Bizim Mustafa‘nın evini bir bayan aramış. Annesi açmış telefonu. Arayan bayan, “e-vren günlüğü’nden arıyorum“ demiş :) Mustafa da beni arıyor; “Evren böyle böyle oldu; acaba kendine sekreter mi tuttun diye düşünmedim de değil” diyor. Gül Allah gül :) Bizim koca salonu küçük bir ofise çevirdik. Bir erkek sırf yorumları onaylıyor; bir bayan yorum sahiplerine cevap e.postaları yazıor; bir başka erkek e-vren günlüğü’ndeki her güncellemeyi facebook profilimize ekliyor; eklemekle yetinmiyor arkadaş listesindekilere hoş geldin mesajları atıp, arada onlarla sohbet ediyor. İşe yeni aldığımız bir bayan çalışanımızsa evleri arıyor tek tek, “e-vren günlüğü’nü okuyun“ filan diyor. Birini daha görevlendirdik; o yazıları yazıyor; diğeri Evrenmiş gibi fotoğraflar çektiriyor; Safiye Sultan yemekleri yapıyor; ben de öyle arada dolanıyorum işte :)
Safiye Sultan’ın özel isteğiydi. Cihan‘ı polis kıyafetleri içerisinde görmek istiyordu. Nihayet cumartesi günü Cihan, boy pos endam yerinde, jilet gibi kapıdan içeri girdi :) Hoş beş derken İlknur ve Fatih çıkageldiler. Hayırdır? Küçük bir Ergonokon soruşturması :)
Akşamında Öbür Yüzlü Melekler‘in şairi sınıf arkadaşım Soner‘le karşılaştık. “Şiir tarzım değişti artık” dedi. “Sahibi değişiyorsa şiiri de elbet ona uyup değişecektir“ dedim. Ney, onu çalana göre ses vermez mi…
Bir de hayatta sıkça yanlışlar yaptığımıza dair bir sıkıntımız, bir şikayetimiz var. Hatalarımız sayesinde insan olduğumuzu anlamıyor muyuz zaten. Bunu derken “her şey dozunda olmalı“nın da altını çizmek gerek. İlkokul 1. sınıfta yanlış yaza yaza doğru yazmayı öğrenmedik mi?
Yarı güneşli bir pazar günü. Umut‘un, Neşe‘nin ve Salih‘in seslerinin duyulduğu; İlknur’un doğum gününün bizzat evi işgal edilerek kutlanıldığı birgündü :)
Son olarak, bu yazıya adını veren konuya değineyim. Blog aleminde daldan dala gezinirken pisuvara işerkenki fotoğraflarını yayınlayan bir Türk blog yazarını gördüm :) Bu delikanlının yanında, arkasında birkaç arkadaşı da poz vermeyi ihmal etmemişler. Benim beyaz atletli fotoğrafıma ve hayatımı internette deşifre ediyor olmama laf eden sevgili arkadaşlar! “Beterin beteri var“ mı desem; yoka “blog yazarları ikiye ayrılır: Edepli bloggerlar ve edepsiz bloggerlar“ mı desem :) Böylesini ben de görmemiştim hakikaten, çok şaşırdım.




![[yorumsuz]](http://farm5.static.flickr.com/4123/4939665467_386cb91f31_s.jpg)








Şubat 22nd, 2009 at 02:59
çektiğin fotoğraflar bakış açıları çok güzel… ya istanbula tayinini aldırmayı düşündün mü hiç … düşünmediyden düşün derim…
Şubat 22nd, 2009 at 02:50
ya hocam süper yakışıklısın sen.. aydında öğretmen olduğunu bilseydim öğretmen olduğun liseye gelince bir uğrardım… internette dolaşırken denk geldin öyle .. iyiki de gelmişsin ya … sevdim seni…
Şubat 20th, 2009 at 10:39
Fark ortada Evren senin hayranların bizim evi arayıp annemden seni sorarlar ;) Onların hayranlarıda hela köşelerinde gezer….
Şubat 18th, 2009 at 12:52
NE DİYELİM BUDA YORUMSUZ KALSIN
Şubat 17th, 2009 at 16:51
evren
Seni okumak,yazılarını takip etmek çok güzel.Sen birincisin diğer bloggerlerde kendi aralarında sıralansınlar.Kişiliğin ve karekterin mükemmel arkadaşım.Başka bloggerleride okuyoruz bazen ama…anla artık kendileri bile ne yazdıklarını bilmiyor.Seni tebrik ediyor ve ediyoruz.
Şubat 16th, 2009 at 19:58
e-vren’im seni atletli hatta pijamalı görmüştüm :P canım benim. sen palto ilede resim çekilsende pis göz seni çıplak görmek istiyorsa o paltonun içindede görür.
bakmasını bilmeyenlere eyvAllah.
Şubat 16th, 2009 at 10:01
Ee link verseydin keşke :) OoO o evren sen geri kaldın. Artık cinsel yaşamlarını, yatak odalarını acan blogcular moda. Ohaa dediğim bir cok konunun işlendiği blogcular gördüm.