e-günlük

Sessiz Sedasız Birgün

Şu sıralar sessiz sedasız ortalıkta dolaşmakla meşgulüm :) Bugün resmen “ses var, görüntü yok” modundaydım. Dersi ben mi işledim, ders mi beni işledi anlamadım :) Boğaz pastilleri, vitamin hapları, ıhlamur çayları vs derken bu günü de son derece sıkıntılı bir şekilde sonlandırdım.

Bir öğretmen “ses”ten ve “görüntü”den (tabi bilgi’yi de unutmamak gerek) ibaret olduğu için 6 saat boyunca gençlerle “sessiz-sedasız” ne yapacağımı bilemedim. Aslında bildim. Atatürk ile ilgili seyrettiğimiz videonun haricinde yaptıklarımızı yazmayayım buraya :)

Hafta içi her gün 08.45’te başlayan derslerim 15.10’da bitiyor. İlk defa bugün minibüsle eve gelirken uyuyup kaldım araçta :) Sanırım yorgunlukla beraber içtiğim ilaçların etkisi beni böyle perişan etti :)

Dersteyken İstanbul’dan aranmışım. Duysam da konuşamazdım. Akşam yemek yerken Alperen aradı, sesim olmayınca abime açtırdım :) Birkaç saat sonra Kasım aramış, sonradan gördüm. Görsem de yapabileceğim bir şey yoktu; çünkü evde tektim :) Kasım’a mesaj atmakla yetindim. Hoppalaaa :x

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

7 Yorumlar

  • Yanıtla Yasemin diye biri... 12 Kasım 2008 at 18:46

    Ne diyeceğimi bilemiyorum… aslında tecrübeli bir öğretmen olarak seni baştan uyarmadığım için şimdi kendimi suçlu hissettim. Ama napalım geç olsun da güç olmasın diyerek şunu bilmeni isterim ki; ses sanatçıları, tv spikerleri ve biz öğretmenler için sesimiz en değerli hazinemizdir. Kaldı ki tek başına konuşabiliyor olmak dahi yeterli değildir öğrenci karşısında. Sözlerini ve sesini etkili kullanman lazım ki seni dinlesinler… ama bu ne yazık ki bağırmak, çağırmak anlamına gelmiyor. Herşeyden önce eğer okul idaresi izin veriyorsa dersine girerken mutlaka ılık bir bardak su ile gir sınıfa. Zira senin benim gibi işi sürekli anlatmak olan bir branşın öğretmenleri için, boğazını nemli tutmak hayati önem taşır. Diğer bir husus da kapıyı, pencereyi açıp cereyana kapılmamaktır… ki bu öğretmenin başlıca düşmanıdır. Bunların dışında belki de en önemli husus hala tebeşirin kullanıldığı okulda tahtanın, sen derse girmeden önce silinmesini sağlamandır. Bunu öğrenciler genelde unuturlar ama ben önlemimi aldım ve unuttukları zaman 2 öğrenci görevlendiriyorum ve evden getirmiş olduğum ve dolabımda sakladığım bezleri veriyorum onlara… böylece biri ıslak bezle silerken diğeri kuruluyor. İlk başlarda bu zaman alıyor ama sonra öğrenciler de pratikleşiyorlar. Son olarak ta sigara içilen ortamdan mutlaka uzak dur diyorum… içmediğin için bu son yazdığımı daha kolay uygulayacağını düşünüyorum. İnşallah bu durumu çabuk atlatırsın Sevgili Evren. Tekrar geçmiş olsun diyorum ve sakin bir ses tonu ile sinirlenmeden ders anlatmanı son bir tavsiye olarak yazıyorum

  • Yanıtla salih 12 Kasım 2008 at 16:06

    geçmiş olsun, bu öğretmenlik zor zanaat ama hoş meslek vesselam:9
    sevgı ve huzur dolu akşam dileklerimle

  • Yanıtla rose 12 Kasım 2008 at 14:19

    Yaziyi okurken devaminin gelecegini düsündüm bir ara,sanki anlatacagin seyler vardi da yazmamissin yada bana öyle geldi.
    Cok cok gecmis olsun ama ilac deyip gecmeyelim lütfen:P Onlarin yapilislarini ögrenene kadar canimiz cikiyor,kendini halsiz hissetmen normal malum ilaclarin iyi etkileri oldugu gibi yan etkileri de mevcut.
    Tekrar gecmis olsun dileklerimi iletirim,ilaclarini düzenli almani tavsiye ederim(:
    Kendine cok iyi bak Evrencim,sevgilerle

  • Yanıtla kayhanoviç 12 Kasım 2008 at 10:30

    Evren 8:45 den 15 e kadar olan bir iş dünyası ( : Bu çok önemli bir not. Kendine vakit ayırabildiğin zaman oldukca fazla.

  • Yanıtla güneş 12 Kasım 2008 at 01:42

    kendini bu kadar hırpalama evren…
    bırak öğrencilerin konuşsun bizler susa susa bu hale geldik ya…

  • Yanıtla Filiz Demir 11 Kasım 2008 at 23:28

    Geçmiş olsun Evren. Fazla konuşmamaya dikkat et diyeceğim ama bir öğretmenin yapabileceği bir şey değil bu :) Umarım en kısa zamanda iyileşirsin…

  • Yanıtla elif 11 Kasım 2008 at 23:22

    geçmiş olsun öğretmenim…

  • Bir Cevap Yazın