Monthly Archives

Eylül 2009

e-günlük

2009 Ramazan Bayramı

19  Eylül cumartesi: Ramazan’ın son günü, bayram arifesi. Bütün Aydın alış verişte. Özgür‘le görüşüp 10 numaralı hattıyla turladım, hasret giderdim :) İftardan sonra bütün bir gece saçma sapan şeyler yedim. Bu, 1 ay boyunca dinlenen mideme resmen zulümdü :)

e-vren günlüğü bayramda 3 gün kapalıydı

20 Eylül Pazar:

Bayramın birinci günü. Her yıl saatler öncesinden bizi bayram namazı için uyandıran annem bu yıl Devamını Okuyun

e-vren sözlüğü

Abesle İştigal Etmek

[important color=red title=”e-vren sözlüğü (2)”]Abesle iştigal etmek: Bu deyimdeki “abes”in kelime anlamı gereksiz, lüzumsuz‘dur ve Arapça’dır. İştigal de uğraşma, meşgul anlamına gelen Arapça bir sözcüktür. Böylece bu deyim,yararsız uğraşlarla vakit öldürmek anlamına gelmektedir.

Naçiz: Atatürk’ün Benim naçiz vücudum elbet birgün toprak olacaktır sözünden hatırladığımız bu sözcük değersiz, önemsiz anlamına gelmektedir ve Farsça bir kelimedir.

Afakan: Arapça’dan dilimize geçmiştir ve çarpıntı, sıkıntı anlamına gelmektedir. Afakanlar bastı! şeklinde yaygın bir kullanımı vardır. [/important]

Kullandığımız kelimelerin sözlük anlamlarını bilmiyor olmamız, Devamını Okuyun

e-günlük

Affet Beni Avea’m

Dün Kadir gecesinde teravih namazını, doğduğum evin mahallesindeki küçük, şirin camide kıldım. O camiyi hep Sinekli Bakkal romanını okurken  gözümde canlandırdığım camiye benzetmişmidir. Namaz öncesi Emine Ninemin yanına uğradım. Her zamankinden çok daha dinç ve neşeliydi. Onu iyi gördüğümü söylediğimde {şurada} fotoğrafını çektiğim sabır tespihini çıkarıp gösterdi. Neşesinin, enerjisinin sebebi günde 4-5 kez çektiği 500 taneli bu tesbihmiş.

Bugün iftarı abimle başbaşa dışarıda yaptık. Sohbetlimizin biri de Hüss‘ün birkaç ay sonra doğacak kardeşinin isim alternatifleri üzerineydi. Kız olursa Safiye Sultan koymayı düşündüğünü söyledi abim; “te’lif hakkı bende” dedim. Abim de Ne yani senin ileride kızın olmazsa boşa mı gitsin o isim?dedi :) Biri benimle acilen evlenebilir mi!

affet beni avea!

Bugün bulvardan yukarı doğru çıkarken kendimi birden Vodafone bayisinde buldum. Avea hattımı Vodafone’a geçirmek istiyorum dedim; Devamını Okuyun

]fh[ fotoğrafhikayeleri

Ne Lüzum, Az Yaşamak İçin Kelebek Olmaya

KELEBEK

]fh[ fotoğrafhikayeleri {Eylül ‘09}

Yirmi dört saat bu dünya bana; koskoca ömür, göz açıp kapayıncaya kadar’dan ibaret. Rüya ile gerçek arasında, doğruyla yalan karmaşasında  ey âşık, bu hayatı hiç yaşanmamış farzet. Onlarca hayale, varılamayacak hedefe, lüzumsuz derde kedere ne gerek; madem yaşam yalan, ölüm gerçek!

Çok uzaklara gitmeye gerek yok ölmek için.  Sevgilinin hasretiyle can veren âşık dirilmeden çürür, yaşayamadan ölürse  böylesi ömre âh nice yazık!

Ölüm, ömrünün son demlerinde sevdanın huzuruna  gelen bir kelebek olsa.  Son kez kanatlarını ağır ağır oynatsa, sonra sevgilinin önünde can verse aşk’la…  Ne lüzum, az yaşamak için kelebek olmaya

[important color=green title=”Fotoğrafın Hikayesi:”]30 Haziran 2009’da Ankara’da Radyovizyon’un bahçesinde Nur‘la birlikte otururken Melis‘in heyecanlı sesiyle yerde duran o kelebeğin başına toplandık. Melis’in ricasıyla kelebeğin birkaç kare fotoğrafını çektim. Melis’in “asıl istediğim fotoğraf böyle değildi” diyerek nasıl bir kare istediğini tarif etmesiyle bu son fotoğrafı çektim. Sonra ne mi oldu? Kanatlarındaki tüm renkleriyle yaşama son görüntüsünü veren o kelebek yirmi dört saatlik ömrünü tamamladı.[/important]

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.

e-günlük, VideoBlog

MisAfiR KaLeM – 3430 Kampanyası’na Doğru

Her şey e-vren günlüğü’nün 5. yılına girmesiyle başladı ;) Bu süreçte bugün için gelinen nokta {şu an için} Türk blog aleminin en yeni sosyal sorumluluk projesi… Ramazan Bayramı sonrası detayları açıklanarak başlatılacak TOFD‘a destek kampanyasının ikinci etabı için severek emek harcıyor; yoruluyoruz. :) Hem biraz daha  yeni kampanyaya hazırlayalım hem de bu süreci özet geçelim istedik:

e-vren günlüğü’nün resmi sosyal sorumluluk desteğinden bahsetmişken bugün çok hoş bir projeden de haberdar oldum. Yozgat’a Kitap Yağdıralım kampanyası yürütücülerinden aldığım eposta sonrası projelerini inceleme şansım oldu. Bugüne kadar -ve halen- pek çok okulun kitap bağış ilanlarını internetin belli başlı yerlerinde görmek mümkün. Resmiyeti olan, sistemleştirilmiş ve profesyonelce yürütülen bu tarz projelere destek vermek, bunları duyurmak boyunumuzun borcu. Devamını Okuyun

e-günlük

e-vren günlüğü PCnet Dergisi’nde

Perşembe gecesi e-vren günlüğü’nün teklif usulü belirlenmiş 40. ve son MisAfiR KaLeMi ile tanıştı e-vren dünyası. Sevgili Melis, hem yazısının içeriğiyle hem de insanı kendine hayran bırakan yorumuyla bu sanal yolculuktaki yerini aldı. Sadece yazısıyla değil sesiyle de e-vren günlüğü’ne merhaba diyen Melis, böylece MisAfiR KaLeM geleneğinde de bir ilki gerçekleştirmiş oldu.

e-vren günlüğü, PCnet Eylül 2009 sayısında

Aynı gece PCnet dergisinin Eylül sayısında blogların tanıtıldığı sayfalarda e-vren günlüğü’ne de yer verildiği haberini aldım Kayhan‘dan. Gecenin bir vakti PCnet bulamayacak olmanın acizliği ile Kayhan’dan ilgili sayfanın fotoğrafını rica ettim ;) Söz konusu yazıyı kaleme alan sevgili Kıvanç Tanrıkulu‘na çok teşekkür ediyorum, ellerine sağlık. Oradaki bir cümleyi düzeltmek istiyorum: Benden fotoğraf sanatçısı olarak bahsedilmiş; ben henüz yeni yeni pişen amatör bir fotoğraf meraklısıyım ;)

Yıllar önce {şurada} nişan {burada} da düğün yazılarını yazdığım Devamını Okuyun

MisAfiR KaLeM{LeR}

Haziran’da Büyümek Zor

Me.lis De.niz Yol.cu

{Eylül ‘09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır.}

[important color=red title=”Yazıyı, Sahibinin Sesinden de Dinleyin:”][/important]

O sokaktaydım bugün… Çocukluğumun en güzel yılları, bisiklet yarışlarından dönüp terli terli su içtiğim ama bir türlü hasta olamadığım ve inadına daha da soğuk sular içtiğim o balkonun o sokağı..

”Yazı getirdiniz yine” dedim dedeme ki her yaz korkarım bir sonrakinden, anneannemin dedemin göreceği en son yaz bu mu acaba diye. Yine gördü anneannem dutları, közde mısırları, elinde doğmamış bebeğim için ördüğü patik vardı. Anneannem duymadı beni hiç, sesimi hiç tanımadı ama hep çok sevdi bizi, beni…

Okul dönüşlerim vardı o sokağa, anneannemin Devamını Okuyun