Monthly Archives

Ağustos 2007

e-günlük

The Island-ADA Sona Erdi! Evren İstanbul’da!

Türkiye’nin ilk uluslararası outdoor projesi The Island-ADA, 31 Ağustos Cuma sabahı sona erdi. 12 günlük ıssız ada tecrübesinden sonra, 4 günlüğüne İstanbul’a geçtim. The Island-ADA’dan yüzlerce fotoğraf ve iki VideoBlog İstanbul dönüşünde e-vren günlüğü’nde!

Projeyle ilgili bazı haberler: CNN Türk, Milliyet Blog, Superonline Teknoloji, Son Dakika, Radikal, Kent Gazetesi

e-günlük

Evren, The Island-ADA’da!

Bugün 20 Ağustos, ADA’ya Ayak Basma Günü
Issız bir adaya gittiğinde… diye başlayıp, yanına alacağın 3 önemli şey…i sorarak devam eden klasikleşmiş sorunun birgün başıma geleceğini hiç tahmin etmezdim. {Ne 3 şeyi, kaç 3 şey be!} Gerekli gereksiz bir dünya şey alayım yanıma dedim, iki valiz bir sırt çantası çıktı ortaya. Bir eşya eksiltsem yerine iki şey daha koyuyorum :)

The Island-ADA Projesi, Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı’na bağlı Ulusal Ajans ve özel sponsorlar tarafından finanse edilen Avrupa Birliği Gençlik Programı kapsamında bir Eylem 1.1 projesi. Bunun yanında Bursa Valiliği ve Gölyazı Belediyesi tarafından da desteklenen proje, Türkiye’de bugüne kadar gerçekleştirilen Eylem 1.1 projeleri içinde içeriği en ilginç proje olma özelliği de taşıyor.

Projenin amacı, teknoloji adına hiçbir şeyin olmadığı medeniyetten uzak ıssız bir adada, farklı dil, din, ırk ve kültürden gençlerin tek iletişim kaynağı olarak sadece kendileri vasıtasıyla kaynaşmalarını sağlamak, bunu yaparken de AB uyum sürecinde olan Türkiye’yi diğer ülkelere tanıtabilmek. Bu sebeple Ulusal Ajans Türkiye bünyesinde bugüne kadar yüzlerce Eylem 1.1 projesi gerçekleştirildi.

Proje, televizyonda yayınlanma amacıyla yazılmış ve gerçekleştirilecek bir proje değil. Ancak günler öncesinden ulusal basının ilgisini çekip Radikal ve Hürriyet gazetelerinde haber olabilen bir proje. Bu sebeple bazı ulusal kanallarda, haber değeri taşıdığı gerekçesiyle The Island-ADA’nın yer alması muhtemeldir.

Proje ekibi, 12 gün boyunca bütün gelişme ve görüntüleri herkesle paylaşmak için bir web sitesi hazırladı. theisland.gen.tr’de yer alan Multi Medya ve Galeri bölümlerinde proje başladıktan kısa bir süre sonra video ve fotoğraflar yer almaya başlayacak.

e-vren günlüğü’nde En Uzun Ara
Peki, bu zaman zarfında e-vren günlüğü’nde ne olacak? Elektriğin çok kısıtlı verileceği, bilgisayar ve cep telefonunun yasak olduğu böylesi bir projede bir blog sayfasına sahip olmak elbetteki büyük bir dezavantaj :) Küçük bir düzenlemeyle yorumlarınız onaydan geçerek yayınlanmaya devam edecek. Tek sorun, yorumlarınıza yanıt almak için 2 hafta sabretmeniz gerekecek. Döner dönmez bütün yorumları tek tek yanıtlamaya çalışacağım.

Şu an saat gece 02:48. Valizlerim henüz tam olarak yerleştirilmiş değil. Sabah 8’de yola çıkacağım. İzmir’de Merve‘yle buluşacağız ve Bursa’ya doğru Türk ve yabancı gönüllülerle buluşmak üzere yol alacağız.

e-vreniyyat

Benim Bir Şiirim Olsun

Benim Bir Şiirim Olsun.
Gönlüm, Dönüp Dönüp Okusun*

Bilmiyorsun; yaşıyorum. Haklısın; kaldıramıyorum. Ben istemez miydim tek başıma yürümemeyi bu yolda. Kanatlarım olsun, olursa tam olsun, beni uçurmasa da benim olsun… istemez miydim!

Urganlarla bağlamışlar ruhumu. Bedenimi dört duvara hapsetmişler. Konuşabildiğim tek bir lisan var, yeni cümlelere izin vermemişler. Ne verdilerse onu almışım, istemenin ayıp olduğu öğretilmiş bana. Gölgem bile yarım, yanımda ikinci bir yürek yasak olmuş. Bağrım yanmaz mı sanırsın? Sen “ben”i buldun, ben de mi “ben”i bulabildim sanırsın. İsmimi bilirsin de yüreğimdeki kayıp ad’ımı hatırlar mısın?Cümlelerimi unuttum, harflerimi anımsatır mısın?

*15.08.2007 Aydın-İzmir

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

e-vreniyyat

KÜL YAĞDI ÜZERİME

Gökyüzünün bütün yıldızları döküldü yeryüzüne.

Gönlümün tepelerinden kül yağdı üzerime.

Benim savaşım dört başlı bir ejderhaylaydı.

Durdun ansızın “aldattım” dedin, oysa aldandın.

Ben zaten aldatarak yaşayan bir adamdım!

Kapı önünde edildi bütün itiraflar.

Biz saçtık, saçtıkça toplayamadı koca şehirdeki insanlar!

facebook’evreni facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

e-günlük

Öğrenciliğe Veda Etmek

Bugün 11.59 itibariyle 20 yıllık öğrencilik hayatımı sonlandırmış oldum. Ki izin verseler 90 yaşına kadar öğrenci olmak isterdim :) İlişik kesme belgemi gerekli yerlere imzalatıp Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne verirken içimde tuhaf bir duygu vardı. En çok kütüphaneden kaydımı sildirirken ve öğrenci belgemi geri alırlarken üzüldüm. Artık büyük bir dünyanın kapılarını kapatıp, gerçek hayatın kapılarını zorlama vaktiydi. İstesem de geri gelemeyecek yılları, mezuniyet belgesiyle tescilleme vaktiydi.

Sevgili Murat‘la Alsancak Camii bahçesinde birlikteyim az sonra. Benim tabirimle farklı bir frekanstan konuştuğum dostlarımdan biriyle… Ekim 2006’da MisAfiR KaLeM‘im olmadan önce de olduktan sonra da yazmaya devam etti. Çok az konuşup çok şey paylaşanlardandık. Bugün öyle olmadı ama. Görüşmeyeli hayatımızda ve gönlümüzde ne çok şey birikmiş. Beraber bir internet kafe bulup e-vren günlüğü’nü ziyaret bile ettik :) Öyle ya, çoğu insanın hayatında olduğu gibi bizim hayatımızda da bu e-yaşam diyarı önemli bir yere sahipti. Kanlı canlı dost sohbetinin üzerine e-vren günlüğü’nün sanal büyüsünü de eklemek farklı bir duyguydu.

Mirac Kandili’nde Camiiden Çocuk Kovmak” adlı yazımın yorum kısmı savaş alanına döndü neredeyse. Bu ilk defa başıma gelen bir şey. Yorum sahiplerine bu atışmaları için özel bir başlık mı açsam bilemiyorum. e-vren günlüğü’nün kişisel bir blog olduğu göz ardı edilmez ve ziyaretçiler yorumlarıyla birbirlerini daha fazla kırmaz umarım :)

e-günlük

Uzun Uzadıya…

Sabah kahvaltısında sürpriz bir telefon: “Paşam evdeysen yarım saat sonra biz geliyoruz çayınızı içmeye.” Evde bir panik havası. Yeni evli çiftimiz el öpmeye geliyor. Benim bir anda tavan yapan enerjim… Harun ve eşinin utangaç tavırları… Bir Salı günü için çok güzel bir başlangıçtı.

2005 blog yazılarımı yedekliyorum günlerdir. İki yıl önce ne çok yazım hatası yapıyormuşum. Onları düzeltmekten, yedekleme yapmaya vakit kalmıyor.

Anket sonuçlarını değerlendirmeye almayı da ihmal etmedim: Anketlere katılanların %54’ü “e-vren günlüğü’nün eskiden beri ziyaretçisiyim”, %43’ü ise “tesadüfen keşfettim” demiş. Katılımcıların %50’si Bloggerlığı meslek olarak kabul etmiyor ama ileride meslek sayılabileceğini düşünüyor. VideoBlog yayınlamamı isteyenlerin oranı %79. Katılımcıların %68’i e-vren günlüğü’nün kişisel bir blog olduğunu düşünüyor. e-vren günlüğü ziyaretçilerinin %63.4’ü 16-25 yaş arası gençlerden oluşuyor.

Kafama takılan sorular var uzun süredir. Bugün bazılarına cevap bulabildim, bazıları cevapsız kaldı. Annemle konuştuk, “Tamam” dedi. Bir gitmem gerek… Gidip unutmam gerek… Devam ediyorum kendimi toparlamaya, eşyalarımı toplamaya…

e-günlük

Beklenen Düğün…

Gece saat 00.30’da Harun‘un kardeşi Ümran‘la McDonalds’ın bahçesindeyiz. “Düğün güzeldi değil mi?” diyor. “Evet güzeldi, ben çok keyif aldım” diye cevap veriyorum. Yanıtım gayet samimiydi de içimde nedense tuhaf bir gariplik vardı. İnsanın en yakın dostunu evlendirmesi, insanın içini biraz burkuyormuş. Belki de bu hisse tek ben kapılıyorumdur. İnsanların evlendikten sonra eskisi gibi olmadığı tezini ısrarla savunanlardan mı etkilendim nedir bilmiyorum. Haftalardır konuşulan, hazırlığı yapılan düğün bir çırpıda olmuş bitmiş, hatta biz kalkmış Aydın’a gelip Harun’un kardeşiyle MilkShake içip yorgunluk bile atmışız :) Hayat ne kadar da özetten ibaret!

İnsan kendi düğününde en yakınındakini göremezmiş. Biz de Harun’la pek bir araya gelemedik. İnsan nereye yeteceğini, kime yetişeceğini şaşırıyor böyle zamanlarda. Neyseki damadımız halay çekerken gözlerimizle anlaşabildik. Ümran’a düğünün sonrasında Harun’la nasıl tanıştığımızı anlatıyorum içimde gereksiz bir hüzünle. Pamukkale Üniversitesi anfisindeyiz. “Ne kadar güzel, ne kadar efendi bir çocuk” diyorum. “Bu insan benim hayatımda mutlaka olmalı” derken, Harun elini uzatıyor bana: “Merhaba, Aydınlısın galiba. ben de…” Ve aradan 4 yıl geçiyor. Dört yılda onca şey yaşadık, paylaştık ancak onu benden önce dünya evine sokacağım hiç aklıma gelmezdi :)