Monthly Archives

Haziran 2006

e-günlük

KPSS

Şu an saat 23:47. Haziran ayının son günü… Kısa ve öz yazacağım. Öğrencilik hayatım boyunca girdiğim 2 adet Anadolu Liselerine Giriş Sınavı [ilki sorular çalındığı için iptal edilmişti.], 5 adet ÖSS [Dördü Pamukkale TDE’ye giriş, beşincisi Adnan Menderes TDE’ye geçiş içindi :) ], 1 adet LES [ilk atışta tam isabet],  1 adet ÜDS [tam bir fiyasko] ve nihayet KPSS. Arada girdiğim başka ulusal sınav varsa da hatırlamıyorum. Girdiğim onlarca vizeyi ve finali ise sayamıyorum bile. Hamburger çocuğu diyorlardı ya hani 80’li nesle. Ne alakası var, sınavmania oldu 80’li, 90’lı, 2000’li nesiller.

Yarın sabah 09:30’dan akşamüzerine kadar KPSS soruları ile cebelleşiyor olacağım. Önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde alınacak 32  Edebiyat Öğretmeni kadrosuna yerleşebilmek için değil yarışım. Ben ki pedagojik formasyonu bile olmayan bir Türk Dili Edebiyatı Bölümü mezunuyum, öğretmenlik benim ne haddime :)

e-günlük

YARATICI ŞİİR PROJESİ

EVREN‘LE ŞİİR YAZMAK İSTER MİSİN?

Yapman gereken tek şey, 01 Temmuz Cumartesi akşamına kadar evrengunlugu [et] gmail.com adresine istediğin herhangi bir kelimeyi göndermek ve proje detayının yer aldığı epostayı beklemek. [Proje gereği her bir katılımcı sadece tek bir kelime gönderecektir.]

Blogcu aleminin ilk ve en büyük “Yaratıcı Şiir Projesi

 PRENSTENES, GÖKÇEŞAİR, YEŞİLELMA ve KUŞADASI ADABİYAT ATÖLYESİ

 tarafından desteklenmektedir.

[Kelimelerin eposta yoluyla gönderilmesi gerektiğinden bu yazı yoruma kapatılmıştır.]

e-günlük

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM :)

Yaprakların üzerindeki çiğ kadar ince

Tatlı meltemin serinliği var yüzümde.

Bakmayın bu sakinliğe, bu sessizliğe

Benim dünyamda her şey böyle…

Doğum günleri belli bir yaşa kadar kutlanmak için elbette. 25 yılı geride bırakıp artık yaşlanmaya doğru giden bir bedene sahip olduğunu bilmek hüznü de beraberinde getiriyor şüphesiz. Daha ne kadar yaşayacağını bilmiyor olmak, sonsuz bir yaşlılık fikrini de doğuruyor, işte güzel olan bu. Daha iş bulacağız, askerlik yapacağız, evleneceğiz, çocuk sahibi olacağız vs. Dönüp arkama baktığımda kanadımın biri eksik bunca yolu yürüyebildiğimden dolayı şükrediyorum ve gurur duyuyorum kendimle. Ailemle, babamla, dostlarımla… Ben bu hayatı seviyorum, sizi sevdiğim kadar…

Öncelikle birlikte bana sürpriz yapan canım AİLEM ve KAVAS ailesine (Raziye teyze, Fatih ve İlknur), Ayşe ERDOĞAN, Hatin SAVÇI, Salih GÜRBÜZ, Sevil DİNÇER, Betül ATLI, Deniz ve Ozan ALPAY [aynı zamanda 26 Haziran Ozan’ın da doğum günü], Çağlar, Meldanur BULUT, Elif YILMAZ, Şemsi Nur ÖZER, Bade PAMUKÇU ve Ferit BAYKAL’a doğum günümü kutladıkları için yürekten teşekkür ediyorum.

e-günlük

TATİL KİTABI ANTİPATİM VAR

Ahmet ya da Ayşe, isimleri önemli değil. İktisat fakültesinin herhangi bir bölümünden mezun. Bir muhasebecinin yanında çalışıyor; ekmek arası döner, simit vs almaya gönderiliyor. Pazar günleri pazarda tezgah açıp meyve satıyor. Ve “ben bu işi ortaokuldayken de yapar, bu zamana kadar altıma araba çekerdim. Üniversite okumama gerek yoktu!” diyor bizim Ahmet ya da Ayşe. Siz bu gençlere ne diyebilirsiniz ki…

Bakıyorum sağlık karneme, vize bitiş tarihi Haziran 2006. Eylül-Ekim döneminde işe yerleşene kadar yolda dikkatli yürümek zorundayım. Liseden mezun olup üniversiteyi ilk girişte kazanamayınca da sağlık güvencemi kaybetmiş, 2001 yılında üniversiteyi kazanana kadar karşıdan karşıya geçerken besmele çekmiştim. Peki, bunu nasıl açıklayabilirsiniz…

Fotokopi çektiriyorum kırtasiyede. Son derece bilinçli (!) bir ana-baba giriyor içeri. “Kızım ilköğretim ikinci sınıfa geçti, ona uygun tatil kitabı var mı acaba?” diye soruyor baba. Satıcı -Allah’tan- “henüz gelmedi.” diyor. İyi ki gelmedi, adı üstünde tatil, bırak da tatil yapıp dinlensin ufacık kız.

OKS, ÖSS, LES, ÜDS, KPDS, KPSS vs vs vs. Sonra bir bakmışsın işsiz güçsüz, sigortasız birisin (mi acaba?)

e-günlük

LES İLE TÜKENDİ UMUTLAR

TÜKENDİ ORTAK HAYALLERİMİZ…

Dün LES sonuçları açıklandı. Çoğu üniversite mezunu yerle yeksan. Ortak yüksek lisans ya da formasyon hayalleri kurduğumuz arkadaşlarla da hayallerin sonuna geldik. Rüya bitti, hayat acı acı gülümsedi bize…

Adın Ahmet, Mehmet, Ayşe ya da Fatma. Herhangi bir Fen Edebiyat Fakültesi‘nin Türk Dili Edebiyatı, Biyoloji veya Sosyoloji vs bölümü mezunusun. Dört yıl boyunca edebiyattan başka, sosyoloji, psikolojiden başka bir ders görmemişsin. Alanınla alakalı hangi bilgiye muhtaçsan müfredata o dersleri koymuşlar. Sen bu zorlu yolculuğun sonuna gelip kariyer ya da öğretmenlik hayalleri kurarken sistem karşına LES‘i koymuş.

Bana dört yıl boyunca Türkçe ve Edebiyattan başka bir ders göstermeyen sistem, kalkıp 80 matematik çözmemi istiyor. Diğer Fen Edebiyat Fakültesi bölümlerinde okuyanlar için durum daha da vahim. Sadece birinci sınıfta gördükleri edebiyat dersi dışında LES‘te çıkan hiçbir bilgiyi üniversite sıralarında almıyoruz.

Sonra LES kursu veren dershaneler türüyor, sistem tıkanıyor, birileri rant sağlıyor, birilerinin hayalleri suya düşüyor, vs vs vs.

Dün binlerce insan LES sonuçlarında hayal kırıklığına uğradı. Bölümünü 85-95 ortalamalarla ve başarıyla bitirmen yeterli olmadı. Her şey bir anda yalan oldu. Koskoca bir yılın yandı. Şimdi de birileri İngilizce diye dayatıyor. Dilekçe yazmayı bilmeden mezun verirken üniversiteler, İngilizceden 50-60 almanı istiyor. İnsanın bazen hayal kurası bile gelmiyor…

LES‘te hayal kırıklığına uğrayan bütün arkadaşlarıma geçmiş olsun diliyor, yüksek puan alanları da tebrik ediyorum.

e-günlük

AKUT’A KOYULAN AMBARGO

Bugün AKUT‘un resmi internet sitesini ziyaret ettiğimde okuduğum habere inanamadım. Dünyanın hayran olduğu bizim AKUT, bakın nelerle uğraşıyormuş kendi öz vatanında:

Sivil Savunma Genel Müdürlüğü 3 yıldır AKUT Ekiplerinin yurt dışındaki afetlere yollanmasına amborga koyuyormuş.

RTÜK ise AKUT‘un bağış toplamaya yönelik kamu spotunun yayınlanmasına izin vermiyormuş.

Devletin resmi kurumlarının tavır takındığı AKUT, Türkiye’nin ve dünyanın sevgisini kazanmış Arama Kurtarma Derneği’nden başkası değil. AKUT üç yıldır faaliyette. Son üç yılda 55 acil duruma başarılı müdahalelerde bulundu; yılda ortalama 83 kişinin hayatını kurtardı. Pakistan depremine dünyada ilk ulaşan arama kurtarma ekibi de AKUT olmuştu.

Yukarıda adı geçen devletin resmi kurumlarının akıl almaz tavrına, TV kanallarını sadece yarım saat seyrederek daha da sinirlenmemek elde değil. Onuncu yılını kutlayan AKUT, bundan dolayı bir tanıtım filmi hazırlamış, üstelik film için RTÜK İzleme Değerlendirme Dairesi olumlu rapor vermiş. Buna rağmen RTÜK Başkanlık Makamı tanıtım filminin de, 45’lik kamu spotunun da yayınlanmasını uygun görmemiş. Çünkü filmde para toplamaya yönelik bilgiler ve mesajlar varmış.

AKUT, Bakanlar Kurulu tarafından verilen “kamu yararına çalışan dernek” belgesine de sahip, İçişleri Bakanlığı’nın “Türkiye’nin her yerinde bağış toplama” iznine de… Kısacası AKUT devletten yardım almayan sadece bağışlarla ayakta durabilen bir sivil toplum kuruluşu. Hal böyle olunca ne yapmak gerekiyormuş: AKUT’a bağış yapmak…

Faturalı TURKCELL, TELSİM, AVEA hatlardan AKUT yazarak 2930‘a sms gönderebilir [5 ytl] ya da Türkiye’nin bütün büyük bankalarında AKUT için açılan 2930 numaralı hesaplara bağış yapabilirsiniz.

e-günlük

KAFESTEN ÇIKMIŞ ASLAN GİBİYİM :)

Hani bazen diyorum, sussam da hiç konuşmasam…

“Mezun oldun, ne hissediyorsun?” diye soruyorlar; “Kafesten çıkmış aslan gibi hissediyorum kendimi.” diye cevaplıyorum.

ÖSS’ye kalabalık bir ekip eşliğinde hazırlanıyorsun. Dershane hocaların, rehber öğretmenlerin, ailen, dostların vs muhteşem bir kalabalık. Üniversite yılların desen curcuna… Bir dünya “sen gibi” arkadaş. Ve bir gün kep havaya atıldığında daha yere düşmeden 120 km hızla çarpıyorsun duvara. Hayatın acımasızlığı karşısında “bir başına”sın. Herkes çil yavrusu gibi darmadağın.

Bütün işler bana ait gibi  sanki. Herkes sen mezun olasın da seni hemen işe almak için kuyrukta bekliyor. Sonra bir bakmışsın bir dershanede karın tokluğuna çalışıyor ya da okuduğun bölümle alakasız bir işte sigortasız çalışıyorsun. Çünkü sen ÖSS tercih formunda en çok kontejyana sahip Fen Edebiyat Fakültesi bölümlerinin herhangi  birinden mezunsun.

Bade, merak edip sordu, ben de yazıyorum. Henüz mezun olduğumun çok da bilincinde değilim. Arkadaşlarım teker teker otobüse binip gidiyor, şimdilik ayrılıklara üzülüyorum. Bu sabah bitirme tezimi teslim ettim ve bütün derslerimi başarıyla verdim. Ayrıca bugün açıklanan LES’ten çoğu arkadaşımın düşük puanlar almasından dolayı üzüntü içerisindeyim. Dört yıl boyunca iyi bir eğitim al, başarıyla okulu bitir ama LES’i geçemeyince hepsi sıfırlansın. İş bulmak, bir yerlere yerleşmek aklımı meşgul etmiyor bunca şey arasında.

Biliyorum ki, kısmetten öteye geçilmiyor. Üniversite öğrenciliğimin günlükleri düşülürken e-vren günlüğü‘nde, mezuniyetimin de notları düşüldü sanal dünyama. Bakalım dana ne notlar düşülecek, nelere şahit olacağız. Hep beraber okuyacağız…