e-vren günlüğü

Kağıttan Uçak Değil Gemi Yapabilmek

Geçmiş olsun temennileri için teşekkür ediyorum. Rahatsızlığımın sınıfta bağırmaktan ya da çok konuşmaktan değil de bir anda girdiğim hızlı tempodan kaynaklandığını düşünüyorum. Tabi beyaz tebeşirli tahtayı da es geçemeyeceğim. Gençlerle güzel güzel sohbet ediyoruz. Onlarla birlikte olduğum süre içerisinde sinirleneceğimi, sinirlenip de bağırıp çağıracağımı zannetmiyorum. Eğer öyle olursa hem kendi değerlerimle hem de girdiğim bütün sınıfların ilk dersinde onlara verdiğim sözle çelişmiş olurum.

Geçen hafta ilk ders bütün sınıflarda bir atölye çalışmasıyla “beklenti ve endişeleri”ni almıştım. Benim 1990’lı yıllarda korktuğum öğretmen davranışları 2008 yılında lise sıralarında ne yazık ki hala geçerli. Benim bağırıp çağırmam, onları azarlamam, onlarla sınıf içerisinde alay edip onları küçük düşürmem, hatta (yazmaya elim varmıyor) onları dövmem sarı renkteki post-itlere yazdıkları endişeler arasındaydı. Her sınıftan bol miktarda aynı endişeler çıkınca elbetteki üzüldüm. Beklentileri mi? Hepimizin güler yüzlü, sevecen, hoşgörülü öğretmen modeli, onların da beklentisi.

Şimdi onların benim dersim için “başıboşluk”la karıştırmadıkları sınırsız özgürlükleri var. Kimseyi rahatsız etmemek şartıyla gönüllerinden geçen her şeyi yapabiliyorlar, yapabiliyoruz. Ama dört sınıfımda da şu konuda anlaştık: Ne yapıyorsak ya hep beraber yapıyoruz ya da hiç yapmıyoruz. Bu gün kağıttan uçak yaptık. Bilmeyenlere nasıl yapılacağını gösterdim. Sırayla uçurduk uçaklarımızı. Peki edebiyat bunun neresinde? İkinci haftanın sonunda öğretmenin sınıfın tanrısı olmadığı fikrini benimsemeye çalışan bir öğrenci kağıtla uçak yapılma direktifine uymayıp kağıttan gemi yapıyorsa bu “edebiyatın, hayatın kendisi” olduğunu göstermiş oluyor benim için. O kız öğrencim kağıttan uçak yapmayı bilmiyordu, ben gösterirken aynısını yapmak da istememiş, en iyi bildiği şeyi; kağıttan gemi yapmayı tercih etmişti. Sınırları aşmak gerektiğini beraber öğreniyoruz. Tıpkı geçen haftaki dersi hep beraber sakız çiğneyerek işlediğimiz gibi :) Kısıtlarsan, kural çiğneyen öğrenci tavırlarını da göze almak zorundasındır.

Sesim bugün biraz daha iyi. Ama çok daha iyi olmak için haftasonunu bekliyorum. Öğrencilerin daha çok paylaştığı, öğretmenlerin daha çok dinlediği bir sisteme ulaşabilmeyi ümit ettim bu gün yol boyu.

İzmir’deki fotoğraf eğitimleri devam ediyor. Cuma günkü son teorik ders önümüzdeki pazartesiye alındı. Sonrasında sahaya inip fotoğraflar çekilecek. Okuldan çıkıp İzmir’e gitmek ve hemen geri dönmek beni yoruyor ama yaptığım işin en iyisini yapma arzum bu yorgunluğumu unutturuyor bana.

Bir önceki Sessiz Sedasız Birgün başlıklı yazımda alperen, kasım mermer ve okul hakkında bilgiler bulabilirsiniz.