e-günlük, e-vreniyyat

Taraftar

Bazen kayda geçmemesi veya buraya değil de kimsenin okumayacağı bir hatıra defterine yazılması gereken yaşanmışlıklar vardır. Bu, dün ve bugün yaşadıklarımla ilgili bir durum.

Geçen yıl hayran olduğum bir anne, dün hastaydı. Ahmet’in beklenmedik telefonu zaten beklenmedik bir durumun olduğunun işaretiydi. Dün ışığı ve yaşam enerjisiyle beni yine kendine hayran bırakan o anne bugün ameliyat oldu.

“Sevenlerinizi yanınıza toplamışsınız, ne kadar güzel” dedim; “Evet, taraftarlarım onlar benim” dedi. “Allah arttırsın” dedim, gülüştük.

Ameliyathaneye götürülürken görmedim; aslında bilinçli olarak görmedim. En çok, çok özlediğim arkadaşım Ahmet’i gördüm. Çiçeği burnunda nişanlısını gördüm. Çay içen, yemek yiyen, sigara içen insanları gördüm. Doktorları, doktor adaylarını, hem kız hem erkek hemşireleri gördüm. Tedirgin bakışları, dua mırıldanan ağızları, gergin yüzleri ve diğer tarafta da hayata bambaşka bakan dertsiz tasasız gibi duran yüzleri gördüm.

Sonra bir süre yalnız kaldım. Ahmet’in annesinin “Taraftarlarım” sözünü hatırladım. Babamı hatırladım. Futbol sevdalısı babamın son maçına yalnız çıkışını ve sadece son 3 dakikasını biz taraftarlarıyla geçirebildiğini hatırladım.

O son 3 dakikada sloganlar ve tezahüratlar yoktu. Babamın taraftarları olarak biz, bize içirilen birer hap yüzünden o son 3 dakikada sessiz tribünlerden ibarettik.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın