e-günlük

Yazı mı Çekmeli Yoksa Fotoğraf mı Yazmalı

2010’u pek de tatsız tuzsuz anılarla kapatırken 2011’in ilk günleri e-vren günlüğü açısından ziyaretçilerin seslerini ilk kez duyarak geçti. Bu inanılmaz etkileşim insana tuhaf heyecan veriyor ;)

Dikkatimizden kaçmayan bir şey daha vardı: e-vren günlüğü’nde 2010’un sonlarına doğru photoblogger‘laşan bir paylaşım trafiği.

Canon’lu hayatın 2008’de başlayıp 2010’da iyice hayatımı istila etmesi  e-vren günlüğü’ne de ister istemez yansıdı; ben ne yapabilirim ;)

Sanki eklenen bir yazıdan ziyade eklenen bir fotoğraf karesine daha çok geri bildirim gelmeye başladı. Ben bunu benim de çokça yaşadığım kolaycılığa veya kolay tüketilebilene ilgi duymaya bağlıyorum.

Bir yazıyı okumak özel bir dikkati, odaklanmayı ve vakit ayırmayı gerektiriyorken bir fotoğraf karesi birkaç saniyelik bir göz zevki tatmininden ibaret gibi bir şey olabilir mi? Kafama takıldı, sordum:

e-vren günlüğü’nde fotoğrafların yazılardan daha çok ön plana çıktığıyla ilgili  Ümit Ortak‘ın yorumu kısa ve net: biraz ;)

MisAfir Kalem{LeR}’den Sultan Karakuş da bu konuda bizden pek farklı düşünmüyor: İkisinin de yeri ayrı. Ama benim için aslolan yazıların. Fotoğraflar bu ara daha gündemde ama bu normal bir şey çünkü bizler senin ruh halini takip ediyoruz aslında ve bazen tek bir kare, sayfalarca yazıdan daha fazlasını anlatıyor.

Bir diğer e-vren günlüğü ziyaretçisi Hilal Gaye İnce  fotoğrafların yazılardan daha çok ön plana çıktığını düşündüğünü dile getiriyor: Yayımlanma adetlerine de bakarsak, fotoğraflar daha fazla. Ama bu bir şikayet değil, sadece sorunun cevabı.

Elif Gülbaz ise …yazılarının önüne hiçbir şey geçemez…  diyor ve ekliyor: yazıların direkt akla ve gönle hitap ediyor, tekrar tekrar okunabilecek kadar büyüsü var, bir yerlere not edilebilecek kadar mana yüklü.

Hâl böyle olunca bunu kaleme almak farz oldu diye düşünmüştüm. Fikir beyan eden yukarıdaki arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Şu bir gerçek ki fotoğraf çekmekten, yazı yazmak kadar zevk alıyorum. Şimdiye kadar sıkılmadım bu hobiden. Ama bu öyle bir şey ki bir gün fotoğraf makinem olmayabilir, onu satabilirim veya çaldırır da yerine yenisini koyamayabilirim. İşte öyle bir durumda fotoğraf benim için belki uzun bir süre belki bir süreliğine belki de tamamen biter. Ama aklımı ve sözcük dağarcığımı kaybetmediğim sürece eğitimini aldığım tek uğraşa yazmaya ömür boyu devam edebilirim ;) e-vren günlüğü aşkına!

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

4 Yorumlar

  • Yanıtla sultan karakuş 04 Ocak 2011 at 23:00

    Zihnim çok dolu olduğunda ya da aynı şeyleri düşünmekten bitap düştüğüm anlarda kalemi alsam da elime cümleler dökülmüyor bir türlü kağıda ve o an istiyorum ki,tek bir “şey” tüm duygularımı,düşüncelerimi anlatsın,fotoğraf çekimi bu konuda yardım ediyor insana.Sanırım sendeki durumda böyle,fotoğraflara yoğunlaştığın an,susarak anlatmaya çalışıyorsun pek çok şeyi:)

    • Yanıtla evrengunlugu 04 Ocak 2011 at 23:08

      @Sultan, sanırım söylediğin doğru. Yorumun başında belirttiğini belki beste yaparak veya gidip top oynayarak da yapabilir insan. İlgi duymakla ilgili bir durum sanırım. Fotoğrafla, kendimi dingileştiriyorum, bu kesin ;)

  • Yanıtla neslihan gülbaz 04 Ocak 2011 at 22:47

    Evren abi yazıların öyle güzel cümlelerin öyle dolu ki edebiyatçı olduğun çok belli yazıların nedendir bilmem çok hüzünlü geliyor bana. İnsanlardan bu kadar soğumuşken halimizi anlayan içimizden geçenleri dillendiren birilerinin olması güzel. İyi ki varsın Evren abi…

    • Yanıtla evrengunlugu 04 Ocak 2011 at 22:55

      @Neslihan; estağfurullah. Çok teşekkür ediyorum. İyi ki sen de varsın, iyi ki varız ;)

    Bir Cevap Yazın