Monthly Archives

Mayıs 2009

e-günlük

Tripodsuz Çekmem Abi ;)

Her şeyim vakti zamanı var işte; artık benim de bir tripodum var :) Kendisiyle ilk hatıra fotoğrafımızı çekildik; yarın öğrencilerimle son iki ders kaçacağımız piknikte bana ilk asistanlığını yapacak “üç ayak”lım :)

Bugün son yazılımı da yaptım :( Korktuğum başıma geldi. Bu, sona yaklaştığımızın en bariz belirtilerinden biriydi.

Ayrılığa iki hafta kala ilk kez Devamını Okuyun

e-günlük

Paketten AŞK Çıktı

Bu gece zaten çok ağlama halindeydim, zaten bardak dolmuş taşmış tüm satırlarım birbirine karışmıştı. Fazlası ile çaresizliğe gömülmüş bir yazıp bir siliyordum; gözüm satırlarına takıldı ve verdiğim kararda yanılmadığımı anladım… Bana bir adres verir misin; sana göndermek istediğim bir şey var. Gitmeden önce birine hediye etmeyi çok istiyordum, birkaç gündür o kişinin sen olacağına dair yazılarını da okuyunca emin oldum… Benim için çok değerli ama bende kalmaması gereken bir şey… İtiraz etmeyeceğin umudundayım…

Yukarıdaki satırlara yanıt verdikten sonra beklemeye koyulmuştum kapımı çalacak emaneti. İki gün geçmedi ki bugün okuldan yorgun argın kendimi eve attığımda, “kargon var” dedi Safiye Sultan; masamın üzerine koyduğu paketi göstererek. Önce kıyafetlerimi değiştirdim; elimi yüzümü yıkadım ve tahminimden ağır kutuyu alıp yatağımın üzerine oturdum. Özenle sarılmış iki ayrı paketten birinde en sevdiğim yiyeceklerden biri vardı; cezerye. İkinci paketi açtığımda Elif ŞAFAK’ın AŞK kitabını görünce şaşırdım, mutlu oldum ve şimdi anlıyorum epostalarda neden bu kitabın adının bu kadar sık geçtiğini dedim kendi kendime…

Sonra, İtinayla yazılmış ve AŞK‘ın pembesinden kurdeleyle nazikçe rulo yapılmış mektupu açıp okudum: Devamını Okuyun

e-günlük

Tahtadan Uçak

Bizimkiler dün Kardeş Köye gitmişlerdi. Ziya, oradaki tahta parçalarını birbirine çivileyip Hüss‘e uçak yapmış. Akşam geldiklerinde Hüss, büyük bir heyecanla tahta uçağını gösterdi bana.Yarın boya alayım ve bunu boyayalım dedim. Sözümü de tuttum: Devamını Okuyun

e-vreniyyat

Nasıl İlerler Bu Gemi?

Sen, en büyük sınavımsın bu hay’atta. Nasıl başladı, nerede ne şekilde bitecek; ne zaman son bulacak; bilmediğim bir sınav… Beni çamura bularken tepeden tırnağa, kendi kirlerini görmezden gelmen; geçmişimi sorgularken, yaptıklarımın hesabını sorarken alnındaki lekeleri yok sayman reva mıdır?

Yıllardır verilen bir savaşın, görünürdeki tek mazlumuyum. Düşman da sensin bu savaşta; dost da. Bir ileri bir geri, nasıl ilerler bu gemi…

Herkes için “iyi” olanın “kötülüğünü” yaşıyor olmak en büyük derdim benim. Kiminle savaşıyorum, bu savaşı gidip kime anlatayım; bir çıkmazdayım.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

e-vreniyyat

Ne Güçlü Olabiliyorum; Ne Zayıf Görünebiliyorum

Oturduğum yerden kalksam, sustuğum yerden konuşmaya devam etsem şaşırır mısın? Güçlüyü oynamayı bıraksam, zayıflığımı ortaya koysam üzülür müsün? Ayakta durmaya çalışmaktan vazgeçip düşsem artık; düşüp de bir daha kalkamasam yıkılır mısın kahrından? Bir türlü beceremediğim gülmelerimi bırakıp ağlasam, hem de çok ağlasam utanır mısın benden?

Gücüme giden çok şey var, yıllardır… Ne çok susuyorum; ne çok yoruluyorum; ne çok sinirleniyorum; ne çok içime atıyorum. Ah nefret ediyorum; kendi yalnızlıklarımda nefretle haykırıyorum karanlıklarıma! Hiçbir şiir beni yazmıyor; anlatmıyor hiçbir şarkı yaşadıklarımı; hiçbir hayat hikayesi benimki kadar acı değil; yansıtmıyor hiçbir fotoğraf ruhumdaki fırtınayı.

Beni, ben yalnız bırakıyorum. Beni, ben karanlıklara çekiyorum. Beni, ben güçlü gösterirken yine ben zayıf hissettiriyorum. Birilerine hoş görülü olayım derken başkalarına kötü davranıyorum. Sende değil suç… Sen, onlarca sınava girip çıkarken; ben hayatımın en zor sınavıyla yaşayageliyorum. Karanlığım, kendi karanlığım; yalnızlığım “kendim”im. Bir başkası değil.. Hiçbiri değil… Hatta hiçbir şey değil…

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik