MisAfiR KaLeM{LeR}

Senden Benden Bizden!…

{Mart ‘09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır} 

Hayat insana daha anne karnında seçimler sunuyor. Ya diyor “dünyaya geleceksin; yaşatacağım her türlü zorluğu aşacaksın, güçlü olacaksın, üstesinden geleceksin, büyüyeceksin” ya da “hiç boşu boşuna bu evreni işgal etmeyeceksin“. Ne yaptık; biz de hayata tutunduk büyümeye devam ediyoruz. Böyle bir giriş yaptım çünkü bu yazıda her şeyden bahsetmek istedim. İşten, aşktan, mutluluktan, hüzünden… Bu yazının içinde “sen” varsın “ben” varım “biz” varız. İçinde hepimizden bir şeyler olsun istedim.

Geçenlerde bir arkadaşım kendi çektiği bir fotoğrafı paylaştı benimle. İlk gördüğüm an o kadar çok güldüm ki ama sonra… Fotoğrafta belediye otobüsünde oturan bir amca vardı. Amcanın kafasındaki berede iki tane ayıcık vardı birbirine sarılmış. İlk görünce gülmüştüm ama sonra içim sızladı. Belki dedim amcanın o soğuk kış gününde kendini soğuktan korumak için başına geçireceği bir beresi ve onu alacak parası yoktu. Çocuğunun beresini taktı, bilemeyiz. “Belki” dedim, “o amca içindeki çocuğu ayıcıklı beresiyle yaşatıyordu“. Gururla ve kimseyi umursamadan… Belki o amca da error (hata) veriyordu. Ayıcıklı beresiyle hayata karışıp giden o amca bana bunları yazdırdı…

Hep diyorum bizim de bilgisayarlar gibi kurtarma cd’miz olsa… Yeniden formatlanıp kaldığımız yerden devam etsek hayata. Ama bu da bir gerçek yok kurtarma cd’miz. Yaşadığımız her acı daha da olgunlaştırıyor bizi. Kimimiz tek kanatla uçuyoruz hayat denen bu âlemde. Benim gibi… Evren’nin beni çok etkileyen bir sözü var: Tek kanatla bu âlemde “adam” olmaya çalışmak gerçekten meşakkatli bir sınavmış! Öyle ve öyle de olacak..

Şöyle bir bakıyorum da hayatın bize sunduklarına. An geliyor yetmiyor hiçbiri. Sürekli hareket halindeyiz. Beyin sürekli düşünüyor, üretiyor. Ve an geliyor error (hata) veriyor. İnsanlara bakıyorum da mutsuzlukları çok fazla. Kimi doğru işi bulamamaktan kimi doğru insanla karşılaşamamaktan kimi doğru işi bulup fazlasını yapmak istemekten kimi doğru insanla karşılaşıp bir tıkanma sürecine girmekten kimi geçim sıkıntısından kimi ailesinden. Ortak payda aynı error (hata) veriyoruz. Zaman daha sadeleştiriyor bizi. Daha az gülüp daha az eğleniyoruz. Daha aza iniyor beklentiler. Hayat her insana aynı adalette cömert olmuyor maalesef. Seçimler yapıyoruz her ne sebeple olursa olsun. Ve bu seçimlerin bedellerini ödüyoruz öyle ya da böyle. Bekliyoruz öylece!

Haber spikeri olmamdan mütevellit mesleğimin getirdiği bir yeti olsa gerek birazcık daha derin ve sorgulayarak bakıyorum dünyaya. Yeni yılın ilk günlerine savaşla başladık biliyorsunuz. Beni o kadar etkiledi ki… Bu ne cürettir! Yaşamını yitiren o kadar insanın hayalleri yok muydu? Umutları, gülüşleri, aileleri, idealleri, aşkları, hüzünleri… Senin gibi… Benim gibi… Bizim gibi… Biz burada yağan karla bile mutlu olurken, kendi kendimize hayat planları yaparken ve hayat akıp giderken… Sonra dedim ki; sevmedim bu manzarayı… Sevmedim bu kirlenmiş ve kana bulanmış dünyayı… Düşündüm uzun uzun. Orada yaşamını yitiren yüzlerce insan her biri vefalı Gephetto ustaydı bana göre.. Kendi halinde bir kütleydiler önce.. Mayası tahtadan, bahanesi Tanrı’dan.. Bizde birer Gephetto usta olalım ne kaybederiz? Kendi halinden kütleler yaratalım olur mu? Mayası tahtadan bahanesi Tanrı’dan olsun.. Dünyanın pisliğine inat, yalana ve riyaya inat, burunları uzamadan doğruluğun ışığında yaşasınlar diye, adlarını Pinokyo koyalım… Vefasızlık mı yaptılar bize varsın yapsınlar o zaman düşünelim çaresini.

Ve sonra… deyip yazacağımız şeyler olsun bu bıraktığım üç noktayı siz doldurun o zaman… Dilerim bu üç nokta hepimiz adına güzelliklerle dolar.

Unutmamak lazım hayat çok güzel kazanımlarla dolu. Benim için bu sayfada sizlerle buluşmak çok güzel bir kazanım.. Bu platformun sahibi sevgili Evren benim için çok anlamlı bir değer.. Hayat böyle güzellikler de sunuyor size.. Evren’i tanımam kendisinin de desteğini esirgemediği tekerlekli sandalye destek projesiyle oldu. Çok güzel oldu. Onur duydum bu sayfada yer almaktan. e-vren günlüğü’nde ya da benim kendi tabirimle e-vren dünyasında yer almak benim için çok mutluluk verici oldu.

Yazımı noktalarken sizden istediğim birkaç şey var: Daha duyarlı olun hayata karşı. Sevdiklerinize sevginizi sunmaktan çekinmeyin. “Oldu” ve “öldü”.. bu iki kelimeyi değiştiren bir noktaysa siz de bu hayatta bir nokta olun… Ve hep gülümseyin :)

Böyle bir buluşmayı sağladığı için Evren’e defalarca kez teşekkür ediyorum. Bu site hep hayatınızda bir yerlerde olsun olur mu? Çünkü içinde samimiyet var.. Emek var. Her bir satırda yaşanmışlık var…

İnanın içinde “ben”den “siz”den “biz”den çok şey var!

————

e-vren günlüğü’nün 34. MisAfiR KaLeMi Nur ŞENTÜRK, 1981 Ankara doğumlu. Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden 2002 yılında mezun olduktan sonra Haber hayatımın merkezi; haber benim rüzgarım oldu. Gemileri yaktım yürüyorum. Şimdilerde rüzgarın olduğu yerdeyim sözleriyle özetlediği mesleği yapmaya başladı. 2003 yılından bu yana Ankara’da profesyonel anlamda radyoculuk yapıyor.  

Bir önceki Bir Günde Kral Olmadık, Bir Günde Tahttan İnmeyiz başlıklı yazımda iran, kayhan öztürk ve malezya hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

22 Yorumlar

  • Yanıtla Gülin OKAY 09 Mart 2009 at 16:41

    hızla akıp giden zaman kardeşe uyum sağlamaya çalışıyoruz 24 saatin koskocaman bir kısmını paylaştığım SEN yani benim NUNUM kalbi ile kalemi arasında kısacık bir mesafe olanlardansın
    sefiorumm seniii eline kalbine yani sana sağlık:D

  • Yanıtla nur şentürk 09 Mart 2009 at 15:31

    öyle kayhan söz uçar yazı kalır demişler;)
    yüz yıl sonra biz olmayacağız ama yazdıklarımız kalacak..

    şöyle desem son olarak…

    biz bir karınca yaşadık kararınca!

  • Yanıtla kayhanovic 09 Mart 2009 at 02:24

    Hayat beni neden yoruyorsun şarkısı geliyor adamın aklına bu dizelere okuyunca.
    Hani demeişsin savaş, üzüldüm falan…
    Dünya’ ya uzay dan bakınca bir bütün her şey. Sınır, mınır yok. Ne zaman dünya’ ya yakınlassan sınırlar ortaya cıkıyor. Her ülke kendisine sınır çekmiş. Bu sınırı cekebilmek için ya diplomasi yada kan dökmüş.
    İnsanlar karıncalara benzer. Bir telaş içinde koşturan karıncaya tepeden bakarız. Hepsi birbirine benzer. Halbuki insanı soy çık bir tepeye. Hepsi aynıdır. Hiç birimizin birbirinden pek farkı yok. Gel gelelim her sey uzaydan baktığımız gibi, karınca misali soyup tepeden baktığımız gibi durmuyor. Yakınlastık ca, içine girdikce tüm pislikler ortaya cıkıyor.

    Ben mezarlıkları severim. Bana hayatın ne demek olduğunu öğretiyor.

    Yaşadığımız evren çok büyük bir yerdir. Bulunduğumuz gezegen bu evrenin içinde bir kum tanesidir. Hele ki içinde yaşayan bizler bir hiçizdir. Şu bastığım toprağa bakıyorum da fatih sultan mehmeti, Kanuni sultansüleymanı,Atatürk’ü,yutmuş…Roma Osmanlı devletini,adını yazmakla bitiremeyeceğim kadar kavimi helak etmiş… Bu yazımı okuyan kişiler 100 sene sonra olmayacak.Her 100 yılda bir yeni bir kum saatinin başladığı bir dünyada bir gün ölüp gideceğiz. İşte hayat budur. Bir varmış, Bir yokmuş hesabı.

  • Yanıtla Filiz Demir 08 Mart 2009 at 23:25

    Yazını okuyunca öğle vakti penceremden gördüğüm erken gelen bahara kanıp çiçeğe durmuş badem ağacı geldi yine aklıma. ve Aziz Nesin’in “Arkadaşım Badem Ağacı” şiiri. İnsanlar da kanıyor birşeylere. ve sonra… deyip hayatlarındaki o üç noktayı iyi ya da kötü bir şekilde dolduruyorlar. Sanırım işin püf noktası hayattaki o küçük ayrıntıları görememekte. Eline, yüreğine, kalemine sağlık. Tebrikler… Ve seni bizimle buluşturan Evren’e de teşekkürler…

  • Yanıtla yüksel yenge 08 Mart 2009 at 17:18

    şu soru işeretleriyle yaşadigimiz dünyada gercekten kendince güzel cevaplar verebilen sivri bi kalemin olmus…tebrik ederim canim

  • Yanıtla sertac T. 08 Mart 2009 at 16:36

    seni tanımayanlar, ruhun ve aklın hakkında bilgi sahibi olmayanlar için ne büyük bir kayıpsın
    hep biliyordum noktalama işaretlerine dikkat edip hayatta sebep olduğu değişikliklerin gözünden kaçmadığını..
    ama bizim için noktalardan çok virgüller, üç noktalar var..
    her zaman vefalı, kalemi güçlü “herkese emekli” dostum; eline sağlık

  • Yanıtla Koray ARTAR 08 Mart 2009 at 03:51

    Sadece sitede değil bu güzel Habercinin içinde de inanın içinde “ben”den “siz”den “biz”den çok şey var!…

    Bundan sonraki yazımlarınızın takipçisiyim.

  • Yanıtla nur şentürk 07 Mart 2009 at 23:21

    en az bu yazı kadar değerli yorumlarınız için hepinize tek tek teşekkür ederim!

  • Yanıtla pınar 07 Mart 2009 at 02:33

    rahmetli barış abi olsa on puan on puan deyiverirdi herhalde, ben kaç desem diğerinin hatrı kalır.. sadece iyi ki hayata burdan bakabilen güzel insan evren, onun gibi düşünenlere yalnız olmadıklarını kendisi gibi böyle içten kalemlerle tekrar tekrar hissettiriyor diyebiliyorum.. sonrası iyilik güzellik;’))

  • Yanıtla Emre Saklıca 07 Mart 2009 at 02:10

    Daha duyarlı olun hayata karşı. Sevdiklerinize sevginizi sunmaktan çekinmeyin. “Oldu” ve “öldü”.. bu iki kelimeyi değiştiren bir noktaysa siz de bu hayatta bir nokta olun… Ve hep gülümseyin :)

    Yazı harika. Ancak yukarıdaki satırları daha da çok sevdim. olmakla ölmek arasındaki sesli harf değişimlerini fark edince “an”da kalmak mümkün… Eline sağlık…

  • 1 2 3

    Bir yorum yazın