Monthly Archives

Şubat 2011

e-vreniyyat

Benim Küçük Arkadaşım

Küçük bir arkadaşım olsa, beraber sadece kitap okusak. Ben okusam o dinlese, o okusa ben cümlelerin altını çizsem.

O da benim gibi Özdemir Asaf hayranı olsa. Cemal Süreyya yazsa ben Cemal Süreya diye düzeltsem; Atilla İlhan desem Attila diye de o beni düzeltse.

Sadece küçük bir arkadaşım olsa; benden uzun veya kısaymış, bana uzak ya da yakınmış fark etmez. Çok sevse fotoğrafı… Benimle hem fotoğraf çekmek için hem de fotoğraf çekilmek için can atsa.

Gözlerden ırak, gönüllerin tuzağından arı küçük bir arkadaşım olsa. Yormasa beni, hiç soru sormasa bana, söylediği her söz zaten hep cevaplarım olsa.

Ah, küçük bir arkadaşım olsa. Olsa da koca bir evren’de küçük bir evren olsa!

Yazarın notu: Yukarıdaki yazı, birkaç ay önce yazılmaya başlandı. Yazının orijinali Sancak Murat’a gönderildi ve yazıya uygun bir fotoğraf çekmesi rica edildi.  e-vren günlüğü’nde ilk kez denenen böylesi bir çalışmada imzası olan ADÜ Fotoğraf Topluluğu eski başkanı ve aynı zamanda ADÜ Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisi Sancak Murat’a teşekkürler.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

e-günlük

Servet-i Fünun Cesaret(sizliğ)i

Fenlerin Zenginliği anlamına gelen Servet-i Fünun dergisinin bir edebiyat dönemine ismini vermesi ne kadar ilginçse bu dönem şairlerinin bencilliği, içe kapanıklığı, vurdumduymazlığı da bir o kadar ilginç değildir.

Eskiden beri, Divan Edebiyatı ile Servet-i Fünun Edebiyatı özelliklerinin bir kısmını birbirine benzetmişimdir. Ortaya konulan eserlerde halkın yaşayışının bir kenara itilmesi her iki dönemin öne çıkan özelliğidir ancak benim gözümde ikisi arasındaki keskin çizgi de o dönem sanatçılarının yönetime karşı tavırlarıdır. Divan şairleri ne kadar padişah yanlısı, hatta çoğu zaman “yalakalığa” varan bir edebi tutum sergilemişlerse Servet-i Fünuncular da bir o kadar suya sabuna dokunmayan ve padişaha yaranmaya çalışmayan ama onun sinirini de bozmayan bir edebi tavır takınmışladır.

Tevfik Fikret, Servet-i Fünun’u edebi bir dönem haline getirmiştir ama ben asıl onun topladığını dağıtan “dağıtan”ı olumlu manada kullanıyorum şöyle ki Hüseyin Cahit Yalçın‘ın cesur duruşunun Servet-i Fünun içinde unutulmaz bir yeri olduğunu düşünüyorum. O dönem sanatçılarının büyük çoğunluğu padişahın baskıcı tutumuna boyun eğip içine kapanık bir hal almışken Hüseyin Cahit, Fransız İhtilali’ni konu alan makalesini kaleme alma ve dergide yayımlatma cesaretini göstermiştir. Tabi bu cesaret, derginin kapatılmasına ve Servet-i Fünun döneminin sona ermesine sebep olmuştur ancak yine de Türk Edebiyatı adına takdir edilesi bir özgürlükçü davranıştır.

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-vreniyyat

Kalb Kalb’e On Beş Kelâm

[10. kelâm]

Evren kalbi: Eğer gerçekten hissettiğin gibi olsaydı görüşmemek çok kolay. Benim seninle değil, senin duygularınla değil, kendimle bir savaşım var; bir çıkmazım var. Kendi içimdeki Aşk’la, duygularımla, hislerimle bitmek bilmez bir harp!

Kalb-i Aşk: O zaman bana söyle şunu: Neden benimle görüşmeyi imkansızlaştırıyorsun? Neden beni alıp bağrına basmıyorsun? Beni senden neden uzaklaştırmak istiyorsun?

