Monthly Archives

Eylül 2011

e-vreniyyat

Kendini Öldüren Babalar

Evlatlarından önce ölürse bir baba, bu onun suçu değildir. Arkada kalanların da suçu değildir.

Kapıyı çarpıp çıkarsa bir baba, suç çarpılan kapının değildir. Zaten tarih, yazmamıştır bir kapının çarpılmasının suç olduğunu.

Her baba evladını sevmelidir. Sevmezse suçtur. Bir evlat babasını sevemezse işte bu da babanın suçudur.

Yuvayı dişi kuş yapar, aileyi de baba ayakta tutar diye öğrettiler bize. Büyükler sayılmalı, küçükler sevilmeliydi. Söylenenlere göre torun sevgisi evlat sevgisinden kat be kat fazlaydı. Hiçbir zaman gerçek çıkmayan masallar gibi bunlar da mı yalandı? Hangi baba evladını, kendi evlatlarıyla beraber kapı dışarı ederdi? Bu sorunun cevabını çocukluğumuzun hiçbir masal kahramanı veremezdi.

Şehir değiştirmek zorunda bırakılan evlatlar… Hayatları alt üst edilen evlatlar… Evi elinden alınan “barksız”laştırılan evlatlar… Değişmeyen babalar, yumuşa(ya)mayan vicdansız yürekleriyle kin kusarlar.

Aslında suç hepimizin suçuydu. Suç, babalık onuruna ve evlat şefkatine sahip çıkmayan bizdeydi. Bizden daha büyük olanlar daha suçluydu, savaşı dur!duramadıkları için. Unutulan bir gerçek vardı: Koca bir imparatorluğu parçalayan baba – evlat anlaşmazlığı bir aileyi hayli hayli dağıtırdı.

Bugün bizler bir babanın ölümüne (gıyabında) tanıklık ettik, terk edilmek zorunda bırakılan diyârda bir avuç göz yaşıyla. Aslında geride kalan, zavallı enkâzdan başka bir şey değildi, hemen sonrasında yepyeni bir hayat inşa’ edilecek olmasına rağmen. Bugün bizler ilk kez tecrübe ettik ki “bir babayı ancak kendisi öldürebilir”miş.

{Ben, bu yazının sahibi e-vren. Bir rüya gördüğümü sandım ama gerçekliğiyle uyandım. Rahmetli babam nur içinde yatsın ama hayatta affedilmeyecek hatalara imza atan bir baba da tanıdım. Ben bu yazının kıyısındayım ama kahramanlarından birini çok sevdim diğerinden nefret ettim. Ve yaşatılan insanlık ayıbı unutulmasın diye buraya not düştüm: Allah yüreğinden merhameti aldıysa ne anlamı var adın hâlâ babaysa!}

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

e-günlük

İlknur Hanım’ın Çiftliğindeydik

İlknur‘un altın çilek hasat etkinliğine gittik de fena mı ettik? Yoo ;)

Mesela dalından koparıp bol bol taze altın çilek {ki bence bu meyveye altın kiraz denmeli, ona daha çok benziyor.} yemenin yanında Fatih ve Eşref‘le traktör kasasında yolculuk ettik :)

Hatta daha da öncesinde fotoğraf fotoğraf fotoğraf deyip e-vren’in objektifi ile İlknur Hanımın Çiftliği projesine imza attık ;)

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

e-günlük

Çok Yordun Beni İzmir!

Meslek danış’ma’nından iş görüş’me’sine, fastfoodcusundan otobüs firrmasına kadar İzmir 2 gündür beni çok yordu. İşini yarım yamalak yapan ama iş yaptığını sanan ne çok insanla karşılaşıyorum şu e-vren dünyasında! Neyse ki koca İzmir’in bana yaşattığı tüm sinir harbi benim minik minik en minik 5. yeğenimle akşam vakti Balçova sırtlarında son buldu ;) Zaten bugün, tam da 4 yıl önce olduğu gibi İlk Günahkarı keşfe çıkmak gerekiyor. Yoksa size Alsancak Kıbrıs Şehitler’deki McDonald’s şubesinde işlerinİşte Bunu SevMİyorum! dedirten işleyişinden uzun uzadıya bahsedebilirdim ;)

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik
e-günlük

Sabahattin Ali’nin Madonnası

….insanlara ne kadar çok muhtaç olursam, onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu. diyor Raif, Kürk Mantolu Madonna romanının iç sayfalarında. Sevecek bir insanı tanımak, tanıdığınız bir insanı sevmek hatta hayatınızda hiç göremeyeceğiniz Rafi adlı birisini sevmek isterseniz çayınızı kahvenizi hazırlayın, telefonunuzu kapatın ve 160 sayfalık Kürk Mantolu Madonna romanını alıp okuyun.

Raif Efendi’nin National Galeri’de karşılaştığı ve O benim hayalimdeki bütün kadınların bir terkibi, bir imtizacıydı. dediği ve Sabahattin Ali’ye ilham kaynağı olan Kürk Mantolu Madonna tablosu gerçekte Floransa’daki Uffizi Galeri‘de “Madonna Della Arpie” ismiyle muhafaza edilmekte ve “Andrea Del Sarto” imzasını taşımaktadır.

Söz konusu kitap her ne kadar “roman” olsa da aslında uzun bir hikaye örneği. Okuyucuyla konuşan, ona içini döken ve 160 sayfa sonra yanınızdan kalkıp giden bir arkdaş hissi uyandıran samimi bir eser 1943 doğumlu bu kitap.

Kürk Mantolu Madonna, bana öğretmen arkadaşım sevgili Melek‘in doğum günü hediyesiydi. Ben okuyunca çok beğenmiştim, hediye ettiğim arkadaşlarım da beğenmişti, sen de beğenirsin diye düşündüm. demişti. Beğendim ve okuyacak kitap arayan arkadaşlara bu yazı tavsiye niteliğinde olsun istedim.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik