Şubat « 2009 « …bir e-lektronik yaşam projesi

12. sınıfa derse giriyorum; Hocam 9. sınıftaki Zübeyde benim kardeşim. Hadi ya!

9. sınıflara derse giriyorum; Hocam, 11A’daki Hüseyin benim abim. Allah Allah…

11. sınıftaki Mutlu ile Mustafa’nın kardeş olduğunu öğrenmem ise birkaç haftamı almıştı :)

 Hocam, neresi tuhaf bizim aynı okulda okumamızın? diyorlardı okul sıralarında, okul ünifomaları içinde onların fotoğraflarını çekmeye çalışırken. {2005-2006 döneminde biz üç kardeş Adnan Menderes Üniversitesi’nde okurken bizi tanıyan hocaların şaşkınlığı daha dün gibi gözümün önündedir.} Küçük bir kasabada onların bu durumu normal olabilirdi ama bilirim ki 12 öğrencimin birbiriyle kardeş olmaları atanacağım başka bir lisede sık rastlayacağım bir durum olmayacak.

Abi-Kardeş-Abla aynı dönemler aynı okulda okumanın güzelliğini yıllar sonra anlayacak olan öğrencilerimin beraber çekildikleri tek bir kare fotoğraflarının olmaması objektifimin saatlerce çalışmasını tetikleyen en önemli sebeplerden biriydi. İşte benim için, -en önemlisi de- o kardeşler için bir daha geri gelmesi mümkün olmayan yılların çok özel anıları: e-vren öğrencileri/flickr

 


Hüss, neredeyse bir haftayı bulan Denizli tatilinden nihayet bugün 13.55 itibariyle döndü. Safiye Sultan’ın keyfi yerine geldi, evimizin de neşesi.

33. MisAfiR KaLeM olarak 20 Şubat Cuma günü e-vren dünyası’ndaki yerini alacak olan isim, üç gün önce kesinleşmişti. Dün de tanıtım videoblogu facebook profilimde dönmeye başladı. WordPress’e geçtiğimden beri videoblog eklentisinde sorun yaşıyordum ki bugün sevgili Kaan‘ın yardımıyla bu sorunu da halletmiş oldum. Şubat ’09 MisAfiR KaLeMimizin vblogu, yazısı yayınlanmadan birkaç gün önce e-vren günlüğü’ndeki yerini alacak.

Kendi Yazım, İlk Kez Kendi Sesimden:

Aşk, Bir İnkılaptır yazım konusundaki mesaj ve yorumlar için teşekkür etmeliyim öncelikle. Yazıyı birkaç yerde yayınlamak isteyip, benden izin alma nezaketinde bulunan arkadaşlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Yazı, son derece özeldi ve 4 yıllık blog geçmişimde bir ilke de imza atmama vesile oldu bugün. İlk defa bir yazımı seslendirip, videoblog şeklinde yayınlıyorum. İyi dinletiler:


Barış ile savaş arasındadır benim aşkım. Hayatımda adeta bir inkılaptır. 

Yazılanları uzun uzun okumak, fotoğrafları seyre dalmak “ah keşke… keşke farklı zamanlarda tanışmış olsaydık” demektir aşk. Ve bendeki aşk, “farklı zamanlar”ı, “şu anki”nden iyi yapan farkı anlayamayan bir aşk’tır. Farklı zamanların iyi tarafı; “yanımda olabilmek, bana sahip çıkabilmek, bir çok an’ımı yaşayabilmek”ti. Öyle ya, {Devamını oku}



Nisan sonu ya da Mayıs başıydı sanırım; yıl 2008; yer Elazığ idi. Çarşı izinlerimden birinde yine internetin başındaydım. Gelen yorum varsa onları onayladım; cevaplarını yazdım; e.postalara baktım vesaire derken umarsızca nette dolaşmaya başladım. O sıra öyle bir şeyle karşılaştım ki {Devamını oku}


Bir ziyaretçim, facebook’ta anlık mesajlaşma kısmından bana kendinden biraz bahseder misin? diye sorduğunda bir an duraksadım. Oysa az önce seni uzun süredir takip ediyorum diye yazmıştı. evrengunlugu.net haricinde ziyaretçilerle {sosyal hayatta, facebook ya da messenger’da} karşılaştığımızda onlara kendimden bahsetmeyi gerçekten hiç düşünmemiştim. O arkadaşa cevap veremedim; çünkü önce bunu sorgulamam gerekiyordu: Sahi, bir blog yazarının hayatının [de]şifresi takip edilirken, insan o kişiyi sanal bir varlık gibi mi algılıyordu? Takip ettiklerinden yetinmeyip, daha gerçek bir yaşantının bilgilerini mi merak ediyordu? Belki de takip ediyorşeklinde yanlış ifade ediyorduk; doğrusu yazılanları sürekli okumak olmalıydı. Kim bilir… 


Gazetelerin kitap eklerini takip etmesem, Ocak ayını bitirip, Şubat’ın ilk gününü de tükettiğimizin farkına varmayacaktım. Bugün 1 Şubat! Hangi ara Ocak’ı yaşadım? diye şaşırdım. Şaşkınlığımı bir kenara bırakıp gazetelerin kitap eklerinden bahsetmek istiyorum:

Şubat ayına Zaman gazetesinin kitap ekini alarak başladım. Çünkü Zaman gazetesi her ayın ilk Pazartesi günü kitap eki veriyor. Yeni Şafak gazetesi ise her ayın ilk Çarşambası. Sabah ve Milliyet gazeteleri ise her ayın ikinci çarşambası kitap eklerini okuyucularına sunuyorlar. Vatan gezetesi gün hesabı yapmayıp her ayın 15′inde kitap ekini yayınlıyor. Kitap ekini ciddiye alıp, her hafta bıkmadan usanmadan okuyucularına sunan iki gazete var: Radikal ve Cumhuriyet. Cumhuriyet gazetesi her perşembe, Radikal gazetesi de her cuma kitap ekini çıkartıyor. Peki bu kadar mı? Elbette değil. İşte tam da bu noktada bilinçli ziyaretçilerin yardımına ihtiyacım olacak: {Devamını oku}