[1. kelâm]

Evren kalbi: Derin bir iç çektim. Tekrar bir hamleyle kendime geldim. Ama yine sendeledim. Bu kez sende’ledim.

Kalb-i Aşk: Aslında yalnızlıkla ilgili bütün bunlar. Hani şu “kalabalıklardaki yalnızlık” denen şeyle ilgili… İçinde bir şeye dokunuyor; acıyor bir şey ve sonra düşünüyorsun. Kendine dönüyorsun bir film, bir şarkı veya bir sözle. Devamını Okuyun

e-günlük

Bazı Şeylere Hâlâ Şaşırabiliyorum

Artık hiçbir şeye şaşırmıyorum. demek istemiyorum ben. Hâlâ bazı olaylar bana sıra dışı gelsin, ayıp gelsin, beni şoka soksun. Kirlenen dünyada kötü şeyler o kadar da olağanlaşmasın benim zihnimde. Ahir zamanda günahla sevap, iyiyle kötü birbirine karışmışken ben yine de günahı günah bilmek istiyorum. Ar damarım bu denli de çatlamasın, dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir insan başka bir insana bir kötülük yaptığında sinirleneyim, şaşırayım, hâlâ böyle aptal ama aslında insani tepkiler verebileyim.

Aykut‘la bugün Muğla Milas yollarındaydık ve yol sohbetimiz bir ara bu konulara geldi. Hava sıcaklığı da 18 ile 23 derece arasında değişiyordu. Bu durum kış ortasında harikulâde çünkü burası Ege ;)

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Aydın Life Yazıları, Röportaj / Söyleşi

Aydın’ın Yaşayan En Ünlü Efesi!

evrengunlugu.net © 2010

Şimdi hâlihazırda Aydın’ın en meşhur, en yaşlı efesi benim. Beni tanımayan mı var zaten!

Bu sözlerin sahibi, tartışılmaz bir şekilde Aydın’ın en renkli ve tanınan efesi 1928’li Talat ARZUHAN’a ait. 82 yıllık ömrünün neredeyse tamamını efelik ruhuna harcamış bu yaşayan tarih sadece Aydınlı bir efe değil, bir şair, bir Atatürk sevdalısı, bir tarih koleksiyoncusu. Öyle ki katıldığı her program veya etkinlikte mutlaka şiirler okuyor ve bunların büyük çoğunluğu kendi kaleminden dökülüyor. O, valilerden belediye başkanlarına kadar herkesin illa ki tanıdığı saygı duyulan bir şahsiyet; Aydın’daki efe derneklerinin temelini atan isimlerden… İçtenliği ve güler yüzlülüğünün yanında saatler süren sohbetimiz ve sonrasındaki fotoğraf çekimi sırasında Aydın’la ilgili bazı konularda sinirlendiği de oldu. 7 Eylül kutlamalarında silah atışının yasaklanmasından sessiz sedasız çekilen Çete Ayşe filmine, Aydın Tekstil’in başına gelenlerden kadın efe olur mu? tartışmalarına kadar birkaç konuda söyleyecekleri vardı yaşayan en yaşlı efe Talat Efe’nin. Devamını Okuyun

e-günlük

Beni Bunlarla Bulmamalıydınız 2011

Bildiğiniz üzere şu an ziyaret ettiğiniz bu bloga, Google gibi arama motorlarında aradıkları herhangi bir şey sonucu yönlenerek gelenler de var. İlkini geçen yıl {şurada} paylaşmıştım ve çok gülmüştük. Aşağıdakiler de Ocak 2011 süresince bazı kişilerin internette aradığı ve ne hikmetse o aradıkları şeyi bulmaları için google’ın e-vren günlüğü’ne yönlendirdiği sorulardan, cümlelerden, aramalardan oluşan saçmalıklar. Ocak ayına ait olan binlercesinden bana göre en alakasız ve komik olanlarını aşağıda derledim:

Ocak 2011:

Bir internet kullanıcısı erkekler ne gibidir?diye google’a sormuş; bir başka internet kullanıcısı da etrafındaki kızların “erkekler odunun tekidir” lafından çok bunalmış olacak ki şu aramayı yapmak zorunda kalmış ve soluğu e-vren günlüğü’nde almış: erkekler ne kadar kibar olursa olsun hammaddesi odundur bu söze iyi bir laf

