Bana Yeter Küçük Bir Hayat « …bir e-lektronik yaşam projesi

e-vren günlüğü’nün 3. yılını doldurduğu Cuma günü soluğu İzmir‘de aldım. Yüksek lisans derslerinin sona ermiş olmasının da verdiği rahatlamayla üç gün Gündoğdu Meydanı, Çeşme-Ilıca, Bornova arası gezdim. Denize girip yüzeceğim derken Ildırı kıyılarında kendimi sakatladım. Yüzmek yerine, denizin dibindeki taşlarla savaştım. Ayağımda onlarca kesik oluştu, dizimdekiler de cabası… İnternetten uzak iki gece üç gün geçirmenin keyfini sürdüm. Bu satırların yazıldığı Pazar gecesi e.posta hesaplarımda birikmiş 28 mesaj okunmayı ve cevaplanmayı bekliyor. Elektronik günlüğümün 3. yılını kutlayan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Her birine Pazartesi sabah tek tek yanıt vereceğim. Bu gece yol ve gönül yorgunuyum :)

Çok şey değil, az bir şey benim istediğim. En sevdiklerimle bir bardak çay içmek, en sevdiğim yeşiller içindeyken susup maviyi seyretmek… ya da hiç konuşmadan çok şeyi anlatabilmek… Yüksek lisansın bitmesi mi bahane, Erdinç‘in askere gidecek olması mı, yoksa kendimle başbaşa kalma isteği mi… Hayat’ımdaki eksikleri bir bir buluyorum ya da parçaları birleştiriyorum belki de. Kapının üstünde unutulsa da, kilidin içinde bırakılsa da, anahtarı doğru kullanmak önemli olan. Anahtarın elimizde olması o kadar mühim değil. İzmir’de gezdim, maviyle buluştum, yeşile dalıp gittim, uzun soluklara derin susuşlar ekledim. Sen “gel” demedin; desen de gelmezdim. Sen “dönme” demedin; deseydin dönmezdim.




Yeni Bir Yorum Getir :)