e-vreniyyat

SUS/TU/K

Ne hissettiğini çok iyi anlıyordu delikanlı, genç kızın. Biri sarışın, biri esmerdi. Biri yazar’dı, diğeri çizer’di. Her ikisi de hayatlarının en büyük sınavlarından birine hazırlanırlarken tökezledi sarı saçlı olanı, elinde çizimleriyle. Sıra esmer delikanlıdaydı. Hayat karşısında en önemli sınavlarından birini vermeye hazırlanırken, sarı saçlının hüznünde yanında olamamıştı. Elinde sadece yazıları vardı, yüreğinde ise mahcubiyeti…

En büyük başarı, sana bir can verilmesiydi aslında. Asıl başarı, sana sunulan hayatı hakkıyla sürdürebilmek, son durakta adına yaraşır şekilde ait olduğun yere geri dönebilmekti. Gerisi yalandı…

Bir sözü vardı yazar olanın: Denizin kenarında bir simit, bir çay ve de sıkı bir muhabbet… Sonra aynı yürek, cümlelerini siyah harflere döktü. Üstüne de söz verdiği manzarayı ekledi. Ege’nin mavisinde yanyana işte o manzarayı seyredeceklerdi, ellerinde çay ve simitle…

Yüreklerinde ne vardı bilinmez, gönülleri buruk. Gençlikleri de, tıpkı çocuklukları gibi koşuşturmayla, sınavlarla geçiyordu. Hayat öylesine kısaydı ve bunu öyle iyi biliyorlardı ki… Ve esmer delikanlı, sarı saçlı kız karşısında “sustu”: Yanımda yürür müsün, bu yolda…

facebook sayfası: http://tr-tr.facebook.com/evrensoyucokphotoblogger

facebook’evreni: http://www.facebook.com/evrengunlugu

twitter’evreni: https://twitter.com/#!/evrengunlugu

e-vren’i reader’dan anlık takip et: http://www.evrengunlugu.net/feed/

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

1 Yorum

  • Yanıtla Sumeyra 23 Ağustos 2011 at 01:59

    Peki ya sarı saçlı kız?

  • Bir Cevap Yazın