Monthly Archives

Haziran 2011

e-günlük

Nasuh Paşa Külliyesi Huzuru

Bugün yolum Nasuh Paşa Külliyesi‘ne düştü. Yıllar süren kazılar, restorasyonlar sonucu harabeden muhteşem bir yapı ortaya çıkartmışlardı da kilitli kapısını açık bulmak, içine girmek bir türlü kısmet olmamıştı. Beni en az İzmir’deki Kızlarağası Hanı kadar etkileyen Nasuh Paşa’nın avlusunda tanıştığım Süleyman abiyle 1 saatten fazla süren sohbetimizin hemen hemen her ayrıntısında nasıl yani? deyip durdum ;)

21. yüzyılın Aydın’ına harikulâde bir şekilde kazandırılan bu Külliye’nin iddia edildiği üzere sadece belli bir gruba hizmet vermediği; her kesimden insana, ailelere, gençlere ve yerli – yabancı turiztlere açık olduğu gerçeğini birinci ağızdan öğrendim. Hem bu önemli gerçeği öğrenmiş olmaktan hem de Nasuh Paşa’nın huzur verici atmosferini ilk kez hissetmiş olmaktan dolayı çok mutlu oldum.

Yapı itibariyle, işletmesi ve sunduğu hizmeti ile Aydın’da benzeri olmayan Nasuh Paşa Külliyesi’ni her Aydınlı’nın mutlaka gezip görmesi gerektiğini düşünüyorum. Öyle ki Nasuh Paşa’ya özgü nefis şerbet de mutlaka tadılmalı ;)

Ayrıca, Cihanoğlu Külliyesi‘nin ihtişamlı gölgesinde inci gibi duran Nasuh Paşa’lara daha nicelerinin eklenmesi hayal değil çünkü o civar bu anlamda yüksek bir potansiyele sahip. Aydın’da dilimden düşürmediğim birkaç mekan vardır; sanırım Nasuh Paşa Külliyesi de onlardan biri olacak.

e-günlük

Ben Artık 30 Yaşındayım

Son 1 yıldır yirmi dokuzsayısını çok büyük bulup söylemeye bile alışamamışken bu günden itibaren yaşımı soranlara kocaman bir otuzcevabını vereceğim. Halbuki ben daha 5 yıl kadar sonra 30’lu yaşlara hazır olacaktım.

Şu an saat 01.15 ve içine bol geldiğim bir yaşın ilk saatlerini yaşıyorum. 30 yılda attığın en büyük adım neydi?diye sorsalar hiç şüphesiz Hayatımı sınavlara mahkum edecek bir fakülteye atmış olduğum adımdır.diye cevap veririm. 20’li yaşlarımın ilk yılları üniversite sınavı için hengameyle geçerken son yılları da öğretmen olabilmek adına sınav stresleriyle geçip gitti. Bütün bunların yanında 20’li yaşlarımın ilk yarısında temelini sanal alemde attığım dijital dünyam e-vren günlüğü, insanoğlunun Ay’a ayak basması kadar önemli bir adımdı benim için.

30 yıllık hayatım boyunca bu blog haricinde kendime yaptığım en büyük iyiliklerden biri inatla Edebiyatı kazanıp, onca zorluğa rağmen bu bölümden mezun olmam; diğeriyse askerden hemen sonra Canon 450D fotoğraf makinesini almış olmam ;)

30 yıl boyunca patates kızartması, kestane şekeri ve frizby tutkusundan asla vazgeçmedim. Kitap okumayı iyi ki çok sevmişim, iyi ki Özdemir Asaf‘ı keşfetmişim ve 30 yıllık ömrüme şekil veren kardeşlerimle, dostlarımla, öğretmenlerim ve hocalarımla iyi ki yollarımız kesişmiş.

29 yılı geride bıraktığım ilk saatlerde yanımda olan aileme, askerden gece tam 00.00’da arayan canım kardeşim İbrahim‘e; benim hem midemi hem de ruhumu doyuran Kader ve Hülya‘ya ;) Selahattin‘e, Hacer‘e, Mutlu‘ya, Zafer‘e, Şükrü‘ye; öğrencilerim Meftune ile Nükhet‘e ve benimle aynı gün doğduğunu bildiğim tek insan Ozan‘a buradan bir kere daha teşekkür ediyorum ;)

Gece bitip güneş 26 Haziran’ı aydınlattığında geride kalan bir ömrün tüm acısını çıkarabilmeyi ümit ediyorum.

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-günlük

Küçük Bir Adam Büyük Bir Armağan

Hüss‘ün doğum gününü kutladık az önce. 9 yılı devirdi. Dünyaya geleli tam 10 yıl olacak 365 gün sonra. Hayat ne kadar hızla akıyor. Daha dün gibiydi; doğduğu haberini aldığımda Denizli’deydim. Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi koridorlarında final sınavlarım için koşuşturuyordum. Finalleri bitirip bir an evvel Aydın’a dönmek ve Hüss doğduğunda orada olmak istiyordum. Safiye Sultan telefonla müjdeyi verdiğinde ders çalışmayı bırakıp bebek eşyası satan dükkanlara atmıştım kendimi ve Hüss’ün bebekliği boyunca asla yatmayı kabul etmediği bir ana kucağı almıştım ;) Son finale, valizim ve ana kucağıyla gitmiştim. Sınıf arkadaşlarım az sonra başlayacak finalin heyecanındaydı bense onlara, Hüss’e aldığım hediyeyi gösterme heyecanında ;)

Hüss’ün ailemize katılışının heyecanı 9 yıldır tazeliğini koruyor ve arkama dönüp baktığımda Hüss için hayalini kurduğum pek çok şeyin ne kadar çabuk gerçekleştiğini görünce şaşırıyorum. Onun hep ilkokula başlayış gününü merak ederdim. 9. yaşını doldurduğu bugün 4. karnesini elinde tutuyordu. Oysa ana sınıfına başladığı ilk gün, ilkokula kaydolduğu gün, aldığı ilk karnesi  daha dün gibi aklımda.

Hüss, bizim için “bir bebeğin büyümesine birebir tanıklık ettiğimiz” ilk çocuk. Belki de bu yüzden, bu dünyadaki dokuz yıllık serüveninin hemen hemen her gününü beraber yaşamış olmanın verdiği apayrı bir bağla bağlıyız ona. O, bildik bileli küçük bir adam ve büyük bir dünya bizim için.

Bugün beni duygulandıran bir başka detaysa Hüss’ün İş Bankası’na gidip “işçi çalışan amca” dediği banka personelinden karne hediyesi olarak aldığı iki kitaptan birini özellikle benim için ayırması: Rıfat Ilgaz‘ın Öyküleri

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-günlük

Sosyal Medyada 2011 Genel Seçim Depremi

12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinde kullandığım oy, hayatımdaki  (sanırım) 3. oy oldu ve oyumu kullanmak 3 dakika bile sürmedi. Heyecanlı ve güzel bir duygu. Daha da heyecanlısı akşamüzeri olup da seçim sonuçlarının açıklanmaya başlaması ki 18.30’da seçim yasağı kalktı ve basın, seçim sonuçları bombardımanına başladı. Hem internetten hem de tv ekranlarından seçim sonuçlarını ve yorumlarını takip ederken uzun süredir ihmal ettiğim blogumun da yeni yazısının konusu kafamda şekillendi. friendfeed, facebook ve twitter hesaplarımdaki arkadaş listemde yer alan isimlerin 2011 Genel Seçimlerinin sonuçları hakkında yazdıklarını derlemeye karar verdim. Bayanların bu konuda daha fazla fikir yazdığı gözümden kaçmadı. Her düşünceden ileti yer alıyordu ama iki taraf dışında üçüncü taraf’tan birilerini göremedim. İşte 2011 Milletvekili Seçim Sonuçları ile ilgili sosyal medyanın gazete manşetlerini aratmayan ve yaratıcılıkta sınır tanımayan ilk 24 saatlik yorumları: Devamını Okuyun