Monthly Archives

Ekim 2010

Aydın Life Yazıları

2010 KPSS Skandalının Anatomisi

Son 11 Yılın En Büyük Skandalı: KPSS

{Evren’in Aydın Life Dergisi Eylül-Ekim 2010 sayısındaki yazısıdır}

39 ay aradan sonra tekrar merhaba değerli Aydın Life okurları. e-vren günlüğü köşesiyle sizlerle buluştuğum Aydın Life sayfalarının 2010 yılının ikinci yarısında yeniden hayat bulmasından dolayı çok mutlu ve heyecanlıyım. Her sayıda özenle seçtiğim konulara Aydın Life’ın yeni yüzünde ilk olarak neyi  ekleyeceğimi çok düşündüm. Sonunda benim de bizzat mücadele verdiğim KPSS gerçeğinin bu yıl   akıllara durgunluk veren ve bir skandala dönüşen rezaletini kaleme almaya karar verdim.

 ***

Hiçbir kamu personeli sınavı adından bu denli söz ettirmemişti. Sokaktaki sıradan insanın bile diline dolanan bugünkü KPSS rezaletiyle ilgili konuya girmeden önce KPSS’nin tarihçesine kısaca bir göz atalım:

KPSS, bundan 11 yıl önce Ekim 1999’da DMS (Devlet Memurluğu Sınavı) olarak hayatımıza girdi. Aralık 1999’da ise 2010 KPSS skandalında şimşekleri en çok üzerine çeken kurum olan ÖSYM’ye DMS’yi uygulama yetkisi verildi ve o gün bugündür bu görev kesintisiz devam etti. Türk insanı ülkenin genelini ilgilendiren merkezi sınavların isminin değiştirilmesine alışkındı. DMS için de öyle oldu: Temmuz 2001’de yeni ismiyle uygulanan KMS’ye (Kamu Memurluğu Sınavı) ilk kez öğretmen adayları da girmeye başladı. Bir yıl sonra Temmuz 2002’de KPSS, bu son ismiyle uygulanır oldu.

11 yıl önce elindeki diplomayla üniversite kapısından “öğretmen” olarak çıkanlar bugün KPSS ile gelinen noktada “öğretmen adayı” olarak kampüs dışındaki hayata adım atıyorlar. Üstelik bu adım çoğunlukla fakülte amfilerinden KPSS kurslarının sıralarına oluyor.

“Anayasa Değişiklik Paketi” için yapılacak referandumu bile gölgede bırakıp gündemin ilk sırasına oturan 2010 KPSS’nin baş döndüren skandal trafiğini de kısaca hatırlayalım:

10-11 Temmuz 2010: KPSS uygulandı. Özellikle Eğitim Bilimleri sınavına giren öğretmen adayları bugüne kadar görülmemiş tarzda ve zorluktaki sorular karşısındaki ilk şoku yaşadı.

11 Ağustos 2010: KPSS sonuçları açıklandı. Adaylar ikinci şoku yaşadı. Puanlar beklenenden çok düşüktü. Kiminin netleri eksik, kiminin yanlışları fazlaydı. Hatta çözmediği alandan doğrusu yanlışı olduğunu iddia edenler bile vardı.

17.08.2010: KPSS’de puanların yanlış hesaplandığı iddia edildi.

18.08.2010: ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, sınavda kesinlikle hiçbir hata olmadığını, adayların bir kaşık suda fırtına kopardığını açıkladı.

19.08.2010: ÖSYM, 2010 KPSS hakkında ortaya atılan iddialar üzerine inceleme başlatma kararı aldığını açıkladı.

20.08.2010: 350 kişinin KPSS’nin Eğitim Bilimleri sorularının tamamını doğru yanıtladığı belirlendi. Bugüne kadar Eğitim Bilimleri sorularında tam net yapan olmamıştı.

21.08.2010: Eğitim Bilimleri’nde 120’de 120 yapan 350 kişiden en az 20’sinin karı-koca, akraba veya arkadaş olduğu anlaşıldı.

22.08.2010: Milli Eğitim Bakanlığı, kopya ve çalıntı iddialarına rağmen 31 Ağustos’taki öğretmen atamalarının iptal edilmeyeceğini bildirdi.

