Monthly Archives

Nisan 2011

e-günlük

Fotoğraf, Göstermek İstediğini Gösterir

Herkes, fotoğraf çekme özelliğine sahip herhangi bir makineyle fotoğraf çekebilir mi? Elbette. Bu, tıpkı herkesin doğuştan genlerine kodlandığı üzere şarkı söyleyebilmesi gibi. {O halde sokaktaki adamla sahnedeki adamı ayıran bir fark olmalı.} İki elle makineyi tutup deklanşöre basarak görüneni olduğu gibi filme veya dijital ortama kaydetmek yetiyorsa, henüz iki asırlık bir geçmişe bile sahip olmayan fotoğrafı, “sanat” haline getirmek için daha başka bir şeye mi ihtiyacımız var? Fotoğraf, bizim gözümüzden, vizörümüzden, deklanşörümüzden yaratılamayacak kadar olağanüstü bir kabiliyeti mi gerektiriyor?

Bugün fotoğraf, bir bakkalın bildiğinden daha az bilgi ile sürdürülecek bir işe dönüştü; Devamını Okuyun

e-günlük

Bazı İcatlar Benim İçin

Bazı şarkıların benim için bestelendiğini, bazı kitapların benim için yazıldığını, bazı filmlerin ve fotoğrafların benim için çekildiğini düşünür; onları yüzlerce kez dinlerim, okurum, seyrederim. Mesela insanoğlunun yer yüzüne armağan ettiği en muhteşem iki şeyin “dondurma” ve “kestane şekeri”nin ve Blog denen bu acayip dijital mecranın benim için icat edildiğini varsayarım ;)

Peki ya uçurtma? ipinden en son 20 yıl önce tuttuğum o harikulâde oyuncak da benim için icat edilmiş olabilir mi? Gayet tabi, tıpkı frizby gibi ;) Ben, bana çocukluğumu tepeden tırnağa hissettiren uçurtma mucizesini bugün Hüss‘le yeniden yaşadım. Şahnalı‘nın buğday tarlalarında rüzgarla dans eden uçurtmamızın peşinden ben de uçup gidecektim ve bu blogu bir uçurtma blogu yapacaktım.

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-vreniyyat

Kemalettin Tuğcu Olmanın Garip Hüznü

Çocukların Kemalettin Tuğcusu olma, Türk Edebiyatı’nın en çok okunan çocuk hikayecileri arasında yer alma yolunda o, sakat doğdu, sakat yaşadı ve insanlardan hep kaçtı. Ağladıkça annesi ona defterler aldı; her defterde bir roman yazdı; yalnızlığına gömülerek çizdi ve sonra hepsini evinin bahçesindeki boş havuzda yaktı.

O da Türk Edebiyatı’nın birçok ünlü ismi gibi bugünkü şöhretine kavuşana kadar acılarla, zorluklarla geçen bir ömür yaşadı. Kemalettin Tuğcu’nun derdi ünlü olmak veya para kazanmak değil, kendisiyle yalnız kalabilmek ve bir yazı makinesi gibi sürekli yazmak, yazmaktı.

Yaşamayı seviyorum. Herhalde yaşamadığım için seviyorum. diyordu. Hergün aynı saatte -8’de- kalkıyor, öğle yemeğini mutlaka 13’te yiyor, sonra mutlaka 1 saat uyuyor ve eve misafir geldiğinde onlarla karşılaşmamak için pencereden kaçıp gidiyordu.

Babasını hiç affedemeyen bir çocuk yazarı Kemalettin Tuğcu. İki ayak tabanı içe dönük bir şekilde doğduğunda Devamını Okuyun

e-günlük

Damal’daki Atatürk Silüetinin Kaynağı

Daha önce duymamıştım, dün ilk kez haberdar oldum Gömeç‘teki Atatürk Kayaları‘ndan. Ayvalık‘tan Burhaniye‘ye doğru giderken sağ tarafta yer alıyor Atatürk Kayaları. Iğdır‘daki Atatürk silüetini biliyordum ama buradakinden haberim yoktu; görünce şaşırdım. Gömeç’teki 50 yıllık köfteci de Iğdır Damal’daki Atatürk silüeti bizim buradaki Atatürk Kayaları’nın gölgesidirbile dedi ;) Ayrıca, Gömeç’in meşhur köftecisi Çine köftesine taş çıkartır, tek kelimeyle lezzet-i şahaneydi.

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.