24 saat biri bizi gözetliyo diye google’a yazan arkadaş! Evet 24 saat biri bizi gözetliyooo. Sağ ve sol omzumuzdaki iki melek de bütün olup biteni not ediyooo ;)

arapça ve farsça bilenler bugünkü ingilizce bilenler kadardır: Ben bu cümleyi aratan arkadaşı ve aramaları sonucunda bulduklarıyla ortaya çıkardığı çalışmayı gerçekten çok merak ettim ;)

benimle evlenirmisin tülin ve caneri 2011 yılında neredeler ne yapıyorlar: Gerçekten çok meraklı bir millet ve de vefalı bir tv seyircisiyiz. Yine bir meraklı internet kullanıcısı da gelinim olurmusun tülinin soyadı diye yazıyor google’a ve işte bu yazıya konu oluyor ;)

biyoloji mezunlarının sonu ne olacak: İşte 2011 Türkiye’sinde cevabı hâlâ bulunamayan, verilemeyen ve aranan yüzlerce sorudan biri ;(

Ve ve ve Ocak 2011’de google’a yazılıp da google’ın “ne alakaysa” e-vren günlüğü’ne yönlendirdiği ve gecenin bir vakti bana kahkaha attıran en müthiş anahtar sözcükler serisi! Yorumsuz bir şekilde direkt arama sırasına göre yazıyorum :D

dönüp baktım arkama

dönüp arkama baktım

dönüp arkama bakmiyorum

döndü girdi

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-günlük

Aydın’ın Yaşayan Tarihi Talat Efe’ye Doğru

Talat Efe‘nin ziyaretindeydik bugün abimle. Bir hafta yoğun bakımda yattıktan sonra taburcu olan Talat Amca ile geçen aylarda bir söyleşi gerçekleştirdiğimi şurada yazmıştım. Derginin de geçen hafta çıkmasıyla beraber 7 Şubat Pazartesi günü Aydın’ın Yaşayan En Ünlü Efesiyle ilgili yazıyı ve fotoğraflarını nihayet e-vren günlüğü’nde yayımlayacağım.

Talat Efe’yle yaptığımız söyleşinin yayınlandığı dergiyi ve çektiğim fotoğraflarını götürdük bugün ona. Gerçekten hastaydı ve bunların hepsi sevinçten dediği göz yaşlarını akıttı. Hemen şimdi gözümün önünde dergiyi imzalayacaksın, tarihini atacaksın ve altına da telefonunu yazacaksın dedi, emir telakki edip hemen dediğini yaptım. Talat Efe, son bıraktığımız gibi değildi, takatsizdi, hastaydı belki ama hâlâ iç cebinden tükenmez kalemini eksik etmiyordu. Dergiyi imzalamamı isterken cebinden kalemini de çıkarıp verdi, işte o böyle bir adamdı. Sürekli şiir yazan, maniler düzen böylesi bir yaşayan çınarın o rahatsızlığına rağmen cebinden kalemini eksik etmemesi benim için şaşırtıcı değil, aksine hayranlık duyulası bir olay. 

Allah uzun ve sağlıklı bir ömür versin Talat Efe’mize ancak, gün gelir Allah’ın rahmetine kavuşursa onun şimdikinden çok daha tarihi bir gerçek, Aydın’ın en önemli değerlerinden biri olacağını hatta belki de yıllar yıllar sonra heykelinin bile dikilebileceğini ön görüyorum. Yaşarken, insanlara hakettiği değeri göstermekte zayıf olan bir milletiz ve Talat Efe’nin yazdığı, çizdiği, giydiği kuşandığı her şeyin ama her şeyin müzelik olacak kadar kıymetli olduğunun o hayattayken farkına varılması gerektiğini buraya kaydetmek istiyorum. Bunları yazmamın sebebi Talat Amcamızın bugün bizimle paylaştığı bazı üzücü durumlar. İnşallah Talat Efe, kendisini toparlar eski sağlığına kavuşur da geçmiş olsun ziyaretine gelip şu özel fotoğraflarını, şu kıyafetlerini bana versene diye ısrar eden densizlere hakettikleri cevabı verebilir.

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.