e-günlük

ONUN DEDESİ CENNETTE

Mehmet Dedemi çok özledimdedi iki defa… Tamam oğlum, dedenle de oynarsınız ne güzel diye cevap verdi annesi. Denizli yolundaydık. Gelen telefon üzerine alelacele yola düşmüştük. Hüss ve annesi Seda Yengem dışında hepimiz köye neden gittiğimizi çok iyi biliyorduk: Hüseyi’nin çok özlediği Dedesi, aniden vefat etmişti. İnsan kendi haberini duymazmış derler. Seda Yengem saatler süren yol boyunca “kendi acı haberini” duymadı. Tıpkı Dedesiyle oyun oynamayı bekleyen Hüseyin gibi…

Hüseyin, geçen aylarda vefat eden anneannemi “cennet”e uğurladığı gibi, Mehmet Dedesini de “cennet”e yolcu etti. Kendinden yaşça büyük çocukların dedene ne oldu biliyor musun, öldü o diye ısrarlı sözlerine rağmen Hüseyin, ona anlattığım Aslan Köpek masalıyla, bakkaldan aldığım mavi topuyla meşgul oldu. Henüz onun için “ölüm” diye bir şey yoktu. Ölümün acısı, ateşin düşünce yaktığı yer Hüseyin’e henüz çok yabancıydı. Onun için ölen herkes “şimdi cennette”ydi.

Cenazeden sonra Hüss’ü köyde bırakıp gelmek öyle zordu ki… Özledim çocuk seni, gel burayadedim durdum bütün bir gece. Bak ölümler ne çok, ne çabuk…Henüz 5 yaşındaydı ama hiç dedesi kalmadı hayatta. Üstelik her ikisi de Nisan’da göçüp gitti.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

  • Yanıtla Sudiye 28 Ağustos 2011 at 23:44

    Benim dedemin ismine de Mehmet’ti.Babam on beşindeyken ölmüş. Hep tariflerle anlatırlar, hep iyi anlatırlar. Dedem ölünce babaannem fotoğraflarını kaybetmiş ya da ölünün fotoğrafına bakılmaz inancıyla kim bilir ne yapmış !Çok isterdim görmeyi, bir tane bile fotoğrafı yok. O yüzden belki de, babam ölünce bütün fotoğraflarını toplayıp sakladım babaannemden.

  • Bir Cevap Yazın