Sabah saat 08:15′te “ben ilhan berk’in defteriyim“in 99. sayfası:
“Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz. Bu yeryüzünü olduğu gibi görmeme engel olan ve bana bu yeryüzünü cehennem eden yazmak eyleminden kurtulduğum, mutlu olduğum bir tek şey var: Resim Yapmak!“
Kafamı kaldırıp pencereden dışarıya, hızla akıp giden pamuk tarlalarına baktığımda “nedir bu benzerlik“ dedim. Yazıyorum… e-vren günlüğü inşa edilmezden evvel yazıyorum. Haksızlık etmeyeyim, o kadar da mutsuz değilim. Ama eksik ve izbe yerleri olmayan bir neşe, bir heyecan ya da delicesine bir mutluluk yaşamadım hiç. Söyleyemediklerimi yazıyorum. Yazamadıklarımı fotoğraflıyorum. Ne İlhan Berk gibi dev bir ismin karaladıklarına benziyor yazılarım ne de çektiğim fotoğraflar onun çizdiği resimler gibi. Ancak, yine de o cümlede kendimi gördüm. Görmüşüm ki yıllar önce aynı yeri işaretlemişim: Sonraları, İlhan Berk’i Özdemir Asaf‘la aldatmışım. “Ben İlhan Berk olsaydım; Özdemir Asaf olmak isterdim“ diye yazmışım.













Şubat 22nd, 2009 at 04:03
… delicesine mutluluğu tatsaydın zaten senin burada oldunu düşünemezdim sadece.. bir anlık bir neşe, bir anlık mutluluk insanın yaşamı boyunca ona hep lazım olan, fakat lazım olupta özelliklede gerekli olduğu zamanlarda insanların bir nebze bulamadığı tadamadığı anlardır … .. deniz izce’den kendimce..
Şubat 17th, 2009 at 10:34
Ne güzel yazabilmek, çizebilmek ya da…..
Ya içinde hapsetmek zorunda kalanlar, beceriksizliklerinden sebep aciz olanlar…
Şubat 15th, 2009 at 19:07
Mutluluk vefasızdır harflerle bile paylaşmaya vakti yoktur o anları…
Bir mutsuzluk her seyi etkilemek ister geleceği geçmişi,yazdırır durur kendini kağıtlara anıtlara…
Şubat 14th, 2009 at 17:09
Özdemir Asaf olmasaydın;
Bu sefer “Mutlu Aşk Yoktur” diyen Louis Aragon’un peşinde sürüklenirdin. Taa ki Melihat Gülses’in güzel sesinden “Kapıldım gidiyorum, bahtımın rüzgârına…” yı işitinceye kadar. Sonra birdenbire bir Attila İlhan esir alırdı benliğini “Ben sana mecburum bilemezsin…” dizeleriyle. Tam son durağa geldiğini sandığın bir anda Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın tokat gibi şiiri ile buharlaşıverirdin…
Öyle uzun seviyorum ki seni
Ya yaradılışta doğmuşum
Ya ölümsüzün biriyim ben…
Böyle sürüklenip gitmek yerine kendi bildiğin yoldan şaşmamanın en cesur hareket olduğunu bilmeni isterim…
Şubat 14th, 2009 at 02:11
peki ya özdemir asaf olsaydın… bunun bir sonu var mı..