e-günlük

SUYUMUZU BOŞA HARCAMA!

Üzerimde dolaşan karabulutlar, içimde kopan fırtınalar halen devam etmekte. Böyle bir ruh haliyle bu yolda yol almak zor oluyor. Akşamüzerleri eskisi gibi 10 bin adımlık yürüyüşlerime başladım. Yürüyorum ve içimde ne var ne yoksa atıp geri geliyorum.

Gerekli gereksiz ne varsa dolabımda ayırdım. Hatıra dosyalarımı yeniden düzenledim. Akademik kariyer hedeflerimden vazgeçtiğimden midir yoksa koyacak yer bulamadığımdan mıdır bilmiyorum, 50’ye yakın kitabımı üniversitenin kütüphanesine bağışladım. Azar azar eşyalarımı küçük kutulara yerleştiriyorum. Yakında herkese büyük bir sürprizim var, ona hazırlık yapıyorum.

Dün gece Murat aradı. KPSS ile İzmir Tepecek Hastahanesi’ne atanmış. Hayata erken atılıp, bir de yuva kuran ve işten işe koşturan azimli bir kardeşimdi Murat. Deniz Feneri‘nin bana en büyük armağanlarından biriydi. Memur olmasına ve hayatının artık düzene girmesine çok sevindim. Karanlıklarda bocaladığım bir esnada gelen telefonuyla dostun iyi’liğiyle iyi olunabildiğini tecrübe ettim.

Öğeleye doğru Harun‘la görüştük. Büyük bir heyecana dakikalar kala, konuşuyoruz. Az sonra nişanlısına kavuşacak. Sonra da beklenen gün için son hazırlıklar… Önümüzdeki pazar nefesler tutulacak ve hep beraber Harun’un düğününü yapacağız :)

Aydın’da Küresel Isınmaya karşı bilinçli hareketler gözüme çarpıyor, aksi durumlar da… Annem klimanın hortumundan akan suyu biriktirip değerlendirmeye başladı. Yengem, çamaşır makinesinden çıkan suyla tuvaletin temizlenebileceği iddiasında. Hazır yemek aldığımızda paketlerinde yiyoruz, tabak çanak kirletip yıkamak için su harcamlayalım diye. Benzin istasyonlarında araba, apartmanlarda da merdiven yıkamak uzun süredir yasak. İhlali durumunda epey yüklü miktarlarda para cezası ödeniyor ki, son derece caydırıcı oluyor. Ama hala daha “dünya umurumda değil” deyip, balkon demirine halısını asıp üzerinden hortum tutanlar da yok değil. Hem de gözümüzün içine baka baka.

Şimdilik küçük kavanozumuzdaki üç balıkla suyumuzu paylaşabiliyoruz. Gün aşırı sularını değiştirebiliyoruz. Yıllar sonra belki de böyle bir lüksümüz olmayacak. Çiçek yetiştirme zevkimizden fedakarlık edeceğiz. Şu an 5 kuruşa alıp, bitirmeden yere döktüğümüz küçük suları on defa düşünerek almak zorunda kalacağız. Suyu ulu orta harcayanların göz ardı ettiği bir durum var: Hepimiz aynı kaynaktan tüketiyoruz. Aynı kuyudan, aynı barajdan harcıyoruz. O kaynakta senin de, benim de, bizden sonraki nesillerin de hakkı olduğunu unutuyoruz.

Bir önceki Benim Yüreğim Bir Karanlık Bir Aydın'lık başlıklı yazımda aydın hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir yorum yazın