakan ve Vali’nin söylediği gibi marjinal gruplar var mıydı?

Hepimiz marjinaldik. Marjinal onlara göre her ne demekse. Bu hitap şeklini anlamadım hiçbir zamanda anlamayacağım için hepimiz marjinaliz demek istiyorum.

Gezi Parkı

O halde otoriteye kızıp sen de kendini birçok Gezi Parkı eylemcisi gibi marjinal, çapulcu ve ayyaş olarak mı tanımlıyorsun?

Ben her şeyden önce insan olduğumu ve haklarım olduğunu onlara tanımlıyorum. Birine göre ayyaş diğerine göre çapulcuyum. Herkes görmek istediğini gördü, ama biz insandık.

Bütün bu kaosu başlatan sence tam olarak neydi?

İşin içine polis şiddeti girdiğinde vahşet ve savaş. Müdahale olmadığında ise bayram, düğün ve dayanışmanın en güzeliydi.

Sence olayların şiddet eylemlerine dönüşmesinde Gezi Parkı eylemcilerinin, Başbakan’ın, Vali’nin ve polisin payı nedir?

Çok ama çok fazla pay olduğunu düşünüyorum. Sonuçta sen bir başbakansın ve insanlar sana itaat ediyor, bu İstanbul halkına bakıldığında özelleştirildiğinde Vali için de geçerli. Polis şiddetiyle ilgili Okan Bayülgen’in yazısına bayıldım! Orada şöyle der “emir kulusundur, gaz sık derler sıkarsın, tomayla git ıslat onları der yaparsın. Ama sen biber gazını bana hedef alırsan o başka!” gibi cümlelerdi. Bence  sorunu en iyi cevaplayan o yazı olacaktır.

Gelen Erzaklarla 3 Ay Orada Yaşayabilirdik!

Gezi Parkı

Polis müdahalesiyle Gezi Parkı boşaltılmasaydı parkta nöbet tutulmaya daha ne kadar devam edilirdi, nereye kadar bu eylem sürerdi?

Bize gelen erzaklarla birlikte ve her gün yenilendiğini düşünürsek en az 3 ay orada yaşayabilirdik. Ama her geçen gün biraz daha zorlaştı. Tatsız olaylar da olmadı değil.

Gezi Parkının binlerce eylemciyle dolması, adım atacak ve yeni çadır kurulacak yerin kalmaması, buna bağlı olarak toprağın, çimenlerin ve ağaçlarım artık nefes alamaz hale geldiğini düşünüyor musun?

Hayır düşünmüyorum. Yerde sigara bile söndürmedik. Sabah kendimiz suladık ağaçları. Çadır alanları için öncelik betonlardaydı ama inanılmaz kalabalıklaştık. Daha sonra çim alanlar kullanıldı. Genelde Gezi Parkı içerisinde gördüğüm tablo tamamen doğa dostu insanlardan oluşuyordu, bu yüzden bu konuda bir şüphem yok.

Gezi Parkı’nı korumaya yönelik eylem yönteminin yeni bir çevre sorununa yol açtığı söylenebilir mi?

Hayır, çünkü insanlar çevre için orada olduğunun bilincindeydi. Şöyle örnek veriyim size çöp topluyoruz derken bir baktım oturan kimse yok herkesin elinde bir poşet.

İsterse Dünyanın 8. Harikasını Yapsınlar!

Parkın boşaltılmasının ardından belediye tarafından ağaçlandırılması ve çiçeklendirilmesi suretiyle çevre düzenlemesinin yapılması o nöbet tutulan Gezi Parkından çok daha iyi bir parkın ortaya çıkmasını sağladı mı, parkın bakım yapılmış halini basından gördüğünde neler hissettin?

İçerisinde yürüyüp nefes alamadıktan sonra isterse dünyanın 8. Harikasını yapsınlar. Yapılan ağaçlandırmalar ve düzenlemeler hepsi boş geliyor bu sebepten.

Eylemler başlamadan önce Gezi Parkına hiç gidiyor muydun?

Hayır, gitmedim. 3 senedir İstanbul’dayım. Ama artık Gezi parkına gittin mi diye sorsalar; “gitmedim, yaşadım” derim.

Gezi Parkı eylemlerine samimi olarak en çok destek veren ünlü ya da ünlülerin kim olduğunu düşünüyorsun?

Cemal ünal, Demet Evgar, Şebnem Sönmez, Barbaros Şansal ve Yalan Dünya dizi ekibinden oyuncular… Medyadan daha çok bizlerin yanındaydı. Cemal Ünal’la çöp dökmeye gittiğimi, beraber domates taşıdığımızı, Demet Evgar içinse ona “Demet abla su getirdim” demem yeterlidir umarım.

Bugün gelinen noktada Gezi Parkı eylemlerinin amacına ulaştığını düşünüyor musun?

Evet ama artık olayın ben şiddete ve halkın sesini duyurmak istediği yönünde olduğunu görüyorum. Şu an neticelenen bir sonuç yok ama park için umutluyum.

“Taksim Meydanında hoş olmayan görüntüler de gördüm!”

Gezi Parkı eylemleri masumdu, sonraki aşama Gezi Parkı olaylarına (çatışmalarına) dönüştü fikrine katılıyor musun?

Tabi ki de katılıyorum. Ama bunu halk yapmadı bunun da altını çizmek isterim. En azından biz başlatmadık. Birçok yapılan şeye katılmasam da orantısız şiddet diye nitelendirilenlerin hepsini gördüm.

Eylemler Gezi Parkından Taksim Meydanına ve sokaklara yayıldığında ortaya çıkan görüntüler karşısında neler hissettin?

Aslında duvar yazılarının bir kısmı inanılmaz güzel ve yaratıcıydı. Orada yaşadığım için güvenli geliyordu. İnsanların ana amacı zarar vermek değildi. Bazı insanlar haricinde tabi, onlar zaten bizden değil. Taksim Meydanında hoş olmayan görüntüler de gördüm.

Sokaktaki eylemlerde sen de direniş gösterdin mi, gaz bombası ve biber gazına maruz kaldın mı?

Evet, arkadaşlarım oradaydı ve ben onlar öndeyken arkada duramazdım. Bize yakışmaz derler ya, aynen öyle. Ama amacımız hiçbir zaman karşılık vermek değildi. Gazına, suyuna rağmen bak buradayım ve sana karşılık vermiyorum! demek içindi. Tazyikli su, biber ve gaz bombası üçünü de yaşadım. Hem bedenime isabet edildi hem de gözlerimi yaktı günlerce…

Nereye Şerbet Vereceğini Karıştıran Bir Medya!

Bir Gezi Parkı eylemcisi olarak polisle, düzenle, hükûmetle karşı karşıya gelmek sence eylemin doğal seyrinin bir sonucu mu?

Tabi ki de, sesini devletine duyurmak ve saygı isteyen bir halk vardı. Bu çok normal. Polisin orada oluşu da aynı şekilde. Anormal olan havada uçan insanlar ve yanan gözlerimiz, kanayan dizlerimiz, ölen kardeşlerimizdi. ‘Savaş mı çıktı da haberimiz yok’ diye söylenen insan gördüm ben.

CNN gibi uluslararası medya kuruluşlarının Gezi Parkı eylemleriyle ilgili yayın politikasını art niyetli buluyor musun?

Nereye şerbet vereceğini karıştıran bir medya. Yazık diyorum sadece.

“Anne merak etme arkalardayım’’

Ailen Gezi Parkında olduğunu biliyor muydu ve tepkileri nasıldı?

Evet biliyordu, hatta şehir dışından kalkıp geldiler. Evet bu arada, “Anne merak etme arkalardayım’’ olayını ben de yaşadım. “Gitme” lafını duymadım. Sonuçta bu benim kararımdı.

Şu an ne yapıyorsun, Gezi Parkı boşaltıldı, eylemini farklı bir şekilde sürdürmeye devam ediyor musun?

Forumlara katılmaya özen gösteriyorum ama uzun bir süre dinlendim. Vücudum ve ben baya hırpalanmışız.

“Objektifimden Gezi Parkı Eylemleri” Fotoğrafları

05.06.2013 (110)

facebook’evreni ] twitter’evreni ] RSS abonelik

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın