e-günlük, e-vreniyyat

Rüyayı Yaşamak

Dün Aykut‘la birlikte yağmurda arabayla dolaştık. Arabayı tam Vardar Pastanesi’nin önüne park ediyordu ki keşke bir deniz kenarı olsa da durup onu seyretsek dedim. Birden kendimizi Kuşadası Devlet Hastanesinin hemen altındaki o seyir bölümünde buldum ;) Yağmurlu Aydın gününde yolculuk yapmak bana çok iyi geldi.

Sıkıntılı bir cumartesi günü yol boyu dilimde dualar vardı. Kararsızlıklarımın, tercihlerimin ya da atacağım adımların ne olması gerektiği konusunda bir işarete ihtiyacım vardı. Dönüşte Kızılcaköy’e uğradık. Sanki orada birileri bana görülmeyen bir mesajın görünür hale gelmesi için bir araya getirilmişti. Ben saçağın altında oturup insanları seyrederken aslında sürekli bunları düşündüm. Ve Allah’tan dilediğim doğru seçeneği -eğer ki yanlış anlamadıysam- gördüm ve bir karara vardım. Dönüş yolunda Aykut benden bir çocuk parkında ya da bir bayram sabahında hissedilen onlara özgü kokular üzerine bir yazı yazmamı istedi ama ben Rüyayı Yaşamak üzerine bir yazı yazmaya karar verdim.

Bu sabah çok sıkıntılı rüyalar görüp aynı sıkıntıyla gün boyu boğuştum. Hatta öğrencim Meftune de gönderdiği mesajda beni rüyasında kötü bir şekilde gördüğünü ve iyi olup olmadığımı merak ettiğini yazmıştı. Şimdi bu yazıyı bütün o rüyaların beraberinde getirdiği ferahlama hissi içerisinde yazıyorum.

Biliyorum ki hepimiz mutluluğu hep bir sonraki durağa erteliyoruz. Ama bunu en çok ben yapıyorum. Sanki bir şey olacak da her şey tamamlanacak ve ben işte o zaman kendimi rahat hissedeceğim, yapmak istediklerimi yapabileceğim. Oysa ölüm dışında hiçbirimiz için o durak bir türlü gelmek bilmeyecek ve “oh be!” deyip arkamıza yaslanıp oturamayacağız. Ahir zamanın kulları olduysak bu hengame ve telaşe bizim kaderimiz, bizim sınavımız da işte bütün bu koşuşturmalar içinde asl’olan, hakkıyla yaşayabilmek. Bazen başaramadığımızı ve ilerlediğimiz yolda aslında bir adım öteye gidemediğimizi düşünürüz. Halbuki gittiğimiz yoldan eminsek, yönümüzü değiştirmeden sabırla o yolda ilerliyorsak zaman zaman yaşanan sıkıntıları ve hatta başarısızlıkları kabullenebilmeliyiz. Gidilen yolda sebat etmek, tek tek alınan başarısız sonuçlardan çok daha önemlidir.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

1 Yorum

  • Yanıtla kalderavolkan 10 Ocak 2012 at 15:37

    Sanırım biri benim hikayemi özetleyebilecek olsa en kısa ancak bu şekilde özetlerdi…

  • Bir Cevap Yazın