Monthly Archives

Şubat 2010

e-vreniyyat

Okunduğu Gibi Yazılmaz AŞK

Herkes tarafından yorumlandı Kâinattaki AŞK. Aslında TEK, BİR kez yorumladı KENDİ AŞK’ını. Biz O’ndan öğrenirken bunu, bizim ezberlerimizi bozan nice faniler çıktı yollarımıza, girdi hayatlarımıza; kendi aşklarını öğretmeye kalktılar.

Okunduğu gibi yazılmıyor AŞK; yazıldığı gibi de yaşanmıyor. Oysa O’ndan öğrenirken AŞK’ı yaşamayı ve yaşarken yazmayı, faniler girdi gönüllerimize, tuttular kalemlerimizi, yazdılar kendi aşklarını.

Derin bir sükûnetle* yüklü bu Kâinat. Zaten AŞK’ın mayasından değil midir sessizlik. Ve arasındaki ince çizginin sessiz bir çığlığı değil midir, Sen ile Sensiz’lik. Halbuki biz karmaşayı da O’nunla sükûnete çevirirken gürültülü faniler bozmadı mı sessizliğimizi?

Giden hep Tebrizi’dir; kalan ve bekleyen Mevlana. Onca acıya rağmen sorsam “gitmeyi hiç düşünmedin mi?” diye “düşünmedim asla” demez mi Aşk-ı Mevlana? Çünkü “arayan bir gönül, nasıl giden bir gönle dönüşür?” diye hesap sormaz mı Şems, sevdasının tutsağına?

Yolum yok Kainat’ın Efendisi; bir yol aç bana! Aşk’tan yana yetimim, Sen Aşk’ol bana! Sükûnetim derindir, sebeplidir; sessizliğimi bozma! Koca bir Evren’de küçücük bir evrenim; n’olur… n’olur karıştır beni Kâinatına!

* Yazıda geçen “sükûnet” sözcüğü TDK Yazım Kılavuzu’nun 2008 (25.) baskısındaki kullanımına uygun olarak yazılmıştır.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına 5 TL’lik bağışta bulunun.

e-günlük

ADÜ’de Türkiye Renkleri

Hülya‘nın daveti üzerine Hakan‘la birlikte bu akşam ADÜ Atatürk Kongre Merkezi‘ndeydik. İzmir Devlet Opera ve Balesi‘nin Türkiye Renkleri Grubu’nun türkülerimizi klasik Türk müziği* ve batı  müziği ile yorumladıkları çok ilginç performanslarını hayranlıkla seyrettim. Ayrıca Aydın efesini baleyle yorumlamışlar, semazenle balerini aynı sahenede harmanlamışlardı.

Bugün hayatımda ilk kez bir bale seyrettim.

Bir soprano ile bariton sanatçısı dinledim.

Bir Aydın Valisi’ni ilk kez araçla solladık :)

Yine şirinliğinden bahsettiğim ADÜ Rektörüyle meğer sırt sırta olduğumuzu farkettim :)

Dönüş yolunda yine Vardar Pastanesi‘nde saleplerimizi içtik hatta 1 TL borçlandık :)

Gece evde bir taraftan Kemal‘e Devamını Okuyun

e-günlük

Karanlıktakiler

Bir iyi bir kötü haberim var. Kitap-lık dergisinin Şubat sayısını almayı yine unuttum, geç hatırladım ve yine bulamadım. 2008 Şubat sayısında askerdeydim, çarşı iznimin büyük bir kısmını koca Elazığ’da Kitap-lık aramakla harcamıştım. 2009 Şubat sayısını da yine dalgınlıkla unutmuştum. Becerebilirsem son üç yılın Şubat sayılarını internetten satın alacağım. YKY Şiir Yıllıklarını neden bu kadar önemsiyorum, bilmiyorum…

İyi haber, Çağan Irmak‘ın son filmi Karanlıktakiler‘i seyrettim. Ekim 2009’da vizyona giren filmi, içimde kocaman bir hüzün, bardağımda sert bir nescafe, üzerimde polar battaniye ve hiç alışık olmadığım ama çok da keyif aldığım tatil perşembenin tadını çıkararak -henüz- seyredebildim.

Çağan Irmak’ı Babam ve Oğlum‘la tanımış, ismini bir daha da unutmamıştım. Ulak ve Yumurta ile Devamını Okuyun

e-günlük

Kadrolu Öğretmen Geliyor

Ücretli öğretmenlik yaptığım liseye kadrolu edebiyat öğretmeni atanmış ve yarın iş başı yapacak. Ben de oturmuş, yarın 4 ayrı sınıfa anlatacağım edebiyat konularının notlarını hazırlıyorum. Oysa yarın derslere girip girmeyeceğimden, yeni öğretmenin “derslerin hepsine girebilirim” deyip demeyeceğinden bile emin değilim. Yarın, “kullan at tıraş bıçağı” durumuna mı maruz bırakılacağım yoksa nasıl bir yol haritası çizilecek hiç bilmiyorum.

e-günlük

Sus Be Adam

İnsanlarla kavga etmek için dünyaya gelmediğim kesin. İnsanların da benimle  kavga etmek için özel bir çaba sarfettiklerini sanmıyorum. Peki nedir mesele? Mesele değil de sorun nereden kaynaklanıyor? Mükemmelliyetçi bir yaradılışla adam sendeci benliklerin çatışması diyebilir miyim buna? Emin değilim. Emin olduğum bir şey varsa içimden  kötü bir adamın sürekli kötü şeyler söylüyor olduğu. Dışımdaki iyi adam mı yoksa içimdeki kötü adam mı daha çok konuşuyor, bunu da kestirebilmiş değilim.

Ben işimi iyi yapıyorsam karşımdaki de bana iyi hizmet sunmak zorunda; ben iyi bir öğrenciysem öğretmen de iyi olmak durumunda; iyi bir kocaysam iyi bir eşe, iyi bir vatandaşsam iyi bir devlete sahip olmak zorundaymışım gibi hissediyorum. Ben iyi isem, sen niye kötüsün? Sen kötüsün madem, ben sana niye iyi davranayım? Kimse kimsenin nazını çekmesin, kimse kimseye minnet etmesin. Her zaman, iyi ki erkeğim diyorum; yer yüzündeki bunca saçmalığı şeyime takmam diyemeseydim kahrımdan kesin ölürdüm ;)

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına 5 TL’lik bağışta bulunun.

e-günlük

Peyami Safa’dan Kitap Okuma Kuralları

Peyami Safa‘nın Eğitim-Gençlik-Üniversite adlı kitabında alıntılanacak faydalı ifadeler çok fazla. Özellikle Türkçe ve Edebiyat öğretmenlerine bu kitabı tavsiye ediyorum. Yazar, kitabının bir bölümünde kitap okumanın kurallarını maddelemiş.  İlk beş maddeyi Fransız yazar André Maurois‘ten alıntıladıktan sonra on maddeyi de kendisi sıralamış.

Kitap kurtlarının aslında bildiği ama bazısına uymadığı kitap okuma kuralları şöyle: Devamını Okuyun