Babam ve Ben
e-vreniyyat

On Altıncı Yıl

En kolay şey bir insanın doğumunu yazmak, en uzunu ise ölümünü kaleme almak.

Ölüm, kimileri için kimi zaman zahmetli; kimileri için de çoğu zaman an’lık… Ancak ölümü yazmak, öleni yazmak çok daha fazla cümlelerle daha da kalabalık.

16 yıl önce Antalya Havalimanında gördüğüm gözlerin üç gün içinde tam da bugün kapanmıştı. Hiçbir şey söyleyemeden koca bir hasret üç günlük bir dört duvar arasına sıkıştırılmıştı. Ben, bir yeni lise öğrencisi olarak o günlerde hayat bizim için bir daha eskisi gibi olmayacak diye düşünmüştüm. Hayat, hiçbir zaman eskisi gibi olmadı; eski’den yana zaten pek de bir şey kalmadı. Düşmanlıklara dostluklar, acılara sevinçler, korkulara heyecanlar, dikenlere güller, bizlere yeni bizler eklene eklene koskoca 16 yıl geçti.

Bugün durduğum yerden sana baktığımda sendeki şairliğin zamanla bende ortaya çıkan yazarlığını, sendeki fotoğraf ve video merakının bendeki fotoğrafçılık yansımasını görmeye başlıyorum. Bir babanın genleriyle oğluna miras bıraktıklarından sonuncusunu da Yemek Yapma’ya yönelik duyduğum yeni heveste buluyorum. Bak bu sonuncusu seni güldürsün; bir gün senin gibi iyi yemek de yapabilmek için içten içe hazırlanıyorum ;)

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın