e-günlük

HÜSS, ANNESİYLE…

Hüss, nihayet az önce kavuştu annesine. Benim yatağımda uyuyakalmıştı. Aslan köpeği anlat bana demişti. Abimle yengem gece geldiklerinde Hüss, belki de çok özlediği annesiyle oynuyordu rüyasında… Kucaklayıp götürürken onu evine, Ne büyük bir sınavdan geçtin küçücük yüreğinle dedim. Aslında hepimiz ağır bir sınavdan geçmiştik.

Köyde Hüss’ü bırakıp geldiğimiz akşam, annemle bilgisayarın başında nasıl da ağlamıştık gözyaşları içerisinde. Sonra Hüss’ü getirirken Aydın’a, annesinden ayrılmanın hüznüyle usulca ağlamıştı, başını babasının göğsüne yaslayarak. En son dün Evren amca senin annen var burada ne güzel, benim yok demişti dudaklarını bükerek, o her zamanki masum bakışıyla…

Ard arda gelen ölümler, hastalıklar, zorunlu ayrılıklar… Son 4 aydır ne sınavlardan geçtik. Ama en ağırı Hüss’ün birkaç günlük anne hasretiydi ve çok şükür bu dayanılmaz hüzün son buldu bu gece. Hüss şimdi ait olduğu yerde, annesinin kucağında devam ediyor uykusuna…

Lunaparklar, alışverişler, hediyeler, patates cipsleri… Bir dediği iki edilmemesine rağmen mutlu olmadı hiçbir şekilde. Bir yanı eksikti çünkü Hüss’ün. Bu zaman zarfında hep şunu düşündüm: Ayrılan ve çocuk savaşına giren anne-babalar nasıl susturuyorlar vicdanlarını acaba her gün gördükleri manzara karşısında. Çocuğu sahiplenmek, anaya babaya göstermemek ona ne büyük bir zulüm çok iyi anlayabildim Hüss’le yaşayarak. Annesini küçük yaşta kaybeden çocukların durumunu ise anlamak, cümlelere dökmek mümkün değil. Allah kimseyi anasız bırakmasın. Sanki babasız oluyor da… annesiz ne mümkün…

Bir önceki 2008 Ramazan Bayramı başlıklı yazımda emine nine, fotoğraf ve harun boylu hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın