e-günlük

Ücretli Öğretmen Çıkmazı

Cumartesi günkü İzmir Devlet Tiyatrosunu’nun Üçkağıtçı oyununun biletlerini almak için İl Kültür Müdürlüğü’ndeydim. Öğretmen ve öğrenci biletleri 2 ytl. Normal bilet ücreti ise 3 ytl. Bir öğretmen olarak hem kendime hem öğrencilerime bilet alacaktım ki yeni bir ücretli öğretmen çıkmazı ile karşı karşıya kaldım. Ne tesadüf; üstelik yerel seçimler öncesi…

Ücretli öğretmen olduğum için “resmi öğretmen” sayılmıyorum ve buna bağlı olarak öğretmen kimliğine de sahip değilim. Hal böyle olunca öğrencileri için tiyatro bileti almaya çalışan bir ücretli öğretmen olarak  kendime normal tam bilet almak durumunda kaldım :) Görevli memur aslında öğretmen bileti verebileceğini söyledi ama oyun günü salonda bakanlıktan birileri bilet kontrolü yaptığı için {bu kısmı anlayamadım ama} kimliğim olmadığından dolayı hehangi bir sorun çıkabileceğini söyledi. 1 ytl için öğrencilerimin önünde rezil rüsva olmayı göze alacak değilim elbet. (olmayan) statümü bir kenara bırakıp aldım normal biletimi :)

Amacım toplumsal mesajlar verip google’ın rehberliğinde ücretli öğretmenleri başıma toplamak değil. “Formasyon” üzerine yazdığım yazılar sayesinde, formasyon derdiyle uğraşan pek çok Fen Edebiyat mezunu arkadaşı yorumlarıyla bu sayfalarda ağrılamıştım zaten :) Milli Eğitim’in “ücretli öğretmen” mantığını masaya yatırıp bu uygulamayla ilgili bir sürü eksik gedik olaydan bahsetmek mümkün ama şu an için böyle bir enerjiye sahip olduğumu sanmıyorum. Çünkü daha yazılı kağıtları okuyacağım, KPSS için coğrafya vcd’si seyredeceğim ve matematik soruları çözeceğim :)

Statüsünden ödün vermiş bir ücretli öğretmen olarak İKM dönüşünde, Betül‘ün yeni açtığı avukatlık bürosuna uğradım. Küçük, bir o kadar da şirin ve kıskanılası kitaplık köşeli ofisinde 10 yıllık geçmişimizi yad ettik. Sohbet esnasında, geçen haftalarda banaartist deyip, entel misin sen? diyen bakanlık müfettişi hakkında manevi tazminat davası açsam mı acaba diye de düşünmedim değil. Derdim, sokak ağzıyla bana sataşan müfettişten para kazanmak değil; arkadaşıma destek olmak inanın ki :)

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

4 Yorumlar

  • Yanıtla Pitekantropus 20 Mart 2009 at 18:18

    Çok kötü olmuş gerçekten.Ben de ücretli öğretmenlik yapıyorum.Branşım Sosyal Bilgiler fakat iki dönemdir (ilk dönem başka bir okulda) Sınıf Öğretmenliği yapıyorum.Benim de senin müfettişle başından geçen durum gibi bir olay başımdan geçmişti.İlk dönem bir dağ köyünde çok zor şartlar altında çalışıyordum.4.sınıfları okutuyordum.Camlarımız kırıktı,odunumuzu kendimiz parçalıyorduk.Tüm bunların yanında sınıfın yarısı okuma-yazma bilmiyordu.
    Müfettiş geldiğinde ise bana söylediği şey sınıfın çok pis olduğunu ve bu odunların sınıfın içinde ne aradığıydı.Oysa ki bakmak ve eleştirmek istediği yerlerden konuşuyordu.Kömürlüğü olmayan bir yerde odunlar ıslanmasın diye içeri aldığımı yada camların kırık olduğundan dolayı sınıfın bu kadar tozlu olduğunu görmek istememişti.Ben bunları söyleyince de duymamazlıktan gelip arkasını döndü gitti.Sonra da kaç yıllık eğitimci olduğu üzerine öğretmenler odasında bize ahkam kesti.
    Neyse “ücretli öğretmenlik” olayını çok eşelemenin bir alemi yok çözüme kavuşmadıkça.Ama çözüme kavuşması için basit çözümler olabilir.Örneğin;
    -1 sene çalışma garantisi verilebilir.
    -Yevmiye ile değil de sabit bir maaş ile çalışılabilir.
    -Eğitim fakültesi mezunlarına öncelik tanınabilir.
    Neyse daha fazla uzatmayayım nasılsa hiçbiri olmaycak. (:

  • Yanıtla kalderavolkan 17 Mart 2009 at 13:03

    Kimliğinde öğretmen yazdığı halde öğretemeyenlere öğretmen denilen ülkemizde, öğretmen olmayı en çok hak eden insanlara öğretemeyen muamelesi yapmak ne acı…
    Üzüldüm, 1 TL’ye değil, hak ettiğinizi (o kutsal sıfatı) size göğsünü gere gere vermek yerine önünüze engel çıkaran zihniyeti hala başucumuzda barındırıyor olmamıza üzüldüm…

  • Yanıtla güneş 17 Mart 2009 at 01:59

    aa biz de cuma günü üçkağıtçıya gittik. bir gün sonraya bilet alsaydık karşılaşacaktık demek:))

  • Yanıtla Kaan Fakılı 16 Mart 2009 at 23:56

    Aynısını ben de yaşadım Evrenciğim. :)

    Öğrencilerimle Ankara’da sinemaya gittim. Bilet alırken öğrenci, tam muhabbeti döndü. Gişedeki arkadaş “Öğretmen misiniz?” diye sordu. Ben de öğretmenim ama kimliğim yok, dedim. :) Görevli biraz durdu, tebessüm etti. Sonra öğrenci bileti kesiverdi bana da. :)

    Daha neler neler…

  • Bir Cevap Yazın