23.08.2010: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, KPSS’de “kopya çekildiği ve soruların çalındığı” iddialarıyla ilgili soruşturma başlattı.

24.08.2010: ÖSYM Başkanı Prof.Dr.Ünal Yarımağan, kopya çektiği iddia edilen adaylarla ilgili tüm verileri incelediklerini ancak bir sonuca varamadıklarını, bundan sonra olayı savcılığın aydınlatacağını açıkladı.

26.08.2010: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, KPSS skandalına el koydu; Devlet Denetleme Kurulu’nu iddiaları araştırması için harekete geçirdi.

28.08.2010: Türk Eğitim-Sen, KPSS sorularının ham halinin sınavdan 5 gün önce e-postayla dağıtıldığını tespit ettiklerini iddia etti.

29.08.2010: YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, birbirleriyle ilişkileri olduğu tespit edilen 3 bin 227 KPSS katılımcısını yakın takibe aldıklarını açıkladı.

30.08.2010: MEB, KPSS ile ilgili iddialar konusunda durum netleşinceye kadar 31 Ağustos’ta yapılacak öğretmen atamalarını ileri bir tarihe erteledi.

31.08.2010: Sınavda şebeke tarafından dışarı çıkartılan soruların sadece Eğitim Bilimleri’ni kapsamadığı, Genel Yetenek ve Genel Kültür olmak üzere sınavın başka bölümlerinde de soruların sızdırıldığı belirlendi.

01.09.2010:

YÖK Denetleme Kurulu, “Sorular sızdırılmış olabilir” kanaati ağır basarak KPSS için “kopya olabilir.” açıklamasını yaptı.

CHP, KPSS için “Meclis Araştırması” istedi.

Ankara Emniyeti Bilişim Uzmanları ÖSYM’ye baskın düzenledi; merkezdeki kurul üyelerinin bilgisayarlarını da incelemeye aldı.

Başbakan’ın talimatıyla Milli İstihbarat Teşkilatı, ÖSYM sınav komisyonunda görev yapan 6 akademisyenin geçmişe yönelik tüm telefon konuşmalarının dökümleri ile ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan da dahil olmak üzere, yönetici ve çalışanların bilgisayarlarını incelemeye aldı.

02.09.2010:

KPSS ile ilgili YÖK Denetleme Kurulu’nun hazırladığı raporda, ÖSYM’de çok sayıda güvenlik açığının olduğu ve sınav sorularının güvenliğinin yeterli derecede olmadığı tespiti yapıldı.

KPSS sorularının sınavdan 5 gün önce basılmak için matbaaya gönderildikten 3 saat 22 dakika sonra e-posta halinde dağıtıldığı netlik kazandı.

ÖSYM merkezindeki bilgisayarların IP adreslerinin, soruların gönderildiği e-mail hesabının ortaya çıkmasından sonra değiştirildiği ortaya çıktı.

YÖK Denetleme Kurulu, Devlet Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın üç koldan yürüttüğü soruşturmada KPSS sorularının ÖSYM içinden sızdırıldığı bilgisine ulaşıldı.

KPSS sorularının tamamı veya tamamına yakınını doğru yanıtlayan adayların teknik takibi sonrası bazı adayların sınavdan günler öncesinde sorulara 10 Bin Dolar karşılığı ulaştığı belirlendi.

03.09.2010: ÖSYM Soru Hazırlama Komisyonu Üyesinin KPSS eğitimi veren bir dershanenin sahibi olduğu ortaya çıktı. Aynı zamanda eşi de ÖSYM’de daire başkanı olan üyenin Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun soruşturmasında mal varlığının orantısız olarak arttığı tespit edildi.

09.09.2010: YÖK Denetleme Kurulu, bazı adayların kitapçık üzerine tek çizik atmadan tam puan aldığını belirledi. Şüpheli adayların matematik sorularında bile hiçbir oynama yapmadan soruların hepsini doğru cevaplandırdıkları ortaya çıkarıldı.

11.09.2010: YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, KPSS’nin iptal edilip edilmeyeceğine ilişkin karar için savcılık soruşturmasını bekleyeceklerini söyledi.

15.09.2010: Ankara Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan, soruların “telekulak” yöntemiyle çalınmış olma ihtimaline karşılık 50 bilişim polisiyle birlikte ÖSYM’ye baskın yaparak özel araçlarla binada “böcek” araması yaptırdı.

16.09.2010: TÜBİTAK ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı (KOM) Bilişim Suçları Şubesi’nin uzman ekiplerince yapılan incelemelerde soruların, sınavda dağıtılan orijinal kitapçık halinde yaklaşık 6 bin şüpheliye eposta yoluyla gönderildiği anlaşıldı.

17.09.2010: ÖSYM Başkanlığı, KPSS Eğitim Bilimleri testinin, sınav sürecinde bazı usulsüzlüklerin meydana geldiği kanaatine varıldığından, telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkmasını engellemek için iptal edildiğini ve en kısa zamanda yenisinin yapılacağını açıkladı.

2010 KPSS ile ilgili gelişmeler kamuoyunu hayretler içerisinde bıraktı, bırakmaya da devam edecek gibi görünüyor. Son nokta ne zaman ne şekilde konur bunu kestirmek çok güç. Artık bu sınavla ilgili alınan ve alınacak kararların hiç kimseyi tam anlamıyla memnun etmeyeceği kesin. Kesin olan bir şey daha var ki zaten hâlihazırda mağdur olan öğretmen adaylarının “haklı olarak yürütülen” soruşturma sürecinde yine de yeni mağduriyetlerle karşı karşıya kaldıkları. Bu zaman zarfında elleri kolları bağlı beklemek zorunda bırakılan öğretmen adaylarının kendi iç dünyalarında, aile ve sosyal çevrelerinde yaşadıkları / yaşayacakları sorunları da göz ardı etmemek gerekir. Bu ciddi sorunların yaşanma ihtimalini önceden kestiren KPSS koordinatörü bir akademisyen kopya skandalı patlak verir vermez boşuna veryansın etmiyor: Hükümet, bütün devlet hastanelerinin psikiyatri kliniklerini yüz binlerce KPSS mağdurunun hizmetine ücretsiz olarak acilen sunmalı!

e-vreniyyat

Çapkınlık Ruhumda Var

Çapkınlık ruhumda var… Yıllardır Aydın’ı İzmir’le aldatırken ben; şimdi İzmir’in Kızlarağası’nı bir Fransızın tarihi asansörüyle aldatıyorum.

Tarihi asansörün merdivenleri… Yorgunluğun ama bir o kadar da rüya gibi bir buluşmanın yüzlerce adımı… Ege’nin incesini boydan boya seyrederek kapılırken sevdana, Kızlarağası Hanı’nın acı kahvesinin kırk yıllık hatırı hâlâ damağımda.

facebook’evreni facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-vreniyyat

İlahi Sınavın Cevap Anahtarı

Ben, bu dünyaya ilahi bir sınava tabi tutulmak üzere gönderildiğimize inananlardanım. Ama fâni sınavlara kapılıp hakiki sınavı layıkıyla verebildiğine de inanmayanlardanım. Çoğu zaman ilahi bir sınavın sürecinde olduğumu unutsam da bazı durumlar vesilesiyle bu durum aklıma gelebiliyor. Lakin şıkların ne kadarını doğru işaretliyorum, kestiremiyorum.

Kestiremediğim bir şey daha var: Şeytan, Allah‘la iddialaşmasaydı; Hz. Adem ve Hz. Havva nefislerine aldanmasalardı şu an nerede ne şekilde olacaktık?

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-günlük

e-vren Anlık Monologları

@Geleneksellikten ödün vermeyen birinin biraz da sert olsun diye Nescafe’ye bir tutam Türk kahvesi karıştırması çok mantıksız mı? {20.04.2011; Balkonda Nescafe içerken}

@Evde yengeç besleme konusunda içimde acayip bir heves peyda oldu. {18.04.2011; kütüphane}

@Hiç araba merakım yokken Volkswagen’in Sarı Tosbağa modeline deli gibi sahip olma arzusuna kapılmam ve bari oyuncağıyla idare edeyim diyerek oyuncakçı oyuncakçı dolaşmam çok sağlıklı bir durum mu bilemedim. {17.04.2011; Sarı Vosvos oyuncak araba bulamadan eve dönerken}

@Facebook, MSN Messenger vb şifrelerini sevgililerine veren ve sevgililerinin bu sanal hesaplarına girip bir de üstüne onunla bununla sohbet edenlere çok ama çok sinir olduğumu farkettim :/ {14.04.2011; Bilgisayarımın başında facebook’ta çevrimiçi iken}

@Kendimi ait hissedemediğim bir dünyada yer alabilmek için anlamsız bir savaş veriyorum. Ne aptalca! {23.03.2011; kütüphane}

@444 00 00, Ziraat Bankası’nın Müşteri Hizmetleri numarasıymış, çok hoşuma gitti. On milyon yıldır ben bunu niye görmemişim :P {08.04.2011; Ziya arayıp Ziraat Bankası Müşteri Hizmetleri numarasını istediğinde bankamatik kartımın arkasını çevirip baktığımda}

@“Hayatımda bir şey eksik, bir şey eksik ama ne eksik?” diye 29 yıldır düşünür dururken az önce neyin eksik olduğunu keşfettim: Benim hiç Kızılderili arkadaşım yok! {18.03.2011; evde} Devamını Okuyun

e-günlük

Ben Neyi Yazdım?

Yaşadıklarımı yazıyorum genellikle. Ama bir de edebiyatçı tarafımın, yaşamadığım halde bana hissettirdikleri var ki bazen onlar kaleme dökülüyor. Yoksulun halini tasvir edebilmek için yoksul olmaya gerek var mı? Bu, böyle bir şey. Gönül gözüyle, duygusal ruhla alakalı bazı şeyler sanırım.

Bunun yanında şöyle de bir gerçek var: Benim sıkıntılı ruh halim, neşeli cümlelerim vs aslında ziyaretçilerin görmek istediği şeyler oluyor o an.  Kimi zaman ben neyi yazdım, oysa bana neyi yazdırtmışlar. dedirtiyor bazı okurlar ;)

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-vreniyyat

Hayal Kırıklığı

Yaşamamış olsaydım AN’ı, nasıl çekebilirdim fotoğrafı?

Hayal kırıklığına uğramış olmam için önce hayal etmiş olmam gerekmez mi?

Bir konuda yalnız değilim, yanlış hiç değil. Ama o konuda bir başımayım; tek başına savaşım.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-günlük

Tadına Doyulmayan Asker Arkadaşlığı

Asker arkadaşım Ali, cumartesi sabahı 12 cevapsız çağrısının sonunda beni nihayet uyandırabildi ve Aydın’da olduğunu söyleyerek bana harika bir sürpriz yaptı ;)

Ali’ye ilk gün Aydın’da kocaman bir daire çizdirdim. Az olsa da  Aydın’da görülmesi gereken yerleri gezdik. Benim cânım memleketimin merkezinde daha başka gösterecek yer olmadığını düşünerek istikameti İzmir’e yönelttik.

Ali, İzmir’i daha önce hiç görmemişti. Pazar sabahı trene atlayıp soluğu Basmane’de aldık. {Bu arada yıllar yıllar sonra trene biniyorum. En son bıraktığım tren ile şimdiki otobüsvari trean arasında çok fark vardı.}

Her zamanki gibi Kızlarağası Hanı haftasonu sebebiyle kapalıydı. Kemeraltı çarşısını da hiç bu kadar tenha görmemiştim. Meşhur Tarihi Asansör, İzmir’e yola çıkmadan ilk hedefimizdi; öyle de oldu. Kızlarağası’ndan sonraki ikinci sevgilim oluyor kendisi ;)

Daha çok kıyı şeridini dolaştığımız İzmir’i seven ama çok sevmeyen Ali’ye göre Aydın çok daha güzel ve ileride yaşayabileceği bir şehirdi ;)

Yeri gelmişken şu konuda da birkaç cümle yazmalıyım: Asker arkadaşlığı benim için çok özel bir dostluk. Onlar, askerlik günlerinin bana kattığı en önemli kazançlardan biri kesinlikle. 2008 Mayıs’ta ayrıldığımız arkadaşlarımızın çoğuyla hâlâ daha görüşmeye, paylaşımda bulunmaya devam ediyoruz. Askerliğini yapan herkes hemen hemen aynı tecrübeleri yaşamıştır ama hepsi de askerden sonra arkadaşlarıyla iletişimini sağlam tutmayı becerememiştir. Biz, bunu başarabilenlerdendik ve ben kendimi bu anlamda çok şanslı hissediyorum.